Tabu olan bir meseleye cesurca bir dokunuş; “Konsomatris”

banner37

Yönetmen Talat Gökdemir, ülkedeki ataerkil yapıyı, 17 yaşındaki bir gencin “milli olma” hikayesini hâlâ tabu olan gece kulüpleri üzerinden anlatıyor

banner87
Tabu olan bir meseleye cesurca  bir dokunuş; “Konsomatris”
banner90
banner99

Murat OBENLER

Yaşamını İngiltere’de sürdüren Talat Gökdemir ve Alasdair Bayne’nin birlikte yazıp yönettiği kısa film Kıbrıs Türk toplumunda cinsel ayrımcılık/ sömürünün vücut bulduğu, “tabu” olarak görülen ve bozuk bir sistem içerisinde ataerkil yapının çarklarını sürdürdüğü önemli mekanlardan gece kulüplerinde gerçekleşen ataerkil erkeklik adetlerini provakatif bir şekilde, alayvari bir sinema diliyle hicvederek beyazperdeye aktarıyor.

Yönetmen toplumda erkeklerin gizlice gittikleri ve konu kendi etrafında konuşulduğunda rahatsız bile oldukları, yasak olmasına rağmen devletin vergisini de alarak bir nevi meşrulaştırdığı ve köşesine çekildiği gece kulübü konusuna aile kavramı ve eğitim boyutuna da göndermeler yaparak cesurca bir mesaj gönderiyor.

“Koyun sürüsü gibi markete iteklenen yabancı  uyruklu kadınların görüntüsü bizleri çok etkiledi”

SORU: Filmin genel konu yapısını oluştururken bu alanı (bekaret/milli olma, gece kulübü sektörü ve yapısı, beden sömürüsü, psikolojik, etik, hukuki boyutları vs.) ne kadar biliyordun ve filmi yaparken ilk çıkış noktan ne idi (yaşadıkların, gördüklerin, duydukların, sıra dışı bir olay vs.)?

GÖKDEMİR: 2015 yılında hafta sonu filmine hazırlanırken, bir süpermarketin oto parkında her Kıbrıslı için normal bir olaya denk gelmiştim. Konsomatris filminin ortak yazarı ve yönetmeni Alasdair ile alışverişe gelmiştik. Otoparkta bir Van ve içerisinden dışarıya çıkan çok sayıda yabancı uyruklu kadın gördük, arkalarından bir nevi onları bir koyun sürüsü gibi markete doğru itekleyen bir gece kulübü çalışanı da vardı.

   Bu kadınlar, görünümleriyle herkesten farklı durmaktaydılar. Alasdair de bunu sorgulayınca, ülkemizdeki gece kulüplerinin aslında kerhane görevi gördüğünü, erkeklerin bu yerleri ziyaret ettiğini, birçok liseli gencin de ilk cinsel deneyimlerini bu yerlerde para karşılığında yaptıklarını anlattım. İlk kez sanırım bu sistemi birisine uzun uzadıya anlattığımı fark ettim, daha da kötüsü anlattıklarımdan sonra Alasdair’in yüzündeki ifadeyi gördüm. Bunun kabullenmiş bir sistem ve gelenek olması onu çok şaşırtmıştı.

   Bu filmi çekmeye karar vermemiz için ekilen ilk tohumdu aslında. Ben de lise çağlarında bunun kötü, ahlak dışı ve belki de yasa dışı olduğunu biliyordum ama o yaşlarda herkesin yaptığını yapmak, ait olup dışlanmamak, daha ağır basan duygular oluyor maalesef. Aile ortamında ve özellikle okullarda da cinsel eğitim üzerine bir içerik olmadığından, o yaştaki çocuklar, kendilerine göre bazı kararlar vermek zorunda kalıyorlar. Beden sömürüsü ve bunun etik boyutları bu nedenle birçok erkeğin kendi kişisel gelişimi içerisinde, kendince öğrenip, doğruyu ve yanlışı öğrendiği bir yolculuk oluyor.

SORU: Filmin erkek gözüyle, bakış açısıyla giden bir kamera seçimi var. Bu ilk sahneden son sahneye hatta jeneriğe kadar gidiyor. Bu erkek egemen bakış açısı ve ataerkillik olgusunu tüm filme yaymışsın. Bu seyirciyi o dünyaya ve duyguya götürmek için mi seçtiğin bir tercihti?

GÖKDEMİR: Filmin ilk karesi olan bir erkeğin doğrudan izleyiciye bakışı ile bunun tamamen bilinçli bir tercih olduğunu ortaya koymak amacındaydık. Bunun normal şartlarda bir fantezi olduğunu, ama tamamen ataerkil bir yapıda bunun fanteziden gerçekliğe kayabileceğini ve bunun tehlikeli bir durum oluşturduğunu göstermek istedik. Cinsiyetler arası eşitliğin olmadığı ve gücün bir tarafa odaklandığı bir sistemde bunu bazen fark etmek de güç. Çünkü normalleşmiş bir düzeni bu sefer sorgulayacak insanlar bulamazsınız.

“Düzenin gerçekliğinin dozajını artırarak,  abartılı ve alayvari bir dil yaratmak istedik”

SORU: Filmde kadınlar hep seçilmeyi bekleyen varlıklar olarak yansıtılmış. Bu gerçek hayatta da böyle midir? Okuldaki kız, evdeki eş, gece kulübündeki kadınlar hep bir erkek tarafından seçilmeyi/ yönlendirmeyi mi bekliyor?

GÖKDEMİR: Tabii ki de hayır. Ama bahsetmiş olduğum gibi, eğer sistem uzun süredir belli bir anlayışla sürdürülmüşse ve eleştiriler onu hiç değiştirmemişse, insanlar sorgulamayı bırakır. Düzen normalleşir. Bunun içerisinde hem erkek, hem de kadın vardır. Hepimiz etkileniyoruz. Filmde şimdi mevcut olan sistemi görselleştirirken, o gerçekliğin dozajını artırarak, abartılı ve alayvari bir dil yaratmak istedik. Bu yüzdendir ki, bu fantezide kadınlar ya seçilen, ya satın alınan, ya da arka planda yüzleri gözükmeyecek şekilde dolaşan bireyler olarak görüyoruz.

SORU: Erkek olmak ve gece kulübü ilişkisi bir kader midir yani bu topraklarda? Hâlâ daha bu cendere devam ediyor mu? Yabancı kadınların ve ülkedeki erkeklerin bedenini ve ruhunu sömürmeye devam ediyor mu?

banner134
GÖKDEMİR: Kadercilik, yapabileceğimiz en umutsuz ve talihsiz şey aslında. Çünkü insan, umudu sever, olumluluğu ve iyiliği yansıtmak ister hayatında. Şu anda, birçok tepkiye rağmen, halen daha hüküm süren bazı anlayışlar vardır. Bunu değiştirebilmenin birçok yolu vardır. Çok sayıda insan hakları ve kadın hakları üzerine çalışan insanımız vardır. Kanaatimce, bu anlayışları değiştirmenin en zor yanı, bunun uzun zamandır devam eden bir alışkanlık olması. Birçok insan, erkeklerin gece kulüplerine gitmesini yanlış bulmuyor, aksine bunun onların doğasında olduğunu ve en azından kendi insanımıza sapık isteklerle yönelmemelerini sağladıklarını söylüyor. Bu tabii ki tamamen saçma ve yanlış bir düşünce yapısı. Bunu ancak insanlara mantıksal ve bilimsel, biraz da duygusal yaklaşımlarla anlatıp, fikirlerinde değişime yol açabiliriz. Bunun içerisine film, tiyatro, müzik vb. sanat çalışmaları da giriyor elbette.

SORU: Şu anda yaşadığın İngiltere’de bu konudaki durum nedir? Kuzey Kıbrıs gerçekten bir gece kulübü cenneti değil de cehennemi (işletme sayısı/müşteri sayısı/çalışan sayısı açısından) değil midir?

GÖKDEMİR: İngiltere’de para karşılığında iki kişinin birbirleriyle anlaşıp seks yapması yasa dışı değil. Ama bunu halka açık yerlerde yapmak yasak, gece kulübü adı altında kerhane işletmek yasak, bunu ticari olarak yapmak (p....nklik yapmak) yasak, başka bir insanı pazarlamak yasak.

   Maalesef bazı yasak olan şeyler, Kuzey Kıbrıs’ta da yasak olmasına rağmen yasa olması gerektiği gibi ne çalışıyor, ne de o yasanın geliştirilip kapsamlaştırılmasına müsaade ediliyor. Çok zorluklar çıkarılıyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de devletin bu yerlerden elde ettiği vergi gelirinin muazzam olması. Devletin bu kazancı da ne demektir? Kadınların ne pahasına olursa olsun pazarlanabileceğini, her genç erkeğin bekâretini gece kulüplerinde kaybedebileceklerini onadıklarını ve buna karşı bir hareketlerinin olmayacağını gösteriyor.

“Bir ilişkinin karşılıklı istek  üzerine kurulması gerektiği değil,  tam tersi öğretiliyor”

SORU: Güzellik kavramı üzerine de bu filmde çok güzel dokunuşlar var. Para-güzellik ilişkisi. Güzel kadınlar-para-seks üçgeni. Ve okuldaki normal olan aşk ilişkisi. Hayvansal ihtiyaçlar ve aşk duygusu arasında gidip gelen genç, bu sürecin ne kadar sıkıntılı bir dönem olduğunu da gösteriyor. Sen ne dersin bu güzellik meselesine?

GÖKDEMİR: İlginç bir noktaya değindiniz. Hayvansal ihtiyaç özellikle çok kullanılan bir deyim, ama aslında insancıl bir ihtiyaç olduğu pek konuşulmuyor. Bunun karşılıklı sevginin ve aşkın bir parçası olduğu da doğru dürüst öğretilmiyor. Genelde gösterilen, bir erkeğin sert, ciddi, maço olması gerektiği ve bunun da kadınları cezbettiği ve cezbedildikten sonra kadınların savunma sisteminin yenik düşüp, kendilerini kaybettikleri, ve böylece bir birlikteliğin başladığıdır. Hangi Türk filmini ve dizisini izlersiniz, muhakkak güç dengesi budur ve bu öğretiliyor. Nedense bir ilişkinin karşılıklı istek üzerine kurulması gerektiği, sevgi ve saygı çerçevesinde olması öğretilmiyor. Bunun da en büyük nedeni, güç dengesinin yitirilecek olmasıdır.

SORU: Beethoven seçimi filmde hangi noktayı tamamlıyor veya destekliyor?

GÖKDEMİR: Kullanılan müzikler, çoğumuzun tanıdığı, birçok kez duymuş olduğu müziklerdir. O yüzden seyirci, müziğin ilk melodisini duyduğu an, otomatik olarak bir şeyler hissetmeye başlar, bir beklentinin içine girer. Biz de izleyicinin, normalde neşeli bir beklenti içerisine gireceği bir müziğin, gerilim veya dramatik bir sahnede kullanıldığını anlayıp, kendisini sorgulamasını istedik. Alışkanlıklarımız her zaman doğru mudur, yoksa sadece alıştığımız için mi böyle hissediyoruz?

SORU: Klasik müzik eşliğinde gece kulüplerinin resmi geçidi ve yavaş yavaş ışıldayan dağlardaki ülke bayrağı (uluyan köpekler eşliğinde) konuyu bir anda sosyolojik bir noktadan daha ulusal bir kimliğe taşıyor. Çok beğendiğim bir son olduğunu söyleyebilirim. Farklı sonlar düşündün mü? Neden böyle bir sonu tercih ettin?

GÖKDEMİR: Bize ait bir hikaye çünkü. Bize özgü, herkes tarafından bilinen, tabu olmasına rağmen devletin en üst yetkilileri tarafından desteklenen bir hikaye. Gece kulüplerimiz ve onu ziyaret eden gençlerimizin hikayesi. Bir devletin bayrağı çok şeyi temsil eder. Geçmişimizi, savaşlarımızı, akan kanı, barışı, huzuru, ama özellikle insanını temsil eder. Bize dair bir hikaye anlatılmışsa, bunun içinde de bir mesaj ve eleştiri varsa bu tüm insanlarımız içindir. Aynı zamanda bizi yöneten, verdikleri kararlarla hayatımızı etkileyen devlet içindir. Eleştiri, bir çözüm arayışıdır. Sanat sorgulamak için vardır, anlatılmayanları anlatmak içindir, bazı insanların çekindiği şeyleri daha iyi anlamak içindir.

SORU: Filmin çekim öncesi, çekim ve çekim sonrası süreçlerinde kimler yer aldı?

GÖKDEMİR: Film 2016’ya dayanan bir geçmişi var. Çekimleri Şubat-Mart 2019’da gerçekleştirdik. Filmin çekimlerinde Kuzey Kıbrıs’taki arkadaşlarım farklı yönlerde çok yardımcı oldular. Filmin başrolünde Nehir Karaaslan rol alırken yan rollerde Maja Laskowska, Günyol Bakoğlu, Onur Haşim Tamer, Kadir Ünveren, Barış Refikoğlu ve Asu Demircioğlu rol alıyor. İngiltere ve Kıbrıs’tan ekiplerin yer aldığı filme de görüntü yönetmeni Andrew O’Connor, set ve ışık şefi Fuat Sözen, sanat yönetmeni Sıla Tüfekçioğlu, ses kaydında Haitam Banoori ve makyöz olarak Duygu Göze Ergöknil çalıştı. Yapım şirketi Quip Productions, teknik ve ekipman desteği sağlayarak, filmin gerçekleşmesinde katkıda bulundu.

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2020, 11:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75