‘Tanınmamışlık’ sarmalında müzikal yolculuk

Küçük bir köyde kurularak dünyaya açılan grubun melodileri Arapça temelli, çizgisi ise uluslararası Golan Tepeleri’nin müzikal elçileri:Tootard

‘Tanınmamışlık’ sarmalında müzikal yolculuk
  • 24 Ağustos 2018, Cuma 10:42

Murt OBENLER

Arap coğrafyasının en karışık ve istikrarsız bölgelerinden olan, insanların devletsiz bir şekilde yaşamak zorunda kaldığı Golan Tepeleri’ndeki küçük bir köyden çıkarak dünyanın tüm kıtalarında koserler veren Tootard grubunun vokalist/gitaristi Hasan Nakhleh ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Özel geçiş belgesiyle seyahat eden ve 6 aylık vizelerle müzikal yaşamlarını sürdüren grubun zorlu müzikal yolculuğu “tanınmamışlık” sarmalı içinde boğuşup uluslararası alana açıl(a)mayan Kuzey Kıbrıslı müzisyenlere de iyi bir örnek oluşturuyor.

SORU: Grubun kuruluşunu biraz konuşmak istiyordum. Müzik ne zaman ve nasıl hayatınıza girdi? Nasıl bir araya geldiniz?

NAKHLEH:  Biz Golan Tepeleri’ndeki 10 bin nüfuslu Majdal Shams köyünde doğan gençleriz. Burası Suriye sınırına çok yakın bir yerleşim yeridir. Biz (ben ve davulcu kardeşim Rami) enstrümanlarla dolu bir çevrede büyüdüğümüz için çok şanslıyız. Ailemiz hem müzik dinlemeye çok meraklıydı hem de babam ud çalardı, büyük kardeşim kanun çalardı böylece küçük yaşta enstrümanlarla tanıştık. Ben ise vurmalılarla başladım.

“Küçük yaşta ailede içinde müzikle tanıştık”

SORU: Sizin evde küçük bir aile orkestrası varmış...

NAKHLEH: Evet özellikle bayramlarda, yılbaşında ve özel günlerde babamın uduyla yaptığı ve Umm Kulthum ile Feyruz’dan şarkılarla donattığı geleneksel Arap müziğini çok beğenirdik. Ben de keman öğrendim ve perküsyon çalan kardeşimle bu şarkılara eşlik ederdik. Yani müzikle ilk tanışmamız babamın sayesinde oldu ve kulaktan duyarak öğrendik. Daha sonra Rus hocalardan klasik piyano, keman eğitimi aldım ama dünyaya kapalı Golan Tepeleri’ndeki küçük bir köyde küçük yaşlarda müzikle tanışmış olmam benim avantajım oldu.

“Dünyadan izole bir toplumda müzik nefes almamızı sağlardı”

SORU: Tabii ki Orta Doğu coğrafyasının zengin sanatsal, kültürel mirası ortada duruyor. Bu da müzik tarzınızda etkili oldu diye düşünüyorum.

NAKHLEH: Tabii ki Filistin, Lübnan, Ürdün, Mısır gibi ülkelerde yapılan günümüz müziğinde geçmişteki ortak müzikal mirasın etkileri görülüyor. Bizim sorunumuz bu ülkelere serbest olarak seyahat edemeyişimizdir. Doğaya gidip tarım yapmaktan başka seçeneğin olmadığı bir coğrafyadan bahsediyorum. Çoğu genç aileleriyle tarlalara gidip patates yetiştirirken biz de enstrümanlarımızı alıp doğada sürekli jam sessions (doğaçlama müzik) yapıyorduk. Basgitarcı Shadi Awidat ve saksafoncu Amr Mdah arkadaşlarımızla da müzik sayesinde tanıştık. Çünkü dünyaya kapalı izole bir toplumda yaşadığımız için müzik bizleri birbirimize bağlayan ve nefes almamızı sağlayan çok önemli bir araçtı.

SORU: Müzik sizlerin hayatında bir nevi doğal meditasyon da olmuş gibi...

NAKHLEH: Kesinlikle. Önce müzik yapıyorduk ve sonra bu müziğimizi ortaklaştırarak 2010’da grubu kurduk. Sonra da besteler yapmaya başladık. Müzik hep hayatımızda meditatif bir etki yarattı.

SORU: Bugün dünyanın farklı ülkelerindeki birçok festivale konuk oluyorsunuz.  Herhalde amatör olarak kendi köyünüzde mi başladı konser serüveniniz?

NAKHLEH: İlk konserimizi köydeki bir kafede verdik. Uzunca bir süre köydeki barlarda kafelerde çaldıktan sonra yakınlardaki Hayfa şehrine giderek başka insanlara da ulaştık çünkü orada Filistinliler’den oluşan alternatif Arap müziği kültürü mevcuttu.

Tabii bu arada bir arkadaşımız dışında tüm grup üniversiteye gitti ancak ben ve kardeşim bu eğitimi tamamlamadık çünkü bir müzik yapmak istiyorduk. Saksafoncumuz Amr Mdah, Kudüs’e gidip orada caz ağırlıklı müzik eğitimi aldı. Üniversite diploması olan müzisyenimiz de var yani.

“Ben ve kardeşim müziği kulakla öğrendik, jam yaparak ilerledik”

SORU: Grupta farklı altyapılardan gelen müzisyenlerin olması bence grubun müzikal yelpazasinin genişliğinde bir avantaj teşkil ediyor değil mi?

NAKHLEH: Evet kesinlikle. Biz kulakla müziği öğrendik. Nota çalışması değil jam yaparak ilerledik. Amr üniversitede bunun eğitimini gördü ve akademik tarafımızı oluşturuyor.

SORU: Biraz da Tootard’ın müziğini konuşalım isterim. Sizin müziğiniz nelerden etkileniyor. Geleneksel müzikleri günümüz ruhuyla nasıl birleştiriyorsunuz?

NAKHLEH: Zaten biz çocukken de klasik Arap müziği ile hep içli dışlıydık. Kulağımıza hep bu müzik geliyordu ancak dünyanın farklı coğrafyalarında da farklı kültürlere ait müzikler yapılıyordu ve biz bunları da dinlemeye başladık. Caz, bleus, hip hop vs. Afrika müziklerini (örneğin çöl caz müziği)çok seviyorduk ve özellikle Tuareg denilen bu müziği duyunca sen de yapmak istiyorsun. Sonunda “world music” denilen bir müziğimiz ortaya çıktı. Son albümümüzde bu etki daha çok görülüyor (güçlü enstrümanlar kullandık). Rast, bayyati gibi makamları de saksafon ve elektronik gitar kullanarak yorumladık.

“Müziğimiz hiçbir türe veya ülkeye ait değil, uluslararası bir stilimiz var”

SORU: Biraz albümlerden bahsedebilir miyiz?

NAKHLEH: İlk albümümüz 2011’de çıkardığımız “Nuri Andaburi” idi. Daha sonra 2 yıl ara verdik. Herkesin kendi işlerine yoğunlaştığı bir dönem oldu. Sonrasında tekrar bir araya gelip birşeyler yapmamız gerekiyor dedik ve tekrardan birlikte müzik yapmaya başladık.

İkinci albümümüz “Laissez Passer” bizim uluslararası bir plak şirketinden çıkan ilk albümümüz olması hasebiyle de önemlidir. Glitterbeat Records şirketinden çıkan bu albüm ile Avrupa piyasalarına daha iyi bir şekilde açıldığımızı düşünüyorum. Müzik bizim için yaşadıklarımızı anlatmanın da bir aracıdır. Sadece notalardan ibaret bir durum değil. Yaşadığımız toprakların uluslararası devletler sisteminde bir yeri olmadığı için dünyanın diğer yerlerine devletsiz kişilerin taşıdığı “Laissez Passer” diye nitelendirilen özel bir geçiş belgesi ile seyahat ediyoruz. 2. albümün adını da buradan esinlenerek koyduk.

Kardeşim Rami müziklerimizi üretiyor. Müziğimizi kategori etmekte zorlanıyorum ama Avrupa’da “ Dünya Müziği” diye kategori ediyorlar. Yeni albümde melodik sayko-rock da var, Levant renklerinde çöl blues müziği de, reggae müziğinin upbeat ritimleri de var. Gelecek albümde belki elektronik de olacak. Sanıyorum biz sahnedeyken hiçbir ülkeye veya türe ait müzik yapmıyoruz. Uluslararası bir müzik stilimiz var. Ben gitarımı modern de çalabilirim daha doğulu gibi de çalabilirim. Nasıl hissettiğiniz ve seyirciye ne sunmak istediğinize göre geçiş yapabilirsiniz.

“Golan’dan Avrupa’ya taşınarak daha hızlı hareket kabiliyeti kazandım”

SORU: Artık dünyanın farklı şehirleri arasında müziğinizle yolculuk yapan uluslararası tanınılırlığı olan bir grup haline geldiniz. Bu farklı duraklarda müziğiniz nasıl algılanıyor?

NAKHLEH: Ben 4 yıldır Golan Tepeleri’de yaşamıyorum. Daha iyi çalışma şartlarından dolayı Avrupa’ya taşındım. İsviçre’nin Bern şehrinde yaşıyorum. Daha iyi müzik yapabilmem için daha iyi şartların, çevrenin, dinleyicinin olduğu yere taşınmak zorundasınız. Ailem, arkadaşlarım hep orada. Rami ve Amr ise Kudüs ve Hayfa’da yaşadıkları için bölgeye sık sık gidiyorlar.

2. albümümüz dolayısıyla daha çok seyahat ediyoruz ve her konser için yeni vize almanız gerekiyor. Bu zahmetli ve zaman isteyen bir prosedür. Vize kapılarında çok zamanlar harcadık. Avrupa’da bu işleri de daha hızlı yapıyorsunuz.

Devletsiz bir müzisyensiniz. Müzik sizin işiniz ve bunu daha iyi yapabilmek için Avrupa’ya gelmek tercihini kullandım. Zamanla insanlar bu düşünceyi benimsedi. İlk zamanlarda daha az olan vize süresi şu anda 6 ay oldu. Artık Japonya gibi uzak yerlere de gidebiliyoruz.

Tabii ki bizler doğduğumuz Orta Doğu coğrafyasında konserler veriyoruz. Uzun yıllar orada çaldık. Hem biz istiyoruz hem de insanlar bizi dinlemek istiyor. Konser turları ile bu bağlantıyı canlı tutuyoruz.

Dünyada ise konser verdiğimiz şehirlerde bizi seven dinleyiciler oluştu. Tabii Batı’da çoğunlukla insanlar “Konsere gelip 1 -2 saat Arap müziği eşliğinde eğleneyim” diye yaklaşırken “Ne müzik yapıyor bu grup acaba” diye yaklaşan insanlar da oluyor. Bizim de insanların müziğimizle eğlenmesine, mutlu olmasına, rahatlamasına itirazımız yok. Biz kendi müziğimizin daha iyi anlaşılması için biyografilerimizi paylaşıyoruz, insanlarla sahneden sonra uzun uzun sohbetler ediyoruz.

“Milliyetçilik karşıtı bir duruşla aşkı da, hayatı da, mücadeleyi de anlatıyoruz”

SORU: Tootard müziğinde en çok hangi tema/duygu hakimdir?

NAKHLEH: Şarkılarımızda aşk, sevgi de var, doğa da var mücadele de var. Hayattan çeşitli konular da var. Milliyetçilik karşıtı bir duruşumuz olduğunu ve herkesi kucaklayan bir düşünceyle şarkılarımızı yazdığımızı söyleyebilirim. Bu yıl hem konser sayısı, hem yaratıcılık hem de müzik kalitesi olarak çok yol aldık. Bunun için çok büyük bir efor harcıyoruz. Çünkü Golan Tepeleri’nde sorunlar, kapalılık, istikrarsızlık, devletsiz yaşam devam ediyor. Biz bölgeden çıkıp dünyada tur yapan, albüm çıkaran ilk grubuz. Bunun başka grupları da teşvik edeceğini umuyoruz.

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 1 1 0 0 5 3
2 TÜRK OCAĞI LİMASOL 1 1 0 0 2 3
3 GÖNYELİ SK 1 1 0 0 1 3
4 ÇETİNKAYA TSK 1 1 0 0 1 3
5 YENİCAMİ AK 1 1 0 0 1 3
6 CİHANGİR GSK 1 0 1 0 0 1
7 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 1 0 1 0 0 1
8 ESENTEPE KKSK 1 0 1 0 0 1
9 GENÇLİK GÜCÜ TSK 1 0 1 0 0 1
10 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 1 0 1 0 0 1
11 LEFKE TSK 1 0 1 0 0 1
12 GİRNE HALK EVİ 1 0 0 1 -1 0
13 BAF ÜLKÜ YURDU 1 0 0 1 -1 0
14 BİNATLI YSK 1 0 0 1 -1 0
15 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 1 0 0 1 -2 0
16 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 1 0 0 1 -5 0
yukarı çık