banner6

Tarık Akan'lı üç sinema başyapıtı: 'Yol', 'Sürü' ve 'Maden'

banner37

“YOL”: Senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılan, Şerif Gören’in yönettiği “Yol” filmi, dünyada “Yılmaz Güney'in en iyi filmi” olarak bilinir.

Tarık Akan'lı üç sinema başyapıtı: 'Yol', 'Sürü' ve 'Maden'
banner151 banner143

Siyasal içeriğiyle Türk sinemasının en cesur filmlerinden biri… Yılmaz Güney, sanat yaşamının bu çok önemli filmini hapishaneden yöneterek Şerif Gören'e neyin, nasıl yapılacağına dair sürekli bilgiler verdi. Yurtdışında büyük ilgi gören film, Türkiye'de yasaklandı. Gizlice izleyenlere cezalar bile verildi. Filmin izlenme yasağı Türkiye’de çekimden ancak 17 yıl sonra kaldırıldı.

“Yol”, 1999’da Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney’in çabalarıyla gösterime girebildi. 1982 Cannes Film Festivali’nde büyük ödül “Altın palmiye”yi kazandı. Bu ödül ise Türk sinema tarihinde kazanılan en önemli uluslararası başarılardan biridir.

Filmin konusuna gelecek olursak… İmralı Açık Cezaevi'nden bayram iznine çıkan beş mahkûmun öyküsü iç içe gelişir. Tarık Akan tarafından canlandırılan Seyit Ali, şeytana uyup kendisini aldatan karısıyla hesaplaşma derdindedir. Namusuna leke düşüren karısı Zine’ye cezasını vermek için köyünün yolunu tutar. 5 ayrı konulu filmin en ilginç ve sarsıcı bölümünü oluşturan Seyit Ali – Zine hesaplaşmasıdır. Özellikle de amansız kar sahneleri, Seyit'in dermansız kalan genç karısını sırtında taşıması ve tövbekâr Zine'nin donmaması için kamçıyla dövülmesi, ama yine de ölümden kurtulamaması bir insanlık dramı olarak etkileyici sahnelerle irdelenir.

Doğunun törelerine göre, Zine'nin infaz edilmesi görevi öncelikle ihanete uğrayan kocaya düşmektedir. Karısını, ailenin ceza olarak zincire vurduğu ahırda bulan Seyit Ali, onu yanına alarak kar fırtınasında bir ölüm yürüyüşüne çıkar. Dondurucu soğuğa dayanamayan Zine, kendisini bir an önce öldürmesi için kocasına sürekli yalvarır. Gerçekte Seyit, karısının mazlum ve çaresiz halini gördüğü andan itibaren, onu öldürmekten vazgeçmiştir. Zavallı çaresiz kadını kurtarabilmek ve güvenliğe ulaştırabilmek için çırpınır durur. Ne ki, vahşi doğanın ölümcül soğuğuna karşı gücü yetmeyecektir. Diğer dört mahkûmun öyküsü ise çeşitli olaylar içinde sürüp gider. Tümünün de sorunları ve özlemleri, acımasız törelerin mahkûm ettiği kadınlardır.

1981 yapımı filmin diğer oyuncuları Şerif Sezer, Halil Ergün, Necmettin Çobanoğlu, Tuncay Akça ve Meral Orhonsay. Filmin müzikleri takma adla Zülfü Livaneli’ye ait. 114 dakikalık filmin görüntü yönetmeni Erdoğan Engin…
                                                                              *             *             *
“SÜRÜ”: Yönetmen Zeki Ökten tarafından 1978’de çekilen “Sürü” filminin senaryosunu, o yıllar cezaevinde bulunan Yılmaz Güney yazdı. Salon filmleri akımından ayrılıp romantik jönlüğe veda eden Tarık Akan bu filmde ilk kez bıyıklı ve yoksul köylü giysileri içinde görüldü. Yılmaz Güney, hapiste yazdığı ve neredeyse Zeki Ökten’e plan plan uygulattığı bu filmde kendi gerçekçi sinema dilini konuşturur. Güney, “Sürü”de de, diğer filmlerinde de olduğu gibi olayları yorumlamaktan ziyade, olayları yaşayanların ağzından seyirciye izletir ve konunun yorumunu izleyiciye bırakır.

Gerçek anlamıyla sürü; bir aşireti, bir ikiliyi, bir sürüyü ve daha birçok şeyi anlatır. Aşiretler arası çatışmalar, kişiler arası hesaplaşmalar, insan-doğa, insan-insan, insan-toplum ilişkileri dramatik bir kurgunun içine yerleştirilen malzemenin salt bölümünü oluşturur. Filmin tümü ise, temelde ekonomik zorlamalarla çağdışı kalmış bir toplumun, ezilen kişilerin ve doğan çatışmaların çok geniş bir panoramasını sergilemektedir.

“Sürü” filmi, bir ülkenin kültürel ve toplumsal eleştirel bir biçimde ve kolayca kavranabilen bir görüntüsünü sunuyor. Bir yanda kadınların sadece bir nesne gibi kullanıldığı, geleneklere bağlı pederşahi bir topluma, diğer yandan genç bir köylü çiftin bu baskıcı toplum modelini kırmaya çalışmasına tanık olmaktayız. Oğul Şivan, onu sınırlayan ve ailesine sıkı sıkıya bağlı olmasına neden olan geleneğe isyan etmektedir. Filmde Melike Demirağ hiç konuşmayan gelini canlandırıyor. Tarık Akan tarafından canlandırılan kocası Şivan’ı çok sevmesine karşın, eşi de dahil, hiç kimseyle konuşmuyor. Tuncel Kurtiz’in eşsiz bir yorumla baba rolünde görüldüğü filmde, bir sürünün Anadolu’nun doğusundan batısına trenle taşınması ön plana alınarak, Anadolu'nun yoksulluğu, çaresizliği ve o günlerin siyasal çelişkileri ve çatışmaları gerçekçi bir sinema diliyle perdeye yansıtılmaktadır. 129 dakikalık filmin müzikleri Zülfü Livaneli’ye ait. Görüntü yönetmeni ise İzzet Akay…
                                                               *             *             *
“MADEN”: 1978’de, 15’inci Antalya Film Festivali’nde hem yılın en iyi filimi seçilen ve hem de Tarık Akan’a “Yılın En İyi Erkek Oyuncusu” ödülünü getiren “Maden” filmi, bir maden ocağındaki genç devrimcinin mücadelesini ve onun zor koşullarda çalıştırılan işçilerle insancıl ilişkisini anlatmaktadır. Cüneyt Arkın tarafından canlandırılan İlyas, maden ocağındaki ölümcül kötü koşullarda daha fazla çalışılamayacağını ve güvenlik için etkin önlemler alınması gerektiğini işçilere inatla anlatmaya çalışan bir devrimcidir. Bu çabaları sonuç verecek ve “Nurettin” adlı karakteri canlandıran Tarık Akan’la arkadaşlarını, çıkarcı işveren tarafından kurulan sarı sendikanın sultasına karşı ayaklandıracaktır.

O sıralarda göçük altında kalan işçilerin dramı da, maden ocağındaki işçi direnişinin büyümesinde önemli bir etkilenişimdir. İşçilerin huzursuzluğunu yatıştırmak ve ailece morallerini yükseltmek için maden sahibi şehre lunapark getirtir. Madendeki olumsuz çalışma koşullarının acısını aşmaya bu uyduruk eğlence yetmez. Çalışma koşullarının düzeltilmesi için İlyas ve Nurettin, işverenin yönetimindeki sarı sendikaya cesurca kafa tutarlar. Yeni bir işçi örgütlenmesine giderler ve imza kampanyası açarlar. Onlar bu faaliyetleri yürütürken İlyas'a patronun adamları tarafından suikast düzenlenir. Bu suikast, işçi dayanışmasını daha bir yükseltir. İlk önce iş yavaşlatmasına, yeni göçüğün olması üzerine de greve gidilir. Göçük kurbanlarının cenazelerinin yaslı ve öfkeli işçilerin omuzlarında taşınmasını yansıtan sahneler oldukça etkileyici.

Hale Soygazi, Halil Ergün, Meral Orhonsay, Nurhan Nur, yönetmenliği ve senaristliği Yavuz Özkan tarafından üstlenilen filmin diğer oyuncuları. Yavuz Özkan, Atıf Yılmaz’la birlikte filmin yapımcısı… Müziklerde Zülfü Livaneli’nin, görüntü yönetmenliğinde İzzet Akay’ın imzaları var.

 

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2016, 15:49
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104