banner6

‘Terk edilmiş’ değerli mekânlarımız

banner37

ARUCAD Fotoğraf Bölüm Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Yrd. Doç. Dr. İsmail Gökçe, “Arada-Ara/HIATUS” isimli 8’inci kişisel sergisinde “Yalnızlık, zaman ve araf” temalarını işledi

‘Terk edilmiş’ değerli mekânlarımız
banner99

Aliye ÖZENCİ

   Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD) Fotoğraf Bölüm Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Yrd. Doç. Dr. İsmail Gökçe’nin, “Arada-Ara/HIATUS” isimli 8’inci kişisel sergisi, Lefkoşa’daki ARUCAD Art Space’te halkın beğenisine sunuldu.

   Eserlerinde arada kalmışlık, terk edilmişlik, yalnızlık, zaman, araf gibi his ve temaları işleyen Gökçe, yaklaşık bir yıllık çalışmanın sonucunda tamamlanan sergisiyle ilgili süreci KIBRIS Ekran’a anlattı.

   Eserlerini analog panoramik fotoğraf makinesiyle çektiğini belirten Gökçe, sinematografik etkinin yüksek olduğu fotoğrafların tamamının Kıbrıs’ta çekildiğini kaydetti.

    Gökçe, çocukken dedesiyle süt toplamak için gezip gördüğü ve hafızasına kazınan metruk yerleri 2018 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde doktora tezi çalışması olarak hazırlayıp sundu.

   Çıktığı bu uzun yolculukta içsel duygu ve düşüncelerini harmanlayıp Kıbrıs’ın birçok köyünü gezerek fotoğraf karelerine sığdırdı. Projenin toplam 37 fotoğraftan oluştuğunu belirten Gökçe, “Arada-Ara/HIATUS” sergisinde sadece 7 tanesine yer verdiğini söyledi.

   20 Ağustos’a kadar açık olacak olan sergide yer alan eserler şöyle, “Sütlüce Dünya Sineması / Sütlüce, Harnup Ambarı /Mersinlik; Harnup Ambarı / Yenierenköy; Panagia Trapeza Kilisesi / Güvercinlik; Deniz Feneri Bekçi Evi / Sadrazamköy; CMC Bakır Madeni Hamamları / Lefke; Arıdamı Köyü / Arıdamı. 

İsmail Gökçe kimdir?

   Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin Radyo-TV-Sinema Bölümü’nden mezun olan Gökçe, o yıllarda, çocukluğundan beri merakı olan fotoğraf sanatını öğrenmek ve ileri seviyeye taşımak için bu alana ağırlık verdi. Fotoğrafçılıkta kendisini geliştirmesine, bilgi sahibi olmasında Wilbert Skip Norman’ın destekleri ve katkıları var.

   Yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Anasanat Dalı’nda tamamlayan Gökçe, öğretim görevlisi olarak fotoğraf dersleri verirken Mimar Sinan Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı.

   Birçok karma sergide yer aldı, dernek ve üniversitelerde söyleşiler ve atölye çalışmaları gerçekleştirdi.

   Yurtiçi ve yurt dışında sergiler açan Gökçe, uzun yıllar Türkiye’de yaşadı ama hep bir ayağı Kıbrıs’ta oldu.

   Gökçe o dönemleri şöyle anlattı:

   “20 yılı aşkın bir süre Türkiye’de olmama rağmen, Kıbrıs’a sürekli gelip gittim. Buradaki okullarda dersler verdim. Bu süre içerisinde fotoğraf yarışmalarında ödüller kazandım ve fotoğraf yarışmalarında jüri üyesi olarak görev yaptım. Fotoğraflarım yerli ve yabancı gazete ve dergilerde yayımlandı. Birçok fotoğraf projesinde de yer aldım. 2021’de Kıbrıs’a geri dönerek, Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD) Fotoğraf Bölüm Başkanı olarak çalışmaya başladım. Fotoğrafçı olarak hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum”.

Doktora tezinden, sergiye

   Fotoğraf sanatçısı Gökçe, “Arada-Ara/HIATUS” isimli kişisel sergisinin başlangıç noktasının, Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Anasanat Dalı’nda doktora yaptığı dönemde bitirme projesi olarak başladığını belirtti.

   Yazılı olarak hazırlanan projeyi görsellerle desteklediğini söyleyen Gökçe, projenin çıkış hikayesini anlattı:

   “Doktoramı yaparken aslında kafamda bir iki hikaye vardı ama tam netleştiremiyordum… Bu sırada vatanıma Kıbrıs’a gelip giderken, çocukluk yıllarımdan etkilendiğim ve hep içimde var olan ‘terk edilmiş mekanların’ kıvılcımlarının alevlendiğini hissettim.

   Çocukken dedemle gezip gördüğüm ve hafızama kazınan terk edilip boş kalan, hatta bakımsızlıktan yıkılan bu mekanlar hep merakım olmuştu… O günlerde savaşın izlerini taşıyan bu yerlere baktıkça, ‘Niçin terk edilmişlerdi?; ‘Sahipleri kimdi ve şuan neredeydiler?’; ‘Bu mekanlar ne olarak kullanılıyordu?’ gibi sorular geliyordu çocuk aklıma!...

   Alevler arasında hafızamda canlanan bu sorulara yenilerinin eklendiğini fark ettim. Mesela, ‘zaman kavramı, zaman nedir?’. Çünkü bu yerleri gördüğümde bende uyanan his şöyleydi; “zamanın havada asılı kalması”!. Bu hissi başka bir kelime ile açıklayamıyordum. Sanki zaman donmuş gibi. Bu metruk yerlerin hangi tarihte yapıldığı, mimarisin hangi yıla ait olduğu belki tahmin edilebilir. Ama metaforik anlamda baktığımda bu mekanlar bende zamanın durduğu, bir arada kalmışlık, terk edilmişlik tekinsizlik ve güvensizlik hissi uyandırıyordu.

   Doktora tezimde zaman, mekan ilişkisi ve insan kavramının bu mekanlar çerçevesinde nasıl etkileşim gösterdiği üzerine düşünmeye başladığım bir süreç oldu. Projemi bu alanda yapmaya karar vererek hazırladım”.  

Panoramik fotoğraflar

   İlk başlarda Kuzey Kıbrıs’ın sınır olan bölgelerinde fotoğraf kareleri çektiğini belirten Gökçe, zaman içerisinde neredeyse tüm köyleri gezdiğini ve toplamda 37 mekanı fotoğrafladığını söyledi.

   ARUCAD’da Fotoğraf Bölüm Başkanı olarak görev yapan Gökçe, projesi için çektiği fotoğrafların 7 tanesini geçtiğimiz haziran ayında, “Arada-Ara/HIATUS” ismini verdiğini 8’inci kişisel sergisinde sanatseverlerin beğenisine sundu.

   Çekeceği mekanları önceden belirlediğini ve yaklaşık 1 yıl boyunca bu proje üzerinde çalıştığını ifade eden Gökçe, fotoğrafların çekimini, analog panoramik fotoğraf makinesiyle yaptığını belirtti. Gökçe, orta format yani 6x17cm film üreten renkli filmlerin tarandıktan sonra İstanbul’da baskılarının yapıldığını kaydetti.

   Çekimler sırasında dikkat ettiği konular hakkında da bilgi veren Gökçe, fotoğrafçılıkta zaman mekanın yanı sıra teknik boyutunun da önemli olduğuna dikkat çekti.

   Gökçe, “Fotoğrafçı olarak gördüğümüz mekana farklı duygular hissedebiliriz. Ama önemli olan o hislerimizi karşı tarafa da yansıtabilmektir. Bu da doğru tekniği kullanmaktan geçiyor. Bunu başaramazsak o fotoğraf havada asılı kalır…” dedi.

Fotoğrafların çekim süreci  

   Gökçe, konuşmasında “Arada-Ara/HIATUS” isimli sergide yer alan sanat eserlerinin çekim aşamasını ve yaşadığını süreci de aktardı:

   “Etkilendiğim yerleri not almakla başladım. Gördüğüm mekanlarda, daha öncede söylediğim gibi zaman sanki havada asılı kalmıştı…  Zamanın durmasını en iyi şekilde karşı tarafa yansıtmalıydım. Ama bu nasıl olacaktı!

   Mekanın etrafındaki boşluğu, derinliği, tek başınalığı, terk edilmişliği, en iyi panoramik fotoğrafla yansıtabileceğimi düşünüp analog panoramik bir fotoğraf makinesi kullanmaya karar verdim. Sıra çekim saatlerindeydi.

   Çekim saatlerinin belli olmasını istemiyordum. O zaman güneşin olmadığı saatleri tercih etmeliydim. Yani güneşin batımından hemen sonra veya gün doğumundan önce yani mavi zaman dediğimiz o 10 dakikalık zaman dilimi içinde çekmeliydim.

    Sergi salonundaki tüm fotoğraflarımı bu saatler arasında çektim. Sadece bu da sinematografik etkisinin yüksek olduğu fotoğraflar sadece fiziksel olarak değil, içsel bir yolculuk da yaşadım. O mekanla haşır neşir olmak gibi. Çekimlere giderken bazen aksilikler de yaşadığım oldu, ama hepsi benim için farklı bir deneyim ve tecrübeydi. Hatta günün sonunda anlamlı bir hikayeye dönüştü”.

   Gökçe, gezip gördüğü ve fotoğrafladığı 37 köydeki mekanları ilerleyen zamanlarda halkla buluşturmayı düşündüğünü de sözlerine ekledi.  

  

**

Foto alt yazi

Cmc:

CMC bakır Madeni hamamları / Lefke

Fener:

Deniz Feneri Bekçi Evi / Sadrazamköy

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2022, 11:38
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104