banner6

‘Teslimat’ dünyayı dolaşıyor

banner37

Doğuş Özokutan-Vasvi Çiftçioğlu’nun mültecileri konu alan “Teslimat” adlı kısa film, 6 ayda İtalya, İspanya, Şili, Fransa ve ABD’de 10 uluslararası festivalin resmi seçkisine girdi, 5 yeni festival haberi ise yakında

‘Teslimat’ dünyayı dolaşıyor
banner8

Murat OBENLER
 

Ülkemiz sinema sanatının en üretken sinemacı çifti olan Doğuş Özokutan-Vasvi Çiftçioğlu ile son çektikleri mültecilerle ilgili filmi “Teslimat”ı konuştuk.


Daha önceki filmlerinde olduğu gibi ülke tanıtımına büyük katkıları olmasına rağmen Teslimat’ın da içinde olduğu “Kuzey Kıbrıs’ta film çekme deliliği” üzerine fikir ve önerilerini sıralayan ikili, “Teslimat”ın dünyada 5 farklı ülkede gerçekleşen kısa filmciler için çok değerli olan toplam 10 uluslararası festivalin resmi seçkisine girme hikayelerini ve yaşadıkları gururu KIBRIS Ekran okuyucuları için anlattı.


Ülkedeki film festivalleri eksikliği ve son bir yıldır yaşanan pandemiden dolayı son çektikleri 3 filmi ülke sinemaseverleri ile buluşturamamanın burukluğunu da yaşayan ikili, ülkede sinemanın bir şekilde tanıtıma olan müthiş etkisinin görmezden gelindiğini ve/veya ülke yöneticilerinin bu konudaki fon mekanizması gibi adımları atmaktaki öngörüsüzlüğünü dile getirdi.
 

“Borç alıp, film yapmak zorunda olmamalıyız”

SORU: Filmin senaryo süreciyle başlamak isterim. Film çekerken birkaç yazılı senaryonuz mu var yoksa konuyu tespit edip sonra mı senaryo yazıyorsunuz? Mültecilerle ilgili film çekme düşünceniz nasıl gelişti? Yazım süreci ne zaman başladı ve tamamlandı?
ÖZOKUTAN:
Senaryo birçok kez revize edildikten sonra son haline geldi.

Sevgili Murat senin de hassasiyet gösterdiğin bir konu olduğunu bildiğim mülteci konusu, Kıbrıs’ın çok yakın olduğu bir mesele. Kıbrıs, mültecilerin kaçış rotalarının üzerinde yer alıyor. Kıyılara çıkan ya da ne yazık ki, çoğu zaman ölü halde kıyıya vuran mültecilerle ilgili haberleri birkaç haftada bir takip ediyoruz.

Normal şartlarda bildiğin gibi kader ve ölüm temalı üçlememizin üçüncü filmini çekmeyi planlıyorduk. Ancak yaşanan trajediye duyarsız kalamadık ve Teslimat ortaya çıktı.

 

SORU: Sohbetlerimizde değişmeyen ana konumuz, ülkemizde sinemaya devletin yeterli desteği vermemesidir. Destek verilirse, imkanlar sağlanırsa şimdikinden daha da iyi yapımlar çekecek Kıbrıslı sinemacıların olduğu aşikar. Bu filmde bütçeyi nasıl denkleştirdiniz ve bundan sonrası için nasıl olmalı bu destek işleri?
ÇİFTÇİOĞLU:
Bu filmin çekimleri için Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) bize maddi destek sağladı. Her fırsatta dile getiriyorum, üniversitelerin film sponsorluğu yapmak gibi bir sorumluluğu yok. O yüzden bu filmi çekebilmemiz için bize gerekli desteği sağlayan DAÜ yönetimine müteşekkiriz. Biz hem bir önceki rektörümüz Necdet Osam ve ekibinden, hem de şu an bu görevi sürdüren Aykut Hocanın ve ekibinden çok büyük destek gördük. Filmciler olarak bunu “kazan-kazan” bir durum olarak görüyoruz. Teslimat dünyayı dolaşıyor, DAÜ logosu her yerde dalgalanıyor.

Bir önceki filmimiz Kısmet’e de DAÜ sponsor olmuştu. Kısmet 43 ülkede gösterildi. Bundan daha güzel bir tanıtım olamaz sanırım. Teslimat’ın post prodüksiyonu için de, çalmadık kapı bırakmadık açıkçası. O konuda da bize Kültür Dairesi Müdürü sevgili Kerim Akpolat yardımcı oldu. Kültür Dairesi’nin şu anda filmcileri desteklemeye yönelik bir fonu bulunmasa da, bir şekilde, bize yardımcı olmanın yolunu buldu. O’na da müteşekkiriz. Filmcilere fon veren resmi mekanizmaların olmadığı Kıbrıs’ın kuzeyinde film yapmak, resmen delilik aslında… Biz hep söylüyoruz, hatta artık söylemekten dilimizde tüy bitti. Mesele sadece bize yardım yapılması değil. Mesele bu ülkeye Türkiye’deki gibi bir Sinema Genel Müdürlüğü ya da Güney Kıbrıs’taki gibi bir Sinema Fonu kurulması. Filmciler başvurur, bağımsız bir kurul değerlendirir ve fon dağıtımı yapar. Gerekli fon sağlanırsa, senin de dediğin gibi sinema alanındaki üretim artacaktır.

Borç alıp film yapmak zorunda olmamalıyız. Bu ülkeyi yönetenlerin, sinemanın tanıtım için çok önemli olduğunu anlaması yeterli aslında… Bunu fark etseler, gerekli fonları ivedilikle oluştururlar bence. Bunu onlara fark ettirmek için elimizden geleni yapıyoruz sevgili Murat. Binlerce başvuru arasından OSCAR; GOYA ve BAFTA’ya akredite dünyanın en prestijli festivallerine seçiliyoruz, Kıbrıs Türk Sineması’nı dünyaya tanıtıyoruz. Daha başka ne yapabiliriz, gerçekten bilmiyorum. 9 bin dolarlık bir bütçeden bahsediyoruz. 9 bin doları denkleştirmek için 99 takla attığımız bir yerde, uzun metraj çekebilir miyiz? Hep birlikte göreceğiz. 

SORU: Film çok global bir trajedi sahnesiyle açılıyor. Neden böyle bir açılışı tercih ettiniz?
ÖZOKUTAN:
Bu öyküde benim için en önemli meselenin ne olduğunu açılış sahnesinde göstermek istedim. Film, farklı katmanlardan, farklı öykülerden oluşsa da yaşanan insani trajedi, gözümüzü çevirmememiz gereken ağırlıkta.

 

SORU: Filmde insan kaçakçılığı gibi tüm insanlığın meselesi olan bir konuya çok da insancıl bir noktadan bakıyorsunuz. Filmde daha iyi bir yaşam için hayatlarını tehlikeye atıp göç edenlerle ölüm kalım savaşı kıyısındaki kızının başka dünyalara göç etmesini engellemeye çalışan çaresizlik içinde bir babanın kesişen hikayesi var. Bu kesişme sonunda film izleyenlere nasıl bir mesaj veriyor?
ÖZOKUTAN:
Filmlerimle mesaj vermeyi hedeflemiyorum. Bunun seyirciye yukardan bakan bir tavır olacağına inanıyorum. Ancak filmi seyrettikten sonra seyircinin aklına bazı sorular takılırsa ne mutlu. Bu film özelinde ise, bir seyirci bile, başkasına zarar verebileceğini bildiği halde, sadece zorunda olduğuna kendisini inandırdığı için yapmak zorunda hissettiği tek bir şeyi dahi gerçekten yapmak zorunda olup olmadığını sorgularsa, çok mutlu olurum.

 

“Sık sık kendimizi çaresiz hissettik”
 

SORU: Siz de film yapım sürecinde çaresizliğe düştüğünüz oldu mu?
ÖZOKUTAN:
Çok kere... Finansmanla ilgili sorunlar, ekip ve ekipman bulmakla ilgili sorunlar ve hepsinden ötesi konunun ağırlığı sık sık çaresiz hissettirdi. Bağımsız şekilde sinema yapmaya çalışmak dünyanın her yerinde zor ancak ülkemizdeki durum bu işi bizler için çok daha zor bir hale getiriyor. Başrol oyuncumuz değerli İzel Seylani başta olmak üzere oyunculukları imece usulü dayanışarak hallettik. Onlara da teşekkür ederiz.

 

SORU: Birçok yönetmen pandemi dönemindeki insanlığın ve kendilerinin de yaşadıklarını anlatan filmler çektiler. Sizin böyle bir düşünceniz var mı?
ÖZOKUTAN:
Ana konusu pandemi dönemi olan bir film çekmek gibi bir düşüncem şu an için yok. Ancak bu süreçte yaşadıklarımız, hepimizin hayata ilişkin bakış açısını kökten değiştirdi diye düşünüyorum. O yüzden kaçınılmaz olarak, bundan sonra yapacağım her işte, bu dönemin etkileri olacaktır…

 

SORU: Filmin festival yolculuğu da başladı. Nasıl gidiyor bu süreç?
ÇİFTÇİOĞLU:
Teslimat, festival yolculuğuna inanılmaz bir hızla başladı. Dünya prömiyeri dediğimiz ilk gösterimimizi 2020 Kasım ayının sonunda, dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden biri olarak kabul edilen “38. Torino Film Festivali”nde yaptık. Gönül isterdi ki Covid 19 pandemisi olmasın ve biz de İtalya’ya gidip bu festivale katılabilelim ama olmadı. Ne o festivale ne de filmin ondan sonra gezdiği festivallere katılabildik. Hızlı başladık dedim ya, aynı hafta içinde, İspanya’da da gösterildi filmimiz. Hem de İspanyol Akademi Ödülleri (GOYA) için seçmeler yapan Cine de Zaragoza Film Festivali’nde. Filmin üçüncü durağı yeniden İtalya oldu. Teslimat, Avrupa’nın en eski film festivallerinden biri olan “74. Salerno Uluslararası Film Festivali”nde gösterildi ve “İzleyici Ödülü” kazandı. Aralık ayında İspanya’da iki festivalde daha finalist olduk.

banner134


Bu yılın Mart ayında büyük bir heyecan yaşadık. Teslimat, 65 ülkeden 5500 başvuru arasından Şili’de Amerikan Akademi Ödülleri için ön eleme yapan “21. Cine de Lebu” film festivaline seçildi. Biliyorsun kısa filmlerde OSCAR’a aday olabilmenin ilk şartı, OSCAR elemeleri yapan bir festivalden birincilik kazanmak. Benzer bir heyecanı 2016 yılında Olağan Denemeler ile Japonya’da yaşamıştık. Mart ayında ABD’de, Nisan ayında Fransa’da gösterildi filmimiz.


Burada mutlaka aktarmak istediğim önemli iki festival seçkisine daha girdik Nisan ayında. Bir tanesi yine Amerikan Akademi Ödülleri’ne akredite “45. Cleveland Uluslararası Film Festivali”, ki bu festival aracılığıyla binlerce genç filmimizi izledi. İkincisi ise, Kuzey Amerika’nın en uzun süredir aralıksız sürdürülen ve ABD’nin en eski film festivali olan “69. Columbus Uluslararası Film ve Animasyon Festivali” oldu. Kıbrıs Türk Sineması için önemli başarılara imza attığımızı düşünüyorum. Teslimat 6 ay gibi kısa bir sürede, İtalya, İspanya, Şili, Fransa ve ABD’de 10 uluslararası festivalin resmi seçkisine girdi. Yakın zamanda açıklayacağımız 5 yeni festival haberleri daha var ama onlar da sürpriz olsun.


 

“Kıbrıs’ın kuzeyinde filmimizi gösterebileceğimiz bir festival yok”

SORU: Filmi bu ülkede de görmek için sabırsızlanan bir kitle var. Onların son 3 filminiz “Kısmet” “Çoban” ve “Teslimat”a olan hasretleri ne zaman sona erecek? Malum ülkede film festivalleri açısından çorak bir iklim mevcut.
ÇİFTÇİOĞLU:
Gerçekten çok üzülüyoruz, filmlerimizi Kıbrıs’taki seyirci ile buluşturamadığımız için. Bizi tanıyan tanımayan herkes, filmlerimizin başarısıyla öyle çok seviniyor ki sevgili Murat… Filmlerimizi bu kitleyle buluşturmak için biz de onlar kadar sabırsızız aslında. Ama ne yazık ki hem Kıbrıs’ın kuzeyinde filmimizi gösterebileceğimiz bir festival yok, hem de şu anda pandemi koşulları nedeniyle gösterim yapmak pek mümkün değil. Tabii eklemeden geçemeyeceğim bir şey daha var. Biz filmlerimizi gerçek beyaz perdede, yani sinemada göstermek istiyoruz seyirciye. Verdiğimiz emek en iyi o şekilde anlaşılabileceği için. Umarım günü geldiğinde, bir sinema salonu kiralayabilecek maddi olanağa da sahip oluruz.

“Film projesi olarak üçlemeyi tamamlamak istiyoruz”
 

SORU: Bundan sonraki projeniz belli mi?
ÖZOKUTAN:
Olağan Denemeler ve Kısmet’in ilk iki filmi olduğu bir üçlemeye başlamıştık. Yaşanan trajedi, üçlemenin üçüncü filminden önce Teslimat’ı çekmeyi gerektirdi. Sonraki ilk adım, üçlemeyi tamamlamak olacak.

 

SORU: Ülkenin değerli iki sinemacısı olarak “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi için verilen destekler, sunulan imkanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizlere buna benzer imkanlar verilse Kıbrıs’ı anlatan filmler çekemez misiniz?
ÖZOKUTAN:
Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi için KKTC’den ne gibi destekler verildiğini tam olarak bilmiyorum, ancak önceki dönemlerde yurt dışından gelen yapımcılara, özellikle uzun metraj film çekimi için ciddi maddi destekler verildiğini biliyorum. Bu noktada devlet yetkililerinden ricam, tabi ki öncelikli olarak bu fonların ülke sinemasının desteklenmesine ayrılması… Ve eğer yabancı yapımlara destek olunacaksa, olaya “kazan kazan” mantığıyla yaklaşmaya özen gösterilmesi…

Bize verilebilecek desteklerle ilgili olaraksa, yıllardır söylediğim şeyi tekrarlayayım, ülkede sinemayı destekleyen bir mekanizma kurulmasına ihtiyaç var. Mesele bize, ya da bireysel olarak herhangi bir yönetmene destek verilmesi değil, sistematik bir şekilde, her seferinde belirli sayıda sinemacıya, tabi ki hakkaniyetli bir eleme yaparak, destek verilmesi.

Çünkü ancak bu şekilde ülkede düzenli şekilde film üretilebilir. Ancak, ülkede düzenli şekilde film çekilirse, bir sektörün varlığından söz edilebilir. Bir sektörün varlığından söz edilebilirse, bu işin gelir getirici yapısını gören yatırımcılar, ekipman kiralamak için şirketler kurar… Ve ancak düzenli şekilde çok sayıda film çekilirse, sinemadan gelir elde edebileceğini gören kişiler, sinemanın değişik alanlarında kendini geliştirir ve profesyonel ekipler oluşabilir. Ancak bu saydıklarımı gerçekleştirmeyi başarabilirsek ülkede sinema sektörü oluşmasını sağlayabiliriz.

“Sinema sektörü kurulsa ne olacak kurulmasa ne olacak?, Her şeyi çözdük de bir o mu eksik kaldı?” diyenler olacaktır. Ben inanıyorum ki sinema hem bireysel anlamda hem de toplumsal olarak bizi zorlayan birçok sorunu aşmamızda bize yardımcı olacaktır...



 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104