TIFF’ın 60. yaş kutlamaları anarşist havada sürüyor

banner37

TIFF’ın 60. yaş kutlamaları anarşist havada sürüyor
banner90

Murat OBENLER/SELANİK

Bu yıl 60.yaşını görkeml bir program ile kutlayan Selanik Uluslararası Film Festivali sinematik olarak anarşinin hakim olduğu bir ortamda geçiyor.Politik açıdan düzen karşıtı tavırları, sinemada geleneksel yaklaşımları kıran tarzları, kendine özgü provakatif ve sivri mizahları ile karşı-kültürün temsilcisi olan bu kült yönetmenlerin önemli isimlerinden olan  Yugoslav Siyah Dalga akımının en önemli temsilcisi Duşan Makaveyev’in retrospektifi, Trash’in Papası lakaplı John Waters’in izleyiciyle etkileşime girdiği bir tür masterclass olan This Filthy World / Bu Çirkef Dünya ve Carte Blanche / Açık Çek bölümü için seçtiği 11 film, aykırı Katalan yönetmen Albert Serra ve Sundance ödüllü İngiliz yönetmen Joanna Hogg toplu gösterileri, Gregory Markopoulos ve Robert Beavers’in avangard kısa filmlerinden oluşan toplu gösteri ile festival anarşist bir havada kutlanıyor.

2 Kasım Cumartesi festival kapsamında “The unknown artist Nikos Koundouros” sergisi açılırken rock müzisyeni ve film küratörü Mark Webber de Yönetmen Robert Beavers ve Gregory Markopoulos ile “Towards the Temenos: Gregory Markopoulos and Robert Beavers” bölümü üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

Hogg: “Profesörlerimin anlayamadığı bir sinema yaratmak istedim

banner9
Festival baş programcısı Yorgos Krassakopoulos’ı koordine ettiği Selanik Fotoğraf Müzesi’nde yer alan Joanna Hogg ‘ın basın toplantısına basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.Gençlik yıllarında sinemaya bakış şekline yönelik olarak, “Ben bir yönetmen olabileceğimi düşünüyordum. Sinema okuluna gitmeden önce kendime güvenmiştim. Okulda sinemanın ne olması gerektiğine dair somut bir fikir vardı ve ben bu fikre uymadım, profesörlerimin anlayamadığı bir sinema yaratmak istedim. ” diyen Hogg son filmi “The Souvenir”hakkında da bu filmin diğer filmlerinin geri kalan kısmından daha az ya da çok kişisel olmadığını belirterek ancak hayatının belli bir dönemine ilk kez bakarak bu iki filmi bölümden oluşan yapmayı düşündüğünü ve filmde anlatılan konunun kendini oldukça gençken yaşadıkları günlere geri çektiğini kaydetti.

“Biri ödül almak için film çekerse, yolculuk o zaman tatmin edici olmaz”

Hogg film –ödül ilişkisi üzerine ise “Ödüller film yapmamın nedeni değil. Ekibim,işbirliği yaptıklarım  için hoş bir şey, ama benim için hiçbir şey farketmiyor - bir şekilde yeni yaratmam gerekeni yaratacağım. Biri ödül almak için film çekerse, yolculuk o zaman tatmin edici olmaz. Yine de bunun önemli bir yönü var ki  bir ödülün filmi daha çok insanın görmesini sağlayacak ”dedi.

Sıradan şeylerin kendisine ilham verdiğini ifade eden Hogg, “Sürekli etrafa bakıyorum, insanlar ilgimi çekiyor ve gözlemlerimden, günlük defterlerimden, beni heyecanlandıran küçük detaylardan sonra filme dönüyor. ”

“İçten gelen yaratıcı sesler kayboluyor ve birçok birbirine benzer film yapılıyor ”

İngiliz sinemasındaki yeri ve ülkesinde sektörün durumu sorulan Hogg, “İçgüdülerimi takip ediyorum, diğer yönetmenlerle/filmlerle karşılaştırmalar için etrafa bakmıyorum çünkü bu tehlikeli, ben kendi çizgimde kalıyorum. İngiliz sineması, fonlamanın senaryo yazmayla ilgili olarak yaşadığı bir sorunla karşı karşıya. Bu süreç belki genç sinemacıları senaryolarının sonuna kadar gitmeye ve filmi yapmaya teşvik eder, ancak bu çok katı bir süreçtir ve buna karşı koymalıyız çünkü çoğu dış sesler bir araya geliyor ve içten gelen yaratıcı sesler kayboluyor ve sonuçta da birçok birbirine benzer film yapılıyor ”

Güncelleme Tarihi: 05 Kasım 2019, 10:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner108

banner88

banner96

banner107