banner6

Tiyatroyla 'barış' mücadelesi

banner37

Yaşar Ersoy ve Kostas Kafkaridis’in “Tiyatronun Sınır İhlali” kitabında, Kıbrıslı Türk sanatçıların Yunan yazara ait oyunu güneyde, Kıbrıslı Rum sanatçıların da Aziz Nesin’e ait oyunu kuzeyde ilk kez sahnelediği dönem ve yaşananlar da anlatılıyor

Tiyatroyla 'barış' mücadelesi
banner150 banner150 banner151 banner143

Aliye ÖZENCİ

1986-87 yıllarında… Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, ‘dünya barış günü’ ilanından esinlenerek antik dönemin en önde gelen komedya yazarı Aristophanes’in ‘Barış’ isimli oyununu sahnelemeye karar verir…


Ancak iki toplumun önyargılarını kırmak zordu… ‘Barış’ oyunu sahnelendi ancak Rum basınında, Kıbrıslı Türk toplumunu ve dilini aşağılayan, alay eden bir haber yayınlandı…


Bu tür yazılı saldırılar Kıbrıslı Türk sanatçıları yıldırmadı… Kıbrıs Tiyatro Kurumu Müdürü ve Kıbrıs Rum televizyonu RIK, oyunu izlemeye davet edildi. 1974 yılında, adanın bölünmesinden sonra ilk kez Güney Kıbrıs’tan iki sanatçı kuzeye geçti, oyunu izledi… Verdikleri röportajda ‘Barış oyunu çok iyi sahnelenmiş ve iyi oynanmış bir oyun’ dedi… Önyargılar kırılmaya başlamıştı…


Satirigo Tiyatrosu da o dönemlerde Aziz Nesin’in ‘Kahve ve Demokrasi’ oyununu sahneledi… Lefkoşa Belediye Tiyatrosu da güneye davet edildi… İki toplumun sanatçıları yakınlaşmaya başladı.


Satirigo Tiyatrosu, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nu ‘Barış’ oyununu sahnelemek için güneye davet etti… İzinler alındı, girişim yapıldı ve Kıbrıslı Türk sanatçılar, Rum tarafında ilk tiyatro gösterisini sahneledi… Tıklım tıklım dolu salon herkesi heyecanlandırdı.


Oyun bittiğinde izleyiciler gözyaşlarıyla Kıbrıslı Türk sanatçıları alkış yağmuruna tuttu…


İki toplumun 30 yıllık tiyatro mücadelesini anlatan “Tiyatronun Sınır İhlali” kitabında anlatılan gerçek bir olay… Barışa dair atılan adımların, sanatla barış için verilen mücadelenin örneklerinden sadece biri…


Yaşar Ersoy ve Kostas Kafkaridis’in yazdığı, çevirisini Maria Siakalli’nin, editörlüğünü Panayota Kafkaridou’nun, tasarımını Umut Ersoy’un yaptığı “Tiyatronun Sınır İhlali” kitabı geçtiğimiz aylarda okuyucuyla buluştu.


 Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ile Satirigo Tiyatrosu’nun verdiği 30 yıllık sanatsal mücadeleyi belgelerle, Türkçe ve Yunanca olmak üzere iki dilde anlatan “Tiyatronun Sınır İhlali” kitabı, Khora Yayınları tarafından yayımlandı. Kıbrıs Türk tiyatro tarihine ışık tutan ve acı-tatlı birçok konuyu alan bu eser, mutlaka herkesin kütüphanesinde yer almalı.


İki toplumlu etkinliklerle tanıtılan kitap, yayımlandığı günden bu yana çok ses getirdi. Bir araya geldiğimiz usta sanatçı Yaşar Ersoy, Kıbrıs’ın tiyatro tarihini ve kitabın doğuşunu anlattı.

 

Barış yılı ilan edildi, ‘Barış’ oyunu sahnelendi

 


Yaşar Ersoy, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu olarak 30 yıl önce iki toplumun yakınlaşması, barış kültürünün oluşması için bir yola çıktı. İki toplumun empati yapıp, birbirlerini tanıyıp, hazmedebilmeleri için tiyatro sanatı vasıtasıyla yakınlık, barış köprüsü kurulması amaçlandı.


Ersoy, sınır kapılarının kapandığı yıllarda Kıbrıslı Rum tiyatro sanatçılarıyla iletişimlerinin kopmadığını her zaman istişare içinde olduklarını söyledi.


Ersoy, Birleşmiş Milletler tarafından “dünya barış yılı” ilan edildikten sonra 1986-87 yılların da Lefkoşa Belediye Tiyatrosu olarak antik dönemin en önde gelen komedi yazarı Aristophanes’in ‘Barış’ isimli oyununu seçip sahnelemeye karar verdiklerini ifade etti.


İki toplumun önyargılarına işaret eden Ersoy, ‘Barış’ oyununu sahnelediklerinde Rum basınında yayınlanan bir haberin Kıbrıs Türk tarafını sanat yapamayan bir toplum olarak gösterdiğini belirtti. Ersoy, söz konusu haberi de aktardı:

  “Kıbrıs Rum basınında en çok okunan gazetelerden birinde ‘Kıbrıslı Türkler kim oluyor ki; koskoca Antik Yunan yazarının oyununu Türkçe’ye çevirebiliyorlar. Türkçe, bu konuda yeterli bir dil mi ki!’ diye bir yazı yayınlıyor. Kıbrıslı Türk toplumunu ve dilini aşağılayan, alay eden bir yazıydı. Kıbrıs Türk tarafını sanat yapamayan bir toplum olarak gösterdi”.

 

Karşılıklı jestle, dostluk eli uzatıldı

 


Bu tür yazılı saldırıların Kıbrıslı Türk sanatçıları yıldırmayacağını, tam aksine bu söylemlere karşı harekete geçirdiğini vurgulayan Yaşar Ersoy, o dönemin belediye başkanı Mustafa Akıncı’nın tüm engelleri aşarak Kıbrıs Tiyatro Kurumu Müdürünü ve Kıbrıs Rum televizyonu RIK’i ‘Barış’ oyununu izlemeye davet ettiğini belirtti.


Ersoy, 1974 yılında, adanın bölünmesinden sonra ilk kez Güney Kıbrıs’tan iki sanatçının kuzeye geçtiğini ve ‘Barış’ oyununu izlediğini söyleyerek oyun sonrası yayımlanan haberleri şöyle anlattı:


“Oyunu izleyen Kıbrıslı Rum arkadaşlarımız, önyargıların yıkılması için güneyde yayımlanan Agon gazetesine röportaj verdi. Bu röportajda şu cümleler yer aldı: ‘Barış oyunu çok iyi sahnelenmiş ve iyi oynanmış bir oyun… Abartısız söylüyorum çok iyiydi…’, ‘Barış oyunuyla Kıbrıslı Türklerin dostluk eli’ uzattığının altını çizer’.


‘Tiyatronun Sınır İhlali’ isimli kitap da, bu gerçek hikayeleri, resimler ve belgelerle okuyucuya aktarıyor.


Satirigo Tiyatrosu da o dönemlerde Aziz Nesin’in ‘Kahve ve Demokrasi’ oyununu seçerek sahneye koydu. Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nu da güneye dostça davet etti. Bu karşılıklı jestten sonra münasebetler başladı.


Bu yaşanılanlar bu kadar kolay olmadı, birçok zorluklar yaşandı. Tehdit ve engellerle karşı karşıya kaldık. Kitapta da bu zorluklara tek taraflı katlanmadığımızı okuyucuya aktardık”.

 

“Güneyde ilk sahne alışımızda salon tıklım tıklım doldu”

 


Ersoy, o dönemde Satirigo Tiyatrosu’nun bu süreçte Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun 22 kişilik ekibini ‘Barış’ oyununu sahnelemek için Güney Kıbrıs’a davet ettiğini belirtti.


Dönemin belediye başkanı Mustafa Akıncı ve kendisinin dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ziyaret ederek, bu davete katılmanın gerekliliğini anlattıklarını ve izin aldıklarını ifade eden Ersoy, süreci şöyle aktardı:


“İzin alındıktan sonra bireylerin can güvenliklerinin kendilerinin sorumluluğunda olduğunu anlatan bir belge imzaladık ve güneye yolculuk başladı. Rum tarafında ilk tiyatro gösterimizi gerçekleştirmek için yola koyulduk. Geniş güvenlik önlemleri altında tiyatro oyunu oynayacağımız salona gittik. Vakit geldiği zaman 700 kişilik salon tıklım tıklım doluydu. Bir o kadar insan da dışarıda vardı. Oyun bittiği zaman izleyiciler gözyaşları arasında bizleri ayakta alkışladı. Bu atmosfer karşısında bizler de duygulanıp, heyecanlandık.


O tarihi gün Reuters Haber Ajansı’na ‘oyunun sonunda kalabalık Rum izleyiciler, Kıbrıs Türk tiyatro topluluğunu ayakta 20 dakika boyunca alkışladı’ başlığıyla yer aldı. Bu haber Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum ve Türk basınında geniş yer aldı”.

 

“Tiyatro sanatıyla ilklere imza attık”

 


“Tiyatronun Sınır İhlali” kitabı, Kıbrıs Türk tiyatrosunda yaşanan acı-tatlı tüm gerçekleri gözler önüne seriyor. Arşiv niteliğinde olan bu eser, sanatın aşamayacağı hiçbir engel olmadığının altını çiziyor.


Yaşar Ersoy, “Barışa inandık, inat ettik… ENOSİS ve taksim idealleri için birbirlerini vurdular, kestiler, savaşlar yaşadılar… Biz bu idealleri bir kenara bırakıp, bu vatanın ortak insanları olarak, farklılıklarımız ve benzerliklerimizle hazmederek yaşamamız gerektiğini vurguladık.  Böyle bir tanış olarak tiyatroyu etkin sanat olarak kullandık. Tiyatroyla birçok konuda ilklere imza attık. Meslek yaşamımda ve hayatımda bunları yaşamasam eksik kalırdım. Bunları yaşadığım ve yaşattığım için bahtiyarım” dedi.


İki toplumun yakınlaşması için azim ve kararlılıkla bu yola çıkan Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, tüm engellere rağmen iki toplumlu ortak paneller, konferanslar, resim sergileri ve daha birçok etkinlikler düzenlemeye devam etti. Yaşar Ersoy ve Kostas Kafkaridis, “Tiyatronun Sınır İhlali” kitabını yazarak, gelecek nesle önemli bir arşiv bıraktı.


Yaşar Ersoy, Kostas’la sohbeti sırasında “Nereden nereye geldik, bunları neden yazmıyoruz, var mısın yazmaya?” diyerek kolları sıvadıklarını ve kitabın oluşturulduğunu belirtti.

 

30 yıllık mücadele

 


Ersoy, “sanat sınır tanımaz” diyerek, kitabın arka kapağında da yer alan “Sanat, yerleşik düzenin sınırlarını ihlal ettiği sürece insancıl ve barışçıl işlevini yerine getirir” cümlesinden yola çıkarak kitabın adını belirlediklerini söyledi.


Ersoy, “Biz sınırları ihlal ediyorduk. Bu sınır, sadece Yeşil Hat dediğimiz sınır değil, kafalarda, yüreklerde önyargıların olduğu sınırlardır. Sınır derken fiziki, manevi, ruhsal anlamdan bahsediyoruz. Bu sınırlardır bizim özgürlüğümüzü her koşulda ortadan kaldıran. Amaç bu sınırların ortadan kaldırılmasıdır” dedi.


Ersoy, Rum meslektaşlarıyla da ‘barış’ı savunduklarını ve 30 yıllık mücadelenin ortaya çıktığını ve bu mücadelenin devam edeceğini belirtti.

 

Güncelleme Tarihi: 30 Nisan 2017, 14:25
banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110