Yükseklerin efendileri

banner37

Yükseklerin efendileri
banner90

Münevver Nizam Kahvecisoy

Lake Titikaka (Titikaka Gölü), 3800 metre yükseklikte,gökyüzünde akan bulutların yüzeyini neredeyse sıyırıp geçtiği birgöl… Devasa gövdesi 8288 kilometre kare uçsuz bucaksız bir deniz misali, And Dağları’nın arasında, Peru ile Bolivya sınırında uzanmaktadır. Derin ve büyüleyici mavi tonu ile çevresinin kısırlığına inat içerisinden hayat püskürmekte.
      Titikaka olarak bilinen göl ‘Titi’ ve ‘Kaka’kelimelerinin birleşiminden meydana gelmekte olup ‘Titi’ kelimesi ‘Aymara’ dilinde ‘devasa kedi’, ‘Kak’ ise ‘kaya’ anlamına gelmekte. Tercümesi Puma Kayası olarak yapılır ve gölde yatan bir kediye benzetilmekte ki göl haritasına bakıldığında yatan kedi şekli görülebilinir. Gölün eşsizliği sadece bununla bitmiyor. Lake Titikaka, dünyanın en ilginç sayılabilecek ve Uros yerlilerinin elleri ile örerek yarattığı yüzen adaları ve üzerinde idame ettirdikleri hayatları ile, hayran olunması gereken yerlerden.
  

Yolculuğumuz, Puno şehrinin göl kıyısından kalkan feribotla başladı. Hemen limanın dışında koridor halinde uzanan, bölgeye özgü totora sazlıkları ve arasında yaşayan bir çok kuş türünü izleye izleye yol aldık. Çevremizde de Titikaka Gölü’nün kadim halkı olan Uros’ların günlük telaşları, balık avlamaları, adaları için totora toplamaları, ulaşacakları yerlere kürek çekmeleri... O coğrafya içinde minik bir takım yabancı insanlardık.
   İlk durağımız, adaları altlarında hareket eden küçük bir Uros köyüydü. Totora denilen sazlıkları örerek yarattıkları bu adalara ayak basmak son derece hayranlık uyandıran bir durumdu hatta son derece şaşırtıcıydı. Bu köylerde yaşayan halk, ilk olarak savaşçı İnkalar’dan korunmak için kendilerine bu çareyi bulmuşlar. Yaklaşık 6 yıllık bir ömrü olan bu adalarda yaşayan insanlar adalarının ömrünü uzatmak için sürekli sazlıklarla adalarını takviye ediyorlar. Ayrıca anlaşamadıkları komşularıyla bir arada yaşamak zorunda değiller. İstedikleri herhangi bir durumda adalarını kesip uzaklaşabiliyorlar. Düşünün hem evleri hem de adaları yüzüyor.
   Uros halkı son derece cana yakın. Yanından geçtiğimiz her kayık, her kayıktaki her adam, kadın ve çocuk bize el sallamadan, güneşin çatlattığı yüzlerinde ılık bir gülümseme bırakmadan yanımızdan geçmedi. Üzerine çıktığımız adada da durum böyle oldu. Her ne kadar bu adaların birçoğu turist ağırlasa da uzaklarda ayak basmadığımız köylerde ayni görünmekteydi. Rengârenk yerel kıyafetler içinde güneş yanığı yüzleri ve Avrupai şapkaları ile bize sıcak bir hoşgeldin çağrısında bulundular. Adanın ayaklarımızın altında hareket ettiğinden garip bir his ile etrafı gezdik. Urosların evlerine girdik. Çaylarından tattık, yerel kıyafetlerini giydik, minik ve güler yüzlü çocukları sevdik, onlar ile oyunlar oynadık, onların misafirleri olduk... Ve en önemlisi insanların hayatlarını küçücük bir oda içerisinde de geçirebileceğini ve mutluluğun sadece orada yokluk içerisinde  var etmekte saklı olabileceğini gördük.

banner9
 

 Bu Uros Köyü’nde güzel zaman geçirdikten sonra Taquile (İnka dilinde:İntika) Adası’na doğru feribotumuzla yol aldık. Yaklaşık iki saat süren bu yolculuk, gölün üzerinde yaşayan insanların günlük koşuşturmaları ve And Dağları’nın karla kaplı zirvelerini izleyerek geçti.
   Taquile (İntika) Adası Titikaka Gölü’nün ortasında yer alan bir ada. Adayı ilginç kılan en önemli özelliklerinden birisi Quechua etnik kökenli halkın kıyafetlerinin bir dili olması. Örneğin başlarına taktıkları başlıklardan evli veya bekar olduklarını öğrenebilirsiniz. Çok ilginç bulduğumuz bir başka şey kültürel olarak sadece erkeklerin yün örmeleri. Ayrıca Tekstil ürünlerinden dolayı, ada UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yer almakta. Peru’nun en güzel yerel motif ve giysilerinin burada dokunduğunu bize yaptıkları sunumlar ile öğrendik. Herhangi bir motorlu taşıtın olmadığı, taraçalı sokaklarında erkeklerin tek başlarına veya grup olarak yün örmelerini izlemek, etrafın manzarası ile bütünleşince bize çağlar öncesine gitmiş hissi verdi. Bu yüksekliğin ortasında tattığımız enfes yemekler ise anlatılamayacak kadar güzeldi.
  

Bolivya’ya düşen karlı dağları ve uzaklarda yağan yağmuru izleyerek, göl kıyısında bir evde konaklamak üzere yola düştük. İki gece home-stay denilen yerli halktan bir aile yanında konaklayacaktık. Bu, gezilerimizin beni ne çok heyecanlandıran konaklama çeşidi. Yerel halkın nasıl yaşadığını deneyimleyerek öğrenmek, kendimi onlardan biri gibi hissetmek, onların yaşantılarını yaşayarak anlamama yardımcı oluyor. Orada geçirdiğimiz iki gün yerel halka günlük işlerinde yardımcı olmakla geçti; lamaları otlattık, tarla çapaladık ve darı ektik, hiçbir teknolojiyi barındırmayan küçücük bir mutfakta Peru yemekleri pişirdik, tek bir ortak kelimemizin olmadığı yerel halk ile tanışıp saatlerce sohbetler ettik ve onların masalarına davet edildik. Diğer bahçe işlerinde onlara yardımcı olduk. Uzakta duyulan yerel dildeki kayıp şarkı, lama sürüleri ile tepe yamaçlarına yapılan göl manzaralı küçük evleri ile muhteşem bir köydü. Etrafımız çıplak bir coğrafyaya sahip olsa da ileride koşup oynayan çocukların çığlıkları eşliğinde gökyüzünde parçalanan yağmur bulutlarının sürüklenmeleri, gün batımının ışıldadığı gölün uzaktan görünümü ve karlı dağlara olan muhteşem renk uyumu ağaç dışındaki tüm doğal güzelliği gözler önüne sermekteydi.
 

Geçirdiğimiz süre boyunca, bende çok derin izler bırakan şey medeniyetten, teknolojiden şehrin gürültüsünden uzakta, yüzlerinde ve kalplerinde yokluk içerisinde büyüttükleri ve bence bir ömür kaybetmeyecekleri, tek mirasları saflık ve masumiyet olan çocuklarla zaman geçirmek oldu. Onlarla top oynadım, ders çalıştım, sazlıklardan ev yaptık ve beni okullarına konuk ettiler. Onların kısa bir süre öğretmeni olup onlara ders verdim. Yırtık ayakkabıları, patlak topları, eski ve kırık oyuncakları, soğuk sızan kırık camlı sınıfları, ucunu bıçak ile açtıkları kalemleri, eskimiş sıraları vepoyraz kesmiş yanaklarından asla eksik olmayan gülümsemeleri ile o çocuklar o kadar zengindi ki geçici süre bile olsa onlardan biri olmak bana kendimi çok şanslı hissettirdi...
   Gezmeyle kalın...

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108