Kültürün 'Küt' diye değersizleştiği bir dönem…

   Kurgulanmış bilim kurgu senaryoları var ya; Kıbrıs’ta onlar yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecek…
   Neydik ne olduk, başka bir değişle nerden nereye geldik…
   Eski yeni çatışması etrafında yuvarlanıp giden nesiller vardı…
   Batılaşma veya Batı’ya ayak uydurma çabalarını farklı kalemlerden okuyup büyüdük…
   Nerde o eski bayramlar, düğünler diye söylenip durduk…
   Kültürel değerlerin değersizleştiği, değerlerin yerini aslında popüler kültürün aldığı bir döneme hep beraber merhaba dedik…
   Kültürün aslında “Küt” diye ortadan kalktığı ve bizlere altın tepside sunulan geleceğin kitleleri olduk…
   İnsanları birbirine bağlayan değerler zincirinin önce çürüdüğü şimdi de popüler kültür sayesinde koptuğu bir dönemden geçiyoruz…
   Artık insanlar için daha önceden kurgulanmış roller vardır…
   Yapacakların, söyleyeceklerin hatta satın alacakların bellidir; kontrol senin elinde değildir…
   Lord Brougham “Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkânsızdır” der…
   Özellikle demokratik sistemlerde, insan eğitimi ya da eğitilmiş insan modeli ayrı bir önem taşır…
   Çünkü demokrasi uygar toplumların yaşama biçimidir…
   Sorumluluk duygusu taşımayan bireyler, demokrasinin değerini ve önemini anlayamaz…
   Bu değeri de aşılayacak olan aslında eğitimdir…
   Sadece öğretim yeterli değildir sağlıklı beyinleri topluma kazandırmaya…
   Toplumun huzurunu bozucu birçok davranışın üniversite mezunları tarafından da sergilendiğine tanıklık edebiliyoruz…
   Bir şeyler öğrenmiş, ama popüler kültürün fazlasıyla etkisinde kalmış bireyler bunlar…
   Böyle olunca meyve çürük veya kurtlu olabiliyor…
   Dikkatli olmak lazım…
   Binalarda ve binaların dışında verilen eğitim aslında toplumun kendisini eğitici bir faktördür…
   İnsanlar eğitimlerinin çoğunu buradan alır…
   Eğitim derken insanın temel değerleri olan sevgi ve saygıdan bahsediyorum…
   Eğitimin yarattığı aile ve birey etrafından şekillenip toplumun tümüne hayat veren kültürel değerleri kastediyorum…
   Eğitimi sadece teorik bilgi, ders ve müfredat üçgeni içinde düşünüp esas işlevini yaratamamaktan hayıflanıyorum…

 

Ancak doğru temeller etrafında eğitilmiş bir toplum, bireylerini eğitebilir…
 

Bu hususta eğitilmiş derken sadece akademik bilgiyle donatılmış veya sistemin getirisi olarak “Bu da KDV’nizdir” şeklinde mezun olanları kastetmiyorum…
   Kendi çıkarları uğruna başkalarına zarar verecek kadar değerlerden yoksun lise, üniversite, yüksek lisans veya doktora mezunu “Diploma Şampiyonlarını” da kastetmiyorum…
   Birinci tekil şahıs “Ben” ile evli olanları da kastetmiyorum…
   Kendisinin çalıp kendisinin oynadığı “Dansçı” özellikleri yüksek, yükseklerde yaşayanları da kastetmiyorum…
   Çok yer görüp çok gezen “Tecrübe” sahiplerini de kastetmiyorum…
   Her söylenene “Evet Efendim! Haklısınız!” diyenleri de kastetmiyorum…
   İnanın, örnek vermekten yoruldum…
   Korku filmi gibi, düşündükçe düşünüyor, konuşuyor; ama bir türlü icraata dökme hususunda sıkıntı çekiyoruz.
   Eğitilmiş insan başkalarının uğruna sürüklenmeyen insandır aslında…
   Kendi doğruları, felsefesi ve hayat anlayışı noktasında başkalarıyla birlikte hareket edebilen insandır…
   Eğitilmiş insan; insani değerlere sahip, iş ahlakı yüksek, kültürel miraslarına sahip çıkan, kazandığı bilgiyi toplumun yararına kullanmasını bilen insandır.

 

YORUM EKLE