Kuralsızlıkların götürüsüne ortak olmak…

Keyfi ve ahbap işleri kanımıza işlemiş durumda…

Nerden tutmaya çalışsak çok da kolay olmuyor. Birileri para kazansın diye dere yataklarını inşaatlarla doldurduk. Ondan sonra yaşanan sel baskınlarını felaket diye duyurduk, hayıflandık. Bedelini ağır ödedik; can ve mal kayıplarını ciddi boyutlara ulaştığı sel baskınları ile karşı karşıya kaldık.

Bugün bayramın birinci günü güzel şeyler yazmak isterdim, masanın başına o hedefle oturdum ama hissettiklerim devamının gelmesine olanak sağlamadı. Yolarda gezerken gördüğüm çarpık kentleşme ve betonlaşma artarak devam ediyor; yaşananlardan ders çıkarttık diyemem bugün için. Şu an yaz ama kışın eli kulağında, Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Ya Trafik kazaları! Olacak gibi değil. Kiralık araçlar etrafta dehşet saçıyor. Trafik konusunda bir şey yapılmalı. İnsan merak ediyor; Trafik dairesi müdürlüğü niye kuruldu diye? Hiç mi proje çıkmaz bu konuyla ilgili; hiç mi olumlu adım atılmaz?

Bayrama ramak kala trafiğe kurban giden insanların haberlerini okumaktan içimiz daraldı. Trafikten dolayı ailesinin içine ateş düşmemiş insan yoktur ülkemizde. Muhakkak ailemizden birini veya sevdiğimizi trafik alıp toprağa götürmüştür.

Bazı şeylerin önüne geçmek için ciddi kuralların konması ve denetlenmesi lazım. Denetimsizliğin ve kuralsızlığın ürünü yaşadıklarımız.

Bir toplu ulaşım sorununa çözüm getiremedik yıllardır. Herkesin evinde bir den fazla araba, adaya gelen öğrenci ve turistte de bir kiralık araç var. Toplu ulaşımın olmadığı ülkemizde insanlar mecbur kalıyor araç kiralamaya.

Yolunu, sokağını ve kurallarını bilmediğin bir de yol güvenliğinin yok denecek kadar az olduğu ülkemizde araç kiralamak. Yanlış işler bunlar. Toplu ulaşım, yol güvenliği, ciddi sürüş kuralları ve trafik bilinci yaratmadıkça daha çok gözyaşı dökeriz. Devlet sadece ehliyetten ve seyrüseferden alacağı paraya odaklanmayacak. Hükmediciler önce kural koyacak, güvenli yollar yaratacak; sürücü memnuniyeti sağlayacak sonra vergisini alacak. Bizde hizmet yok sadece eller sürücülerin cebinde…

Sezonu açtınız mı siz?

Üretmeyen ve yeterince çalışmayan bir toplum olduk diye dönem dönem kendimizi eleştiririz. Üretmek bir kenara dursun taklit noktasında da bayağı yol aldığımızı belirtmek lazım. Tam ayındayız aslında. Denize her giden vatandaşımız sezonu açtık diye fotoğraf çekip paylaşıyor. Hep aynı cümle yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor.

Bir de ayaktan denize giden estetik pozlar var ya! Yapmayın etmeyin lütfen bırakın herkesin yaratıcılığı kendisinde kalsın. Basmakalıp, sıkışmış ve özentiye yönelik tutum ve davranışlardan vazgeçin.

İnsan kendi olmalı. Düşünmeli, tasarlamalı ve yaratmalıdır. Fotokopi makinesi aynılarını kolaycı çoğaltmak için vardır. Var olanı koyarsın çoğaltırsın. Neyi kopyalarsan onu çoğaltılmış diye bulursun. Hatta miktarını bile belirlersin. Makinenin bir kapasitesi vardır çok zorlayamazsın. Dakikada ne kadar adet çoğaltacağı dahi bellidir? Ama o bir makinedir.

İnsan yaratılışı gereği özeldir, farklıdır. Kendine has duruşu beklentileri duyguları vardır.   Basmakalıp değildir insan. Özeldir ve üretkendir. Üretmekten ve yaratmaktan zevk almak lazım… Kendi hikâyenin yazarı kendin olmalısın aslında başkalarının hikâyesine konu olmamak için…

YORUM EKLE

banner96