Kurultay sonrası hükümet ve halkımızın beklentileri

Sadece Ulusal Birlik Partisi (UBP) üyelerinin değil, diğer siyasi partilerin üyeleri, hatta herhangi bir partinin üyesi veya sempatizanı olmayanların da merakla beklediği sonuç açıklandı. Niye ‘merakla beklenen sonuç?’ sorusunun yanıtı da gayet basit… Çünkü bu kurultayda seçilecek olan, sadece parti başkanı veya ‘parti lideri’ değil, aynı zamanda Başbakan olacak. Başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz da, daha yerini bile ısıtmadan ilk sınavı hükümeti kurma görevini yerine getirmek!


11’inci Olağanüstü Kurultay’ın 1’inci turu tamamlandı ve gözler ikinci tura çevrildi. İkinci tur yapılır mı, yapılmaz mı, o ayrı mesele. Şu anda UBP kurmayları, ilk turun sonuçlarını değerlendirmekle meşgul, ama 2’nci tur hesapları yapmıyorlar da değil. İlk turda ipi 604 oy farkıyla ilk göğüsleyen aday Faiz Sucuoğlu oldu ve 2 bin 706 üyenin oyunu aldı. Sucuoğu’nun en yakın takipçisi ve ipi ikinci olarak göğüsleyen Hasan Taçoy ise 2 bin 102 oy elde etti ve Sucuoğlu ile birlikte ikinci turun vizesini aldı. Adaylardan Nazım Çavuşoğlu 691, Dursun Oğuz 688 ve Ünal Üstel de 575 oy aldılar.


Geç vakitlere kadar süren olağanüstü kurultayda, pandemiye rağmen, adanın dört bir yanından gelen 11 bin 817 üyeden 6 bin 758’i oy kullandı. Bu arada Sucuoğlu’na tezahürat üzerine, Hasan Taçoy, Sucuoğlu’nun elini havaya kaldırarak üyeleri selamladı ve anlamlı bir mesaj iletti. Taçoy, “UBP’nin zenginliği tabandan gelen sestir. O sesi duymak ve idrak etmek lazım ki, KKTC’yi daha iyi yönetelim. KKTC ile gurur duyuyoruz” dedi. Faiz Sucuoğlu da, eğer ikinci tur olacaksa, Hasan Taçoy dışındaki üç adayla birlikte hareket edeceklerini söyledi, “İthal anket oyunlarını da artık görelim” diyerek, taşı gediğine oturttu.


Sucuoğlu’nun ‘Eğer ikinci tur olacaksa…’ sözünden hareketle, dolaylı olarak ikinci turun olma ihtimalinin çok zayıf olduğu anlamı çıkmaktadır. Bu da daha çok Hasan Taçoy’un vereceği karara bağlıdır. Ancak sonuçta denilebilir ki, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, rüzgârı arkasına alan UBP’de oluşan dinamizm iyiye ve hayra alamet sayılır. Çünkü bu dinamizm, yeni hükümet oluşumunu da beraberinde getirebilir ve biriken sorunlara el atılması, çözüme kavuşturulması bakımından halkın beklentilerini karşılamada bir itici güç olabilir. Bir başka deyişle kaybedilen zamana ivme kazandırabilir. Oy verenlerin de elbette beklentileri vardı veya yoktu, ama toplumun beklentilerine ne demeli?


Başta sağlık olmak üzere; eğitim, yolların durumu, ışık fakiri bir ülkede trafik sorunu, salgın nedeniyle kapanan veya küçülen işyerleri, esnafın, ticaret erbabının, sanayicinin, sonuçta üreticinin ve özel sektörün sorunları çözüm beklemektedir. Halkımız her alanda hizmet bekliyor. Zaten Covid-19 vurgunu devam ediyor. İnsanlığa vuran bu sihirli eli ABD, Çin, Rusya gibi süper güçler bile durduramadıktan sonra, biz mi durduracağız? Sağlık bilimcilerin dediği gibi, Korona ile yaşamayı öğrenmekten başka çare yok. Tedbiri elden bırakmadan, eskisi kadar olmasa da ekonomiyi yoluna koymak zorunluluğundayız. Kim yapacak veya kim yardımcı olacak bu konularda? Herhalde BM, AB veya bir başka ülkenin parmağını kıpırdatacak hali yoktur. Zaten her ülke kendi derdinde, kendi başının çaresine bakmakla meşgul… Bu nedenle iş başa düşüyor. Bu görev KKTC’nin! Bundan dolayı zamanı daha fazla harcamayalım diyoruz.


Ha; KKTC’nin elinin yetişemediği yerde, başvurulacak olan adres Ankara’dan başkası değildir. Her ne kadar Türkiye’nin başı da deprem felaketi ve diğer sorunlarla meşgulse de, her zamanki gibi ricada bulunulacak, “Ne olur, hayrına bir omuz daha ver” denilecek. Deprem felaketinin yaralarını sarmaya çalışan Türkiye, “Hayır, benim durumumu görüyorsun. Başının çaresine bak” der mi? Bu güne kadar demediği gibi, bundan sonra da demez. Ancak kapalı kapılar arkasında yine de bazı nasihatlerde bulunmaktan kaçınmaz. Bunu da ‘Baba nasihati’ olarak kabul etmek gerek.


Bu günden itibaren tüm bunları dikkate alarak icraata yön verelim.

YORUM EKLE

banner75