Kuzey Kıbrıs turizm destinasyonumuz ve güvenlik faktörü

   Bir süredir endişe ile izliyordum ve hiç gündeme getirmek istemediğim bir konuyu bu satırlara taşımaya karar verdim.

Bazen yazı aralarına güvenlik unsurumuzun ne kadar önemli olduğunu konuştuğumu hatırlıyorum. Ancak ülkemizin gün geçmeden manşetlere taşınan soygun ve uyuşturucu işlerinin arttığını görünce kendimce de rahatsızlığımı belirtmek istedim açıkçası.
   Dünkü KIBRIS gazetemizin manşeti her şeyin özeti gibiydi: "En önemli sorun ülkeye girişler"
   Yıllardır şahsımın da dile getirdiği en önemli konu başlıklarından bir tanesi idi. Ülkemize girişlerin mutlak surette daha titizlikle ele alınması gerekli.
   Farklı uygulama metotları uygulayan ülkeler var. Bizlerin bile turist vizesi ile girdiğimiz veya sadece iş seyahatlerimiz için gittiğimiz ülkelerdeki daha havaalanına iner inmez ciddiyeti hissediyorsunuz.

Kıbrıs Türklerinin AB vatandaşı olmayıp vize almalarının zorunlu olduğu dönemlerde İngiliz muhaceret polislerinin daha gitmeden önce size yerine getirmekle zorunlu kıldığı unsurlar vardı.

Hatırlayalım, uçak bileti gidiş dönüş, banka para teminatı, nerede kalacağınızı belirten adres detayı, gidiş sebebi vs bunlar yetiyor muydu? Hayır... Daha sonra sizi sözlü mülakata çağırıyorlardı...
   Adam sizin gözünüze bakıyor, sorularına cevap veriyordunuz, sizi beğenirse ülkesine girebiliyordunuz... O derece önemliydi...

Belki insanlık dışı olarak gördüğümüz bu uygulamaların tek bir amacı vardı. " İngiliz halkının haklarını koruyup savunmak. Bir tek İngiliz vatandaşının hakkına, malına mülküne sahip çıkmak.


Turizm açısından konuyu başka bir boyuta taşımak istiyorum
 

2018 Kasım ayı itibarı ile ülkemize giriş yapan charter kapsamında gelen Avrupalı turistlerin bile ülkeye girişlerinde hangi otellerde kalacakları, hangi tur operatörü veya acente ile geldiklerini, ülkemizi hangi amaç ile ziyaret ettiklerini soracağımız ve cevaplarını öğreneceğimiz modüler bilgisayar yazılımının muhaceret sistemine entegre edilmesini istedim.

Girişlerde fazla vakit kaybına sebep olacağı için bu görüşüm çok sıcak karşılanmadı... Charter yolu ile gelenlere olmasa bile mutlaka başta Üçüncü Dünya ülke vatandaşları ve Türk ziyaretçilere ne amaçla ve ne kadar ülkemizi ziyaret etmek için geldiklerini bilmek en doğal hakkımız.
   Yine de ısrarlıyım… Ülkemize sözde turist maksadı ile gelen kişilerin nerede, nasıl kalacakları, ne maksatlar ile adamıza gelmek istedikleri sorgulanmalı...

Burası bir ada ülkesi ve gittikçe artan kriminal olaylar ister istemez herkesin moralini motivasyonunu bozuyor...

Böylelikle kurunun yanında yaş da yanmayacak hem de et ve tırnak olduğumuz Türk vatandaşlarına yabancıların yaptığı kriminal olaylar da üzerilerine atılmayacak.

Gelen TC’li turistlerden ( girişte turist vizesi ile giriyorlar) hiç mi bu kötü işlere karışan yok? Evet, tabii ki var ama bu suçlara karışan Kıbrıs vatandaşları da var.
   2017 yılında yaptırdığım bir anket çalışması vardı. Bir hatırlatma yapmak gerekirse, Ülkemize gelen turistlerin Kuzey Kıbrıs destinasyon rekabet edebilirlik endeksini ölçmeye çalışmıştık.
   Gelen turistlerin başta bu güzel adaya esas geliş nedenleri, ödedikleri paraya karşı aldıkları hizmet kalitesi ( servis ve otellerin yüksek standart) birinci sırada, ülkenin doğal güzellikleri ikinci sırada, daha sonra da bu güzel ülkenin güvenlik faktörü üçüncü en önemli detay olarak karsımıza çıkıyordu.
   Ben hala daha güvenlik seviyemizin yüksek noktalarda olduğuna inanıyorum... Münferit yapılmış peş peşe gelen hırsızlık, soygun ve kurşunlama olayları böylesine olaylara alışık olmayan Kıbrıs Türk halkı için bir sarsıntı etkisi yarattı ancak bundan sonraki olaylara da seyirci kalmamamız gerektiğini de en başta söylemek gerekli.

Geçen yıl ailemizin bir ferdinin Lefkoşa Surlariçi’nde eşinin gözleri önünde hiçbir suçu yokken ölesiye dövülerek tartaklanması günlerini hatırlıyorum...
   Aslında o zamanlarda gerekli tedbirler alınsaydı.. Belki de bugünlerde yaşanan bu talihsiz olaylar olmayacaktı.

Hep kendi hoşgörümüz ve işi gerektiği gibi ele almadığımızdan dolayı işte bugünlerde yaşanan bu olayları yaşıyoruz.

Sevindiğimiz bir konu ise ölüm ve yaralama gibi insanın canına kasteden olayların olmadığı. Ama bu ileride de olmayacağı anlamına gelmez.

Acilen polis gücümüzün maliyeti bu ülkeye ne olacaksa olsun, personel anlamında çoğaltılması gerekli. Çok denedik ama olmuyor, personel yok denmemesi lazım.

Özellikle turistik yerlerde Başta Girne Liman, Lefkoşa Arasta, Mağusa Surlariçi, sivil polisler kimseye göz açtırmamalı.
   Biraz da Türkiye’mize yıllardan sonra gelen kurvaziyerler için söz edelim. Sebebi kaybolan terörist faaliyetler ve artan güvenlik unsurları.
   İstanbul’a 4 yıl aradan sonra gelen ilk kurvaziyer gemisi olan lüks yolcu gemisi için tören düzenlendi.

Kendileri için kırmızı halı serilen 750 yolcu mehter takımıyla karşılandı. Mehter takımını ilgiyle izleyen turistlerin bazıları hatıra fotoğrafı çektirdi.

Çoğunluğu İtalya ve Yunanistan vatandaşı turistleri taşıyan 'Regent Seven Seas Voyager' adlı gemi, saat 08.30'da, Sarayburnu Limanı'na yanaştı. Bu amaçla basında çıkan bazı haberlere bakalım.
   "İstanbul'daki rehberlere destek amacıyla İzmir'den geldiğini belirten turist rehberi Ayça Kesici," Bugün hepimiz çok heyecanlıyız. Uzun yıllardan sonra yaklaşık 4 yıl aradan sonra bir gemi İstanbul'a geliyor. Biz bu günü çok bekledik. Turizmciler olarak bir şeyin başlangıcı olarak kabul ediyoruz. Devamının geleceğini inanıyoruz ve öyle olmasını da umuyoruz. Turizmde en ufacık bir şeyde turizm anında biter. İstanbul’un tarihine, turizmine katkı yapıyorlar. Seneler sonra ilk defa bir gemi geldi buraya, törenle karşılandı. İnşallah Galataport bitince daha çok büyük gemiler gelecek. Ekim ayına kadar 22 kurvaziyer bekleniyor"
   Yaklaşık 4 yıldır durma noktasına gelen kurvaziyer turizmi, bu yıldan itibaren tekrar canlanmaya başladı.

Güvenlik unsurları yanında teknik anlamda da bir bilgiyi paylaşmakta fayda var. Bakan olur olmaz randevu alıp ziyaretine gittiğimiz TC Kültür ve Turizm Bakanı Sn Mehmet Ersoy, "Kurvaziyer turizmi dışında bütün teşvikleri kaldıracağım" demişti. Bu amaçla gelen turistlerin daha kaliteli, fazla harcama yapan turistlerin olduğunu biliyoruz Türkiye’nin bu tip misafir profiline ihtiyacı var. Türkiye’miz turizm sektöründe teşhisi koydu. Şimdi tedavi zamanı. Aynısı bizde de yapılmalı ve turist profilini nasıl yükseltebiliriz diye mesai harcamalıyız. Tüm turizm paydaşlarının tek bir orta noktada buluştuğu unsur var. Bu adanın ulaşımı düzelirse, gerçek anlamda artan yüksek kaliteli hizmet ve oda sayısı ile bölgede ciddi bir destinasyon haline dönüşecektir. Bunları yapmak çok mu zor? Yapmaya başladık bile. Başlamak bitirmenin yarısı demiş atalarımız.
   Turizm dolu günler bizim olsun.

YORUM EKLE

banner75