Mağusa-İskele-Yeni Boğaziçi İmar Planı tartışmaları

Ülkemiz, birçok yerde imar planı olmaması ve sürekli değişen emirnamelerle sağlıksız bir yapılaşma ile büyümektedir. Bu süreçte, altyapısı, kanalizasyonu, park yeri, yeşil alanı yeterli olmayan bir gelişme içine girmiş ve birçok kez sellere, kanalizasyon sorunlarına ve çevre kirliliklerine teslim olmuştur.
Mağusa, İskele ve Yeni Boğaziçi İmar Planı ile sadece bina yüksekliği değil, yaya ve bisiklet yolları yapımı, tarihi, kültürel alanlarla birlikte, deniz ve çevrenin korunması, eğitim, sağlık ve üretim alanlarının altyapısının sellerden ve diğer risklerden korunması amaçlanmalı ve bu yönde planlanmalıdır.
Geçtiğimiz hafta, Mağusa, İskele ve Yeni Boğaziçi İmar Planı, Birleşik Kurul üyelerinin oy birliği ile onaylandı. Prosedür gereği, bu İmar Planının, Başbakanlık tarafından Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmesi gerekmektedir.
Bahse konu İmar Planı’yla ilgili olarak geçen hafta yapılan Birleşik Kurul Toplantısına, Birleşik Kurul Başkanı olarak Gazimağusa Belediye Başkanı, İskele Belediye Başkanı, Yeni Boğaziçi Belediye Başkanı, Gazimağusa ve İskele Kaymakamı ve Şehir Planlama Dairesi Müdürü üye olarak katıldı ve İmar Planı, kurul üyelerinin oy birliği ile onaylandı.
Özellikle, Şehir Planlama Dairesi uzmanlarının planla ilgili görüş, öneri ve uyarılarının plana son şekli verilirken, dikkate alınıp, alınmadığını merak ediyorum doğrusu.
Bu gelişme yaşanırken, Mimar ve Mühendisler odası ile Şehir plancıları odası, süreç hakkında yazılı ve sözlü talep etmelerine rağmen kendilerine bilgi verilmediğini ve gizlilik içinde, acele ile imar planının birleşik kuruldan geçirildiğini ve konuyu yargıya taşıyacaklarını açıkladılar.
Bahse konu sivil toplum örgütleri, birleşik kuruldan geçen imar planı ile ihtiyacın kat kat üzerinde alanın imara açılacağını, verimli tarım arazilerinin heba olacağını, bunun yanında altyapının çok kötü olduğu bu bölgede, konut yoğunluklarının artırıldığını, böylece bölgenin ilerde büyük alt yapı ve çevresel sorunlar yaşayacağı uyarısını yapmaktadırlar.
Ülkede, hükümetin istifa ettiği, meclisin toplanamadığı, hükümetin büyük ortağında kurultay tartışmaları ve rekabeti yaşanırken, her an erken seçim kararı alınması beklenirken, ekonomik ve siyasi krizin arttığı bir ortamda, yaklaşık 4-5 yıldır gündemde olan ve hakkında büyük tartışmalar yapılan imar planının, böylesine bir konjonktürde onaylanması birçok kesimi şok etmiştir. Bahse konu imar planının bu dönemde onaylanması, planın içeriği ile ilgili şüpheler ve soru işaretlerinin de, oluşmasına yol açtı.
Yeni yürürlüğe girecek imar planında, gerçekleşecek tüm eski ve yeni projelerde, kaç konut, ne kadar yoğunlukta, hangi kullanım oranında ve ne kadar altyapı, ne kadar sosyal tesis ve yeşil alan yapılacağına mutlaka bakılmalıdır.
Aksi halde, Girne’de yaşanan aşırı konut yoğunluğu, trafik sorunu, deniz kirliliği, kanalizasyon ve alt yapı sorunlarının benzerlerini, Mağusa, İskele ve Yeni Boğaziçi bölgelerinde de yaşama riski ile karşılaşabiliriz.
Şehirlerin ve ülkelerin sağlıklı büyümesi için, planlı gelişmeye dolayısıyla imar planlarına ihtiyaç vardır. Ülkemizde de, İmar planları olmadan gerçekleşecek yapılaşmanın, sürdürebilir çevreye, ekonomiye, başta turizm, yüksek öğretim ve inşaat sektörleri olmak üzere, diğer tüm sektörlere de olumsuz etkileri olacaktır. Buna fırsat verilmemelidir.
Bu konudaki en önemli husus, üzerinde uzlaşı sağlanmayan bir imar planının, ülkeye fayda yerine zarar verme ihtimalinin olmasıdır. Bu plan, Ülke, çevre ve toplum yararına olmayacaksa, içinde mevzuata aykırı işlemler barındıracaksa ve bazı kesimlere haksız menfaat sağlayacaksa, toplum vicdanında kabul görmeyecek, ayrıca konu yargıya da taşınacaktır.
İmar planları hazırlanırken, elbette ki ekonomik hayata etkileri düşünülmelidir. Ancak, sadece bu yön yeterli değildir. Plan, hem çevresel hem de toplumsal yönü ile birlikte de düşünülmelidir. Bu bir dengeler manzumesidir. Denge bozulursa, sonuçları da olumsuz olmaya mahkumdur.
Planlı şehirler oluşturmak için, planın uygulanacağı bölgedeki belediyeler, kaymakamlıklar, ülkenin planlama makamı, planla ilgili sivil toplum örgütleri ve tüm paydaşlar sorumluluklarının bilinci ile iş birliği ve dayanışma içerisinde çalışmalı ve yeni imar planını uzlaşı içinde hazırlayıp, yürürlüğe koymalıdırlar.
Böylesine önemli bir imar planının, ülkenin iktidarı, muhalefeti, ekonomik ve sivil toplum örgütlerinin içine sindireceği ve kabul göreceği bir içerikte ve dönemde, hayata geçmesinin sahiplenme anlamında daha doğru olacağı kanısındayım.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104