Mağusa'daki çocuk hırsızların yüzümüze vurduğu gerçek

Mağusa’da yaşları 13 ile 15 arasında değişen 3 çocuk, bir ayda 7 yerden hırsızlık yaptığı iddiasıyla dün mahkemeye çıkarıldı.  Bu olay nedeniyle, “çocukların suça bulaşması” meselesini yeniden ele alma ihtiyacı hissettik.  Gerçekten de çocukların suçlara karışması, ülkemizde artış göstermeye başladı. Çocuklar hem suça karışıyor, hem de suç işleyenlerin kurbanı oluyor.

Genç olarak nitelendirilen, 18 yaş altı orta eğitim yaşındaki çocuklar, başta uyuşturucu olmak üzere birçok suça karışıyor. Bazı bölgelerde çocukların çeteleştiği de bilinmektedir.  Çocuklar, şaşırtıcı bir şekilde şiddet olaylarına karışmaktadır. Çocuklar, gruplaşarak, birbirlerine zarar vermektedir. Çocuklar, hırsızlık, soygun, gasp olaylarının failleri olmaktadır.

Sigara ve alkol kullanma alışkanlığı çocuk yaşlara indi. Sigara ve alkol, çocuklar için ardından da uyuşturucuyu çağırır oldu. Çocuk yaştaki insanlar, başka çocuklara cinsel saldırıda bulunuyor.

Olayların birçoğu polise de yansımıyor, aileler sorunları kendileri çözmeye çalışıyor ama tam batağa saplanıyor. Aileler, devlet desteği istemeyi ayıp sayıyor, birçok kişi Sosyal Hizmetler Dairesi’nin varlığından bile haberdar değil. Birçok aile, çocuklar için psikolog desteği istemeyi de acizlik olarak görme yanlışlığı içindedir

Çok sayıda çocuk işçi var… Hükümet son dönemlerde denetimler yapıp, bunları tespit ediyor ama yine de okulda olması gereken yaştaki birçok çocuk çalışıyor. Çocukları çok zor şartlarda çalıştıran kesimler var, resmen çocuklar çocukluğunu yaşayamıyor.

KKTC’de birçok konuda olduğu gibi çocuk haklarında da sınıfta kaldık. Ülkemizde, uluslararası sözleşmelerin ve yasaların tam anlamıyla uygulanmaması nedeniyle onlarca çocuk istismara maruz kaldı, suçlara karıştırıldı, öldürüldü veya cezaevine girdi.

Devlet Planlama Örgütü’nün verilerine göre, 2014 yılında altı, 2015 yılında dokuz, 2016 yılında sekiz, 2017 yılında yedi ve 2018 yılında da iki olmak üzere 0-15 yaş arasındaki 32 çocuk, çeşitli suçlar nedeniyle cezaevine girdi. Yine ayrı rapora göre, 2014 yılında beş, 2015 yılında sekiz, 2016 yılında altı, 2017 yılında dokuz ve 2018 yılında iki olmak üzere, farklı suçlar nedeniyle hapse giren 0-15 yaş arasındaki 30 çocuk cezasını tamamlayıp, tahliye oldu.

Cumhuriyet Meclisi tarafından da kabul edilen BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ne göre; devletler, cinsel anlamda kötüye kullanım ve sömürü dâhil her türden fiziksel veya zihinsel zarar ve ihmale karşı çocukları korumak zorunda…  Ülkede çocuklarla ilgili düzenlemelerin yer aldığı, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi 1996 yılında, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (Onay) Yasası ise 2011 yılında KKTC Cumhuriyet Meclisi tarafından onaylandı. Ancak, bu yasa ve sözleşmelerin öngördüğü “Çocuk Mahkemeleri” ve “Çocuk Yaşama Dönüş Merkezleri” kurulamadı.

Mahkemelerin, yardım kuruluşlarının, kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşlarının, çocuklarla ilgili konuları ele aldıklarında, “çocuğun yüksek yararını” daha fazla göz önüne almaları gerekiyor.

Çok yeni bir olay, çocuk suçlularla ilgili dramatik gerçeği ortaya koyuyor. Mutluyaka’da bir ayda 7 evden çok sayıda elektronik eşya, parfüm, ayakkabı ve para çalınması olaylarıyla ilgili 3 çocuk tutuklandı. Çocuklar dün Mağusa’da mahkemeye çıkarıldı. “Hırsızlık” suçundan mahkemeye çıkarılan çocukların yaşları, 13 ile 15 arasında değişiyordu. Bu durum bölge halkını hem üzdü hem de şok etti.

Mahkemede çocukların durumuyla ilgili açıklama da yapıldı... Çocuk zanlılardan biri okuldan atıldı, yani eğitimden uzaklaştırıldı, üstelik parçalanmış bir ailenin ferdi… Diğer çocuk okulu bırakmış, üçüncü çocuk ise okula gidiyor ancak oldukça başarısız…  Mahkemede çocukların sosyal durumuyla ilgili anlatılanlar, çocuklarımızın hayata tutunması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Hem toplumun, hem ailelerin, hem de devletin... Dün mahkemede arkadaşına şiddet uygulayan bir de liseli genç vardı, arkadaşının burnunu kırmış, mahkemelik olmuş...

Durumun vahameti, canlı örnekleriyle karşımızdadır. Çocuklarımız için daha fazla çaba göstermeliyiz. Geleceğimiz olan çocuklarımızın, gençlerimizin daha yolun başında dağılmasını, kaybolmasını engellemeliyiz

YORUM EKLE