Maraş, sapına kadar Türk toprağıdır!..

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’nin 37’inci kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde Maraş’ı da ziyaret edecek olması Rumları pirelendirdi. Derinya barikatında protesto gösterisi yapacaklarmış!.. Sözde ‘Maraş Belediyesi’ bu konuda BM’ye, ortaklarına ve müttefiklerine çağrıda bulunarak, Maraş’taki Türk hareketlerinin önlenmesini istedi.


Kendileri önleyemiyor, başkalarına çağrı yapıyorlar. Aynen Anastasiadis gibi! Rum lider Nikos Anastasiadis de bu amaçla BM’nin, AB’nin, hatta ABD’nin, İngiltere’nin kapılarını çalmadı mı? Neymiş efendim; müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için Maraş’taki faaliyetlerin durdurulması gerekirmiş! Hani ‘Sen onu külahıma anlat’ derler ya… O zaman sen de, Yunanistan’ı hesaba katmıyoruz, Mısır, İsrail, Fransa ve ‘diğerleriyle’ yaptığın savunma işbirliği anlaşmaları dahil, tüm tek yanlı anlaşmalarını iptal et. Dahası Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin önünü kesme çabalarından vazgeç, doğalgazı bahane ederek, bir zaman itiraf ettiğin gibi, Türkiye’ye karşı ‘çember oluşturma’ ve de doyumsuzluk sevdasını bir kenara bırak.


Yarım yüzyıldan fazla bir süredir bu halkı müzakere masasına hapsettiğin yeter! Zamana oynamalara ve oyalama taktiklerine Kıbrıs Türk halkının karnı toktur.


Gelelim bazı Türk, Rum sendika ile sivil toplum örgütlerinin “Maraş’taki tek yanlı açılıma bir an önce son verilmesi ve Maraş’a ilişkin olası tüm açılımların BM ve yasal sahiplerinin katılımıyla yapılması” çağrısına. Bazı Rum sendikalarını anlıyoruz da, bazı Türk sendikaları ve bazı sivil toplum örgütlerinin ahkâm kesmelerini anlamıyoruz demeyelim. Çünkü onların öteden beri Rumların acentaları gibi hareket ettiklerini de dünya alem bilmektedir. Efendim, Kapalı Maraş, Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak, BM’nin gözetiminde şehrin ‘gerçek sahiplerine’ teslim edilsinmiş!..


Buna ‘Malista Girye’ (Peki efendim) mi demek lazım yoksa?


Maraş’ın gerçek sahipleri derken, biraz gerilere gitmek lazım… Orası yüzde yüze yakın vakıf toprağıdır ve elde deliller vardır. Rumlara ve diğerlerine zamanında nasıl ve ne amaçla peşkeş çekildiği de bilinmektedir. Böyle olmasına rağmen, KKTC, eski mülk sahiplerinin de haklarını çiğnemek bir yana, onların da Maraş’a dönmelerine yeşil ışık yakmış bulunuyor. Hem de BM kararlarını, uluslararası hukuk kurallarını da dikkate alarak! Size kalsa, bu kent bir 46 yıl daha ‘hayalet’ özelliğini korumalı, pislikten geçilmez olan yollar temizlenmemeli, ağaç dikilmemeli, yollar asfaltlanmamalı, yılanların, çıyanların ve her türlü haşaratın meskeni olmaya devam etmeli. Yok artık öyle bir şey! Maraş, insanlığın hizmetine sunulmayacaktı da ne yapılacaktı? Bir 46 yıl daha mı beklenecekti? Bir tuğla konulmayacak, temizlenmeyecek miydi? Lordos ailesi ve tüm baskılara boyun eğmeyerek Maraş’a dönmek isteyen Rumlar bile bu durumdan memnun. Siz onlara da engel olmak istiyorsunuz da, lafı geveliyorsunuz.


Ve unutulmasın ki, Maraş, yarın 37’inci kuruluş yıldönümü kutlanacak olan KKTC’nin sınırları içindedir ve sapına kadar Türk toprağıdır.



 ***

Con Aziz’in anlamlı paylaşımı


Tanınmış turizmcilerimizden, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Onursal Başkanı Aziz Kent (Con Aziz) benimle ilgili ilginç ve anlamlı paylaşımını meğerse herkes okumuş… Elime ulaşan mesajda, özetle şöyle diyor:


“Sevgili Akay Cemal kardeşim; bir zamanlar Kıbrıs Türkü’nün refahının birlik ve beraberlikle oluşturulabileceğini rahmetli Dr. Küçük ve Denktaş’tan aldığın güç ve bilgi neticesinde hükümetlere yol gösteriyorsunuz. O karanlık ve kötü yıllarda her şeye rağmen bu vatana sahip çıkanların fikirlerini alsalar, belki de bugün içinde bulunduğumuz durumda olmazdık diye düşünüyorum. Kıbrıs Türkü, bahusus o karanlık günleri yaşamış insanlarımız çalışkan ve dirayetidir. Çünkü Rum dostlarımız 1974’e kadar Kıbrıs Türklerini hizmetkârları gibi çalıştırırlardı. Yani Güney Afrika (Apartheid) kanunlarını Türklerin üstünde uygulayıp zamanla Kıbrıs’tan söküp, EOKA’nın tehdit ve saldırılarıyla Yunanistan’a ilhakı ve dolayısıyla ENOSİS’i gerçekleştireceklerdi.


Gayelerinden vazgeçmiş değillerdir. Anavatanımız Türkiye olmasa çoktan emellerine ulaşırlardı. Şimdi silah gücüyle yapamadıklarını bazı genç ve bilinçsiz soydaşlarımızın beyinlerini yıkamak suretiyle kandırarak, hedeflerine ulaşmak istiyorlar. Oysa bizler gibi o günleri yaşamış olan ağabeylerine, büyüklerine de kulak verseler, yıkanan beyinlerini değiştirir ve gerçekleri görebilirler. Sevgi, saygı ve selamlarımla bütün halkımıza uzun ve sağlıklı yıllar dilerim. Anavatanımızda 84 milyon Türk de kardeşlerimizdir. Ne mutlu Kıbrıs Türkü olduğumuza dair Allah’a şükrederim. Teşekkürler Akay kardeşim.”




 

YORUM EKLE

banner75