Mayısın 19'u…

Ve tarihin akışını değiştiren o sihirli adımın 100’üncü yıldönümünü kutluyoruz bugün…
   Okuyanlar elbet bilir, Atatürk’ün kurtuluşu anlatan Büyük Nutku 19 Mayıs 1919’la, yani onun ve bir avuç mücadele arkadaşının Samsun’a ayak basmasıyla başlar… Ulu Önder, Anadolu toprağına Samsun’da ayağını basmasını “kurtuluşun başlangıcı” olarak sunar… Bu kararlı ve cesur başlangıçtan sonra muhteşem ve milli bir başarı öyküsünün içinde neler yaşanacaktı, neler…
   Atatürk Nutuk’ta 16 Mayıs 1919 Cuma günü İstanbul’da başlayıp Samsun’da tamamlanan o üç günlük yolculukta kendisine eşlik edenleri de açıklar… Buna göre, kaptanlığını İsmail Hakkı Durusu’nun yaptığı “Bandırma” adlı vapurdaki 18 kişi şunlardı: Üçüncü Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurmay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf KâtipFâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).
   Tarih olan bu kişiler, isimlerini Kurtuluş Savaşı boyunca ve ondan sonra vatana, cumhuriyete ve devrimlere dair  çeşitli hizmetleriyle parlatacaklardır...
                                                               ***
   Mustafa Kemal’in ayak bastığı Samsun, işgal kuvvetleri için önemli bir noktaydı... Stratejik bakımdan duyarlı bölgeydi... Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir kapıydı... O nedenle İngilizler, 9 Mart 1919’da Samsun’a askeri bir birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk makineli tüfek birliğinden “Hamdi” adlı bir teğmen askerlerini alarak dağa çıkar…  Bu dikkat çekici olay üzerine İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Türk halkının Karadeniz’de silahlandığına ve direnişe geçtiğine ilişkin tepkileri ve şikayetleri olur… İstanbul’da, bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesi kararına varılır… Seçilen kumandan Mustafa Kemal Paşa’dır…
   Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu yıkılırken, vatan toprakları da baştan başa işgal edilmiştir… Genç Paşa uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülmekte ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçme planları yapmaktadır… İşte o bulunmaz fırsat şimdi eline geçmişti…
   İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Padişah Vahdettin ile arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
   “Padişah ‘Paşa, Paşa!... Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin!.. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (eliyle gösterdiği bir tarih kitabıdır). Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağınız hizmet hepsinden daha önemli olabilir... Paşa, Paşa... Devleti kurtarabilirsin!..
   Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?.. O Vahdettin ki... Bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur?.. Aldatıldığını mı anlamıştı?.. Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım ve ona karşılık verdim:
   “Kişiliğime güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim... Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz...”
   Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna da kapılmıştı… Ama O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir“Türk Milleti” vardı.
                                                               ***
   Atatürk, seçtiği kişilerle birlikte 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski vapurla Galata rıhtımından ayrılır… Yolcular Samsun’a vardıklarında “Kalyon Burnu” denilen yerden sandallarla merkez iskelesine çıkarılırlar... Samsunlu denizci İsmail Yurtsever, bu sandallardan birinin sahibidir… Daha sonraki anılarında önceden hiç tanımadığı Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır…
   Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk sırasında özel görevli bir askerdi… Giyimi de buna uygundu… Ancak Samsun’a ayak basmasından birkaç gün sonra askeri kıyafetten sivil kıyafete geçecekti…
   Büyük Önder’in Samsun’da yüzleştiği manzara acıydı... Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı… Silahlı Pontusçular sokaklarda kol geziyordu… Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı… Bugün müzeye dönüştürülen“Hıntıka Palas”ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü… Yorucu yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti… Uykusuz geceler şimdi de burada başlamıştı… Ama O’nun iradesi karşısında hiçbir zorluk ve engel aşılmaz değildi.
   Samsun günlerinden sonraki hızlı gelişmeler onun muhteşem cesaretinin, kararlılığının ve iradesinin göstergesidir…  Atatürk’ün “Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs, Türk kurtuluş savaşının simge tarihlerinden birine dönüşür…
                                                               ***
   Atatürk Milli Mücadele boyunca ve devrimlerini gerçekleştirirken köhnemiş düşüncelere karşı savaştı… Ona göre, Türk milletini ileri götürecek olanlar genç ve zinde fikirliler idi… Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için özel bir önem taşır...  O gençliği yaşla sınırlamamıştır… Düşüncede yenilikleri ve çağdaşlığı içselleştirmiş olanları “gençlik” olarak görürdü…  “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir” derdi…
   Atatürk; “Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler... Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken,  gençliğe olan güvenini de anlatmıştır. Atatürk’ün şu sözleri de bir rehber niteliğindedir:
   “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir…”
                                                               ***
   Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür… Dolayısıyla kurtuluşun kazanılmasında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayıs’ları tarihin akışını değiştiren simgesel bir tarihin yıldönümleri olarak kutlamalıyız… Bu simgesel tarihin içinde öylesine muhteşem olaylar yatmaktadır ki… Bu olayların her biri zaferi, başarıyı, özgürlüğü ve esenliği arayanların ilham kaynağıdır…

 

YORUM EKLE