Memleketi yutanlar muteber, 5 TL'lik kola çalan hırsız

Biliyorum “bir tane” çalmakla, “bin tane” çalmanın yasal karşılığı aynıdır; hırsızlık… “Bir tanelik” hırsızlığın da “bin tanelik” hırsızlığın da cezası vardır... Derler ki küçük küçük başlayan hırsızlıklar gelecekte çok büyük ve kişinin felaketine de neden olacak büyük bir hırsızlığa kadar da uzanabilir… O nedenle diyebiliriz ki hırsızlık kötü bir şeydir, hırsızlığın hiçbir çeşidine yeltenmemek gerekir. İnsan başkasına ait olanı, onun izni olmadan, parasını ödemeden almamalı, çalmamalı…

Bunların hepsine tamam… Hiç itirazım olamaz ancak yine de dünkü mahkeme haberleri içinde bir “hırsızlık haberi” yüreğimi burktu, içimi yaktı. 20 yaşında bir genç, bir kutu kola çaldığı için tutuklandı, mahkemeye çıkarıldı ve hakkında 3 gün tutukluluk alındı... Kapalı ama kilitli olmayan pencereyi açmış ve buzdolabından bir kola almış… Bir tane almış, buzdolabındaki her şeyi alıp götürmeyi düşünmemiş, denememiş, başka bir şey de çalmamış, yalnızca bir kutu kola…

Bu sıcak havada, boğazı yanmış, şeytana uymuş bir kola çalmış… Kolanın değeri 5 TL… Yerde uçuşan bir kağıt 5 TL görseniz, eğilip almaya utanırsınız… Bölgede bir meyhaneden benzer şekilde içki de çalındığı için söz konusu gençten şüphelenmişler... Daha önce de 50 TL ya da 100 TL çaldı diye tutuklanan, mahkemeye çıkarılan kişiler görmüştüm. İnsan üzülüyor… Ülkede insanların küçücük şeylere muhtaç olduğu için hırsızlık yapması, mahkemelere düşmesi, hapislik alması gerçekten de üzüntü verici.

Önce size yaşanmış hikaye anlatayım... Geçmişte gazetemizde çalışan bir genç, şeytana uymuş, topladığı paraların bir kısmını işyerine yatırmayıp, bir ihtiyacı için harcamıştı. Başka arkadaşların itinalı hesaplamaları sonucu foyası meydana çıkmıştı. Evliydi, yeni doğmuş bir çocuğu vardı, mutlu bir aile babasıydı. Müdürümüz onu çağırıp foyasının meydana çıktığını söylediğinde ben de oradaydım, çok ağlamıştı. “Beni polise vermeyin, çocuğum yeni doğdu, hapse düşerim, eşim mahvolur, rezil olurum, belki de ayrılırız” demişti. Bir daha da böyle bir şey yapmayacağına yemin etmişti. “Beni işten kovun ama polise vermeyin” diye yalvarıyordu. Zaten parayı da doğum için çaldığını söylüyordu... Acımıştım onu, “şeytana uydu” diye düşünmüştüm, müdürüme; “Polise vermeyelim onu, işten çıkaralım ama polislik olmasın, bir şans vermiş olalım” dedim. Müdürümle uzun uzun düşündük ve onu polise bildirmedik. Müdürümüz onu polise vermeyeceğini söylediğinde neredeyse ayaklarını öpecekti, bin defa teşekkür etti. Bana da “Aramızda kalacak değil mi?” dedi. Çünkü ailesini tanıyordum, gidip söyleyebileceğimi düşündü. Aramızda kaldı, kimseye söylemedim… Şimdi başka bir yerlerde çalışıyor, çalıştığı yerde ona güveniyorlar, iyi iş de çıkarıyor. Onu her gördüğümde, bu kişiyi polise vermemekle doğru bir şey yaptığımızı düşünüyorum. Bir daha böyle bir şey yapmadığına da inanıyorum, kendisine verilen şansı iyi değerlendirdi diye düşünüyorum.

Hayatta herkes hata yapabilir, bir şans daha verilebilir insanlara. Sıcak bir yaz günü bir kola çalan genci bağışlayabiliriz, bir şans daha verebiliriz. “Bağışlarsak bu kez dükkanı da götürebilir” diye düşünmüş olabilir o mağaza sahipleri ama yine de ağır geldi bana 5 TL için hapse çıkarılması, 3 gün tutuklu yatacak olması…

Neden ağır geldi biliyor musunuz? Ülkede devletin malını soyanlar, rüşvet alanlar, ortalığı soyup soğana çevirenler, haraç toplayanlar, sattıkları mallara haksız kâr koyanlar, yolsuzlukla, uyuşturucu kaçakçılığıyla zengin olanlar ortalıkta muteber insan muamelesi görüp de dolaşırken, 5 TL’lik kola çaldı diye bir gencin hapse girmesi gerçekten çok ağır…

Malları depoya istifleyip de fiyatın artması ile haksız kazanç sağlayanlar, bu gençten daha az mı hırsızdır?

Devletin aracını kullanıp da kendi işini ya da partisinin işini yapanlar hırsız değil midir?

Bulunduğu makamın yetkilerini ve parasını kullanarak, kendine ve yakınlarına imkan sağlayanlara ne denir acaba?

Yolsuzlukların, rüşvetin, haksız kazancın bu kadar fazla olduğu bir ülkede 5 TL’lik kola çaldı diye bir genci mahkemeye çıkarıp, polisin, avukatların, yargıcın vaktinden çalmaya değer mi? Değmez, gerçekten değmez…

Bu memlekette, hırsızlığın kitabını yazmış, herkesin bildiği ama söyleyemediği, hem de öyle mevkilerde insanlar var ki, onları düşündükçe tabii ki insan 5 TL’lik kola çalan gence üzülür.

Hırsızlık elbette hırsızlıktır ama birileri memleketin içine “büyük abdestini yaparken” ve ona bir şey olmazken, diğeri “kıçını kaşıdı” diye kodese tıkarsanız ben bu adalet anlayışına itiraz ederim arkadaş… Siz isterseniz “yanlış düşünüyorsun” deyin ben yine de itiraz ederim...

YORUM EKLE