Mevcut yasalarla çevreyi koruyamayız

İnsanın ülkesini sevdiğini söylemesi sözle olmaz...

Ülkesini seven insan onu korur ama her şeyiyle…

Doğal güzelliklerini, dağını, tepesini, taşını, ormanını, ağacını, gölünü, çiçeğini, hayvanlarını, deresini, barajını, denizini, tarihi eserini her şeyini…

Bir ülkeyi, ülke yapan tüm değerlerini sevmeli ve korumalıdır insan.

İnsan, kişisel çıkarları uğruna, “biraz daha fazla nasıl para kazanırım” diye, çıkarcı bir şekilde gözünü karartıp, ülkesine zarar vermemelidir.

Maalesef ülkemizde böyle oluyor. Bazı kişi ya da kesimlere sorsanız onlardan daha fazla ülkesini seven yoktur ama yaptıklarına baktığınızda hiç de öyle değil.

Çevreyi kirletişimiz, katledişimizden tutun da tarihi değerlerimize önem vermeyişimize kadar çok sayıda üzüntü verici olaya tanık oluyoruz.

En son olarak, Bafra bölgesinde hizmet veren bir otelin kum ihtiyacını karşılamak için Kumyalı bölgesindeki bir alanda bulunan onlarca ağaç katledildi, o doğal güzellik yok edildi.

Peki yetkililer ne yaptı? Hiçbir şey, çünkü yasalarımızdaki eksikliklerden dolayı kimse bu çevre katliamına ‘dur’ diyemedi.

Yasal boşluğu fırsat bilen bazı kesimler, Kumyalı’da çevreyi talan etti.

Sahile yakın bir yerdeki alandan kamyonlar dolusu kum, Bafra bölgesindeki bir otele taşındı.

Bölgedeki kumullar yok edildi, maki bitki örtüsü, akasya ağaçları, buralarda yaşayan kuş, böcek, sürüngen gibi canlılar katledildi.

Buna rağmen, yasal boşluk nedeniyle bu duruma Çevre Koruma Dairesi ve Orman Dairesi müdahale edemiyor.

Çevre Koruma Dairesi Müdürü Abdullah Aktolgalı, kendilerinin Çevre Yasası’nın verdiği yetkilere göre hareket ettiğini belirterek, “Evet, ortada bir çevre katliamı var ama biz yasal mevzuatımıza göre hareket etmek zorundayız. Yasal mevzuatımıza göre de bölgede koruma altında olan hiçbir bitki yoktu. Bu nedenle de onay vermek zorundaydık” diyor.

Güler misin, ağlar mısın? Yasa yok diye göz göre göre çevre katliamına izin verilebilir mi? Dairenin, hükümetin, devletin çevreyi korumaktan yana hiç mi inisiyatifi yok?

Orman Dairesi Müdürü Ercan Poyraz da benzer şeyler söylüyor. Poyraz, bölgede yapılan incelemelerde herhangi bir orman ağacı tespit edilemediği için söz sahibi olmadıklarına dikkat çekerek, “Orman Yasası’nda akasya ağaçlarını koruyan herhangi bir madde yer almadığı için akasyaların kesilmesine müdahale edemiyoruz” diyor.

Gerçekten üzüntü verici bir durum... Yasal boşluk var diye cennet gibi bir bölge mahvediliyor.

Demek ki bu yasanın acilen ele alınıp, yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Burada yasal boşluk var ama bazı yasalar da çok düşük cezalar öngördüğü için caydırıcı olamıyor.

Örneğin temizlenmeyen, kötü koku yayan bir ahırın sahibine kesilecek para cezası sadece 25 TL.

Bu cezalarla zaten çevre korunamaz, o nedenle yasalar için ciddi tadilatlar gerekiyor.

Bafra’daki olaya dönecek olursak; oteller bu ülke için gerekli olabilir ama onlar için doğal güzelliklerimizi feda edemeyiz.

Doğal güzelliklerine sahip çıkamayan bir ülke, bir süre sonra turist de çekemez, turist olmazsa otel işletmeleri de ayakta duramaz.

Doğal güzelliklerin, tarihi değerlerin korunmasını, çevrenin temiz ve düzenli olmasını en fazla turizm işletmeleri istemeli ve desteklemelidir, çünkü onların varlığı ve sürdürülebilirliği bu şekilde mümkündür.

 

YORUM EKLE