Mozart ve ilk gösterilişinin 235. yılında “Figaro’nun Düğünü”

Gökten inen dahi: W. A. Mozart ve Figaro’nun Düğünü
Albert Schewitzer’in bir sözü vardır: “Gerçek dehalar göklere uzanır, Mozart ise gökten inmiştir. “Gerçekten, Mozart, topu topu 35 yıllık ömrüne tam 623 eser bestelemiştir. Mozart bestelediği eserlere “opus sayısı” vermemiştir. Onun eserlerinin sıralaması, Ludwig Köchel tarafından düzenlenen ve tüm yapıtlarının kronolojik ve tematik sıralamasını gösteren çalışmayla ortaya ve KV veya sadece K sayısı olarak gösterilir. Köchel bu sıralamaya son halini 1947’de verdikten sonra, “İnsan Mozart’ın eserlerini kapsayan bu dev kataloğa baktıkça kısa bir yaşama sığdırılmış inanılmaz bir yaratma gücüyle karşılaşıyor!” demiştir. İşte bu katalogta K 492 sayısı ile kayıtlı olan Figaro’nun Düğünü” adlı opera, bestecinin kısa hayatına sığdırdığı 22 operadan bir tanesidir. Üstelik, müzik ile libretto arasındaki ilişki, aryalar, koroların ve uvertürlerin muhteşemliği açısından bakıldığında, belki de operalarının arasında en çok beğenileni olduğunu söylemek mümkündür. Mümkündür diyoruz, zira operaların değişen librettoları insandan insana farklı bir beğeni yarattığı gibi, eserin icrası ve icranın sahnelendiği mekanın donanımından kostümüne kadar yarattığı etkiler, diğer bir ifadeyle operanın görsel etkisi de “beğenilme” konusunda farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Ama ne olursa olsun, Mozart’ın yetişkin çağının ürünleri olan “Figaro’nun Düğünü” başta olmak üzere, “Sihirli Flüt”, “Don Giovvani”, “Cosi Fan Tutte” ve “Saraydan Kız Kaçırma” gibi operaları, dünya opera sahnelerinin demirbaş eserleri arasında yer almıştır.
Mozart tarafından bestelenmiş olan operanın librettosu Lorenze da Ponte tarafından yazılmıştır. Ponte librettoyu yazarken, 1784 de Pierre Beuamarchais tarafından yazılmış olan ve bir başka sahne piyesi olan “La folle Journeeou le Mariage de Figaro (Delilik günü veya Figaro’nun Düğünü”) adlı esere dayanmıştır. Aslında, Beaumarchais’nin bu eseri, Fransız Devrimi’nden 10 yıl önce, aristokratlarla alay ettiği için sahnelenmesi yasak bir eser olarak kabul edilmişti. Ama buna rağmen, Mozart, eserin librettoya dökülmesinde, da Ponte’den özellikle eskiden yasaklanmış olan Beaumarchais’nin eserinin esas alınmasında ısrar etmişti. Lorenze da Ponte ise çalışmasını 6 ay gibi kısa bir zamanda tamamlamış ve İtalyanca mükemmel bir eser ortaya koymuştu. Nitekim bu çalışma, Mozart ile da Ponte arasında mükemmel bir işbirliğine yol açmış ve “Figaro’nun Düğünü”nü takiben, da Ponte, “Don Giovanni” ve “Cosi fan tutte” operalarının librettolarını da yazmıştı. Avusturya İmparatoru librettoyu okuduktan sonra öyle beğenmişti ki, Mozart’ın bir beste yapmasına gerek olmaksızın hemen kabul etmişti. İmparator II. Josef’in sarayda temsil edilebilecek bir opera arayışlarına girişmesi nedeniyle, Viyana’daki müzisyenler bir imparatorluk komisyonunun kurulmasına önayak olmuşlar ve eserlerini bu komisyona teslim etmişlerdi. O zamanlar Viyana’da bir “opera bestecisi” olarak ismi hiç duyulmamış olan Mozart’ın eseri de bu eserler arasındaydı. Mozart, eğer eseri kabul edilmezse, eseri yakıp yok edeceğini yakın çevresine belirtmişti. Ama II. Josef eseri kabul ederek bugünlere gelmesini sağladı.

 

Prömiyeri ve ilk temsiller

Mozart’ın olgunluk dönemi eserlerinden olan Figaro’nun Düğünü operası, ilk defa, bundan 235 yıl önce bir 5 Mayıs günü Viyana’da Burgtheater’de sahnelenmiştir. “18. yüzyıl usulü romantik komedi” olarak da nitelendirilmektedir. Hatta olaylar da “Sevil Berberi”nin devamı niteliğindedir. İlk iki oynanışında, orkestra şefliğini de, Mozart, klavyeli enstrümanla bizzat kendisi yapmıştı. Bazı yazarlar, her ne kadar temsilin ilk gösterimlerinin, Mozart’ın İtalyan hasımları tarafından çıkartılan dedikodular nedeniyle başarısız olduğunu yazmışlarda da, “Figaro’nun Düğünü”, aynı sezonda altı defa oynanmıştır. Bu rakam dönemine göre pek rastlanan rakam değildi ve operanın başarılı bulunduğunu ortaya koyuyordu. Üstelik, prömiyer gecesi seyirciler beş ayrı aryayı, alkışlarıyla, devamlı tekrar ettirmişlerdir. 8 Mayıs’taki oynanışta ise, seyirciler, bu sefer de yedi aryayı istek üzerine çeşitli kereler tekrar ettirmişlerdir. Bunun üzerine İmparator II. Josef bir emir vererek, oyunun üçüncü oynanışından itibaren tekrarların birden fazla olmamasını istemiştir. İmparator, eserin Laksenberg Saray tiyatrosunda oynanmasını da arzu etmiş ve bu arzusu yerine getirilmiştir.
Figaro’nun Düğünü, 1787 ve 1788 de Viyana’da sahnelenmemiş Ama 1789’da tekrar sahnelenmeye başlamıştır. 1786 yılında, Pasquale Bondini kumpanyası, operayı Prag’da yaptığı bir gala ile sahneye taşımış ve eser sansasyon yaratacak kadar sevilmiştir. Bunun üzerine Mozart da Prag’a gitmiş, 17 Ocak’ta operayı dinlemiş ve 22 Ocak’ta da orkestrayı yönetmiştir. Opera’nın Prag’ta bu derece beğenilmesi, organizasyonu yürüten kumpanyayı cesaretlendirmiş ve kumpanya, Mozart’ın yine, da Ponti’ye ısmarladığı Don Giovvanni operasının galasını da 1787 yılında Prag’da yapmıştır.”

 

Operanın konusu

“Figaro’nun Düğünü” her ne kadar “komik opera” olarak nitelendiriliyorsa da dört perdelik, hiç de kısa olmayan, sürükleyici ama o ölçüde de karmaşık ve hareketli sahneler içeren ve takip edilmesi zor bir eserdir. Üstelik çekirdek kadrosu da, Kont Almamiva, Kontes Almamiva, Susanna, Figaro, Cherubino, Marcelina, Dr. Bartolo, Basilio, Don Curzio, Barbarina, Antonio olmak üzere on iki kişidir. Bu sayıya bir de koroyu oluşturan uşaklar ve köylüler eklendiğinde düşününüz karşınıza çıkacak olan kalabalığı! Dolayısıyla, bırakalım her sahnede yaşanan olayları bir bağlantı içinde tek tek ele alıp açıklamayı, bunları bir gazete sayfasına aktarmak bile mümkün değildir. “Sevil Berberi” operasının bir devamı sayılabilecek olan ve 18 yüzyılda Sevil kentinde geçen karmaşık olayları şu şekilde özetlemek mümkündür. Kont Almamiva, Sevil’in ünlü berberi Figaro’nun yardımı ve aracılığı sayesinde Dr. Bartolo’nun evlât edindiği güzel Susanna ile evlenmiş, ancak çapkınlıklarına da son vermemiştir. Yanına uşak olarak aldığı Figaro’nun nişanlısı Susanna da aklından hiç çıkmayan, hedefindeki bir kadındır. Ancak bu durum Figaro’nun gözünden kaçmamış ve Figaro Kont’tan öç almayı kafasına koymuştur. Figaro’ya çok kızgın olan, kin besleyen Dr. Bartolo ise kâhyası Marcellina’nın eskiden Figaro tarafından aldatıldığını savunmakta veya ikisinin evlendirilmesini, ya da cezalandırılmalarını savunmaktadır. Kont’un genç yaveri Cheribino’yu da unutmamak gerekir, zira bu delikanlı saraydaki bütün kadınları elde etmeyi kafasına koymuştur. Aşkını Susanna’ya açıklamaya karar verdiği bir gün, odaya Kont girer, yaver saklanır, bu arada Kont’un Susanna’ya söylediklerini duyar ve yakalanır!. Yakalanınca da Sevil’deki birliğine sürülür.
Bu arada, Marcellina ile evlendirileceğini duyan Figaro da bir plân yapar. Kont tarafından bahçeye çağrılan Susanna yerine kadın kılığına giren yaver, Kont gelmeden odaya saklanır. Kapı geç açılır ve Kont şüpheye düşer ve karısından yatak odasının açılmasını ister. Kapının açılması gecikince bir çekiç aramaya başlar. Bu arada Kontes ve Susanna yaveri pencereden kaçırırlar. Yaver yerine odaya Susanna saklanır, Kont çekiçle kapıyı kırınca yaver yerine Susanna ortaya çıkar. Kont hayal kırıklığına uğrar. Düğün hazırlıkları devam ederken Figaro’nun borçlu olduğu Marcellina’nın onun annesi olduğu ortaya çıkar. Buna rağmen iki kadın, Kont’tan öç almak için yeni bir plân daha yaparlar. Kont’a Susanna’nın ağzından bir mektup yazarak gece bahçeye gelmesini isterler. Ama Susanna Kontes, Kontes de Susanna’nın kılığına girmiş olacaktır. Gece plân başarıyla uygulanır ve Kont rezil olur! Kont karısından af dileme peşine düşerken, Figaro da Susanna’sına kavuşmuştur.
Bu kısa özetten de anlaşılacağı gibi, benim de yıllar önce izlediğim “Figaro’nun Düğünü”, komik ama bir ölçüde de seyri ve takip edilmesi zor, hızlı, hareketli ve deyim yerindeyse alavere, dalavere ve entrikalarla dolu bir eserdir. Ama seyir esnasında, hele hele, Mozart bestesi olan o muhteşem ve canlı müziğiyle insana gerçekten zevkli anlar yaşatan bir eser… Ne diyelim, eserin ilk çalınışının 235. yılında, Mozart’ın da, da Ponte’nin de toprağı bol olsun…

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75