‘Mücahit, Muzaffer Gürkan

Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan... İki Kıbrıslı Türk avukat...
23 Nisan 1962 akşamı önce Muzaffer Gürkan vurularak öldürüldü evine girerken...
Mücadele arkadaşı Ayhan Hikmet ise saatler gece yarısına yaklaşırken Karababa Sokak’ta yedi numaralı evlerinin üst katındaki yatak odasında eşi Seniha Hikmet’in gözleri önünde vurularak öldürüldü...

***

Cumhuriyet Gazetesi’ni yayımlıyorlardı.

Bayraktar Camisi’nin bombalanmasıyla ilgili ifşaatta bulunacaklarını yazıyorlardı. Ömürleri açıklamalarına yetmedi.

Yaygın kanaat ve inanç, TMT tarafından, öldürüldükleri yönündedir. Hatta kimlerin o iki cinayeti işledikleri de kulaktan kulağa konuşuluyor.

Yıllar evvel Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ın öldürülmeleriyle ilgili araştırma yapıp yazmıştım.

***

O araştırmamda önce Şinasi Başaran’la konuşmuştum. Başaran, o akşam Ayhan Hikmet’in cinayet sonrası fotoğraflarını çekendi.

O akşamı şöyle anlatmıştı Şinasi Başaran:

“O akşam Halkın Sesi’ndeydim. Bir yerlere gideceğim için şık giyinmiştim. Gece yarısına doğru telefon çaldı, arayanı Dr. Küçük sandım. O değildi. Sadrettin diye bir polisti. Cumhurbaşkanı Muavinliği’nde görevli... Polisin telsizinden Karababa’da birini vurduklarını bana aktardı. Karababa’yı ve Ayhan Hikmet’in orada kaldığını biliyordum. Bir süredir vurulacaklarına dair söylentiler de var olduğu için bisikletle doğru oraya gittim. Kapı açıktı, üst kattan bir kadın çığlığı geliyordu. Merdivenlerden yukarı çıktım. Ayhan Hikmet cansız yatıyordu, fotoğraflarını çektim. Çıkarken kapıda polis kumandanı Niyazi gumandan ve Kemal Nami ile karşılaştım... Yanlarında bir de Rum polis komutanı vardı. Rum, ayrılmama engel olmak istedi. Niyazi gumandan, “Git” dedi. Oradan ayrıldım Foto Sport’ta filmleri yıkayıp, fotoğrafları basıp, Dr. Küçük’e gittim. Haberi Halkın Sesi’nde yayımlayıp yayımlamayacağımı sordum. “Biz yayımlamayacağız, kim yayımlarsa yayımlasın” diye yanıt verdi.
Eve gittim. Gecenin o çok geç saatinde Mahi Gazetesi’ni yayımlayan Nikos Samson gelip benden Ayhan Hikmet’in fotoğraflarını istedi. Fotoğraf yoktu ısrar edince filmi verdim.”
O noktada böylesi önemli filmi neden verdiğini de sormuştum... Şinasi Başaran, “Aramız çok iyiydi. Daha sonra ben de onun iyiliğini gördüm” demişti.

***

Ayhan Hikmet’in, Karababa Mahallesi’nde öldürüldüğü evi de kardeşi Aydın Hikmet’le ziyaret edip orada sohbet etmiştim.

Aydın Hikmet’le o geceyi tüm detayıyla konuşmuştuk. Aydın Hikmet, sohbetimizin sonunda şunları söylemişti:

“Ayhan Hikmet, Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu’nda da önemli etkili görevler yaptı. Faiz Kaymak’la birlikteydi. Kıbrıs Türk toplumunda liderlik hesaplaşmasında Faiz Kaymak’la hareket etti. Hatta Dr. Küçük ve Rauf Denktaş, yanlarına Osman Örek’ten önce Ayhan Hikmet’i almak istediler. Ancak Ayhan Hikmet, onlarla olmadı. Cumhuriyet döneminde de muhalefeti tercih etti. Tehdit ediliyordu. Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ın Rumlar tarafından öldürüldüğünü yaymaya da çalışırlar. Buna kimse inanmaz. Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ı Rumlar öldürmüş olsaydı bugün hâlâ saldıranlar saldırmazdı.”

***

TRT’de yayımlanan Bir Zamanlar Kıbrıs, dizisini izliyorum.

Geçtiğimiz perşembe akşamı 5. bölümü yayımlandı.

Dizideki Rauf Denktaş, İngiliz gazetecinin sorularını yanıtlarken, coşkuyla, ‘Mücahit kimdir?’ sorusunu da yanıtladı.

‘Mücahit benim, TMT benim. Mücahit benim evine saldırılan, çoluğu çocuğu öldürülen, özgürlüğünü kahramanca savunan halkımdır’ deyip şiirsel bir anlatımla devam ederken, aynen, ‘Mücahit, EOKA tarafından katledilen gazeteci Muzaffer Gürkan’dır’ dedi.

Bu diziyi TRT yayımlıyor. Her ne kadar belgesel değil dense de, şimdi akla şu soru geliyor. Muzaffer Gürkan ve beraberinde Ayhan Hikmet EOKA tarafından öldürülen mücahitlerse, şehitlerimizin listesinde var mılar? Yakınlarına ya da çocuklarına şehit arsası verilip verilmediği ya da hakları var mı? Bu da bir diğer soru

Uzatıp yorum yapmaya gerek yok… Doğru bilgiyi topluma kim taşıyacaksa, taşısın.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75