Ne kadar çok suç, o kadar çok korku…

   KIBRIS mahkemelerin faaliyet raporlarını inceledi.

   Daha doğrusu, dava türleriyle ilgili verileri, rapor sayfalarından çıkarıp, derli toplu gözler önüne serdi.

   Haberin özünü yansıtan iki paragraf:

   “Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülen dava sayısı, ülkemizde suç oranlarındaki artışı gözler önüne seriyor. 2006’da Ağır Ceza Mahkemeleri huzurunda 451 dava görülürken bu rakam 2019’da 790’a yükseldi. Mahkemelerin faaliyet raporuna göre; 2006 ile 2019’u kapsayan 14 yıllık sürede, ağır cezaya giren suçlardan olan taammüden katillikle ilgili 33; adam öldürme, öldürmeye teşebbüsle ilgili 675; silah veya patlayıcı madde taşıma, bulundurma, kullanma, tecavüzi alet taşımakla ilgili 623 dava görüldü. Sahtecilik suçuyla ilgili dava sayısı ise 14 yılda toplam 1.024’e ulaştı.

   Ülkemizin kanayan yarası olan uyuşturucu suçundaki artış ise, ürkütücü boyutlarda. Yıllar içinde uyuşturucu suçuyla ilgili görülen dava sayısındaki yükseliş, bu illetin ülkemizde giderek yaygınlaştığını gözler önüne seriyor. İstatistiklere bakıldığında, son 14 yılda uyuşturucu suçlarıyla ilgili Ağır Ceza Mahkemeleri’nde 3 bin 166 dava görüldü. 2006’dan 2015 yılına kadar uyuşturucu suçlarındaki dava sayısı artıp, azalarak sürekli değişkenlik gösterdi. Ancak 2016’dan itibaren dava sayısı artmaya başladı. Buna göre, 2016’da 260, 2017’de 337, 2018’de 362 olan dava sayısı, 2019’da 310 olarak kayıtlara geçti.”

***

   Önümüzdeki 28 Eylül, hukuk dünyamızda, temiz ve önemli iz bırakarak aramızdan ayrılan Oktay Feridun’un birinci ölüm yıl dönümü. Oktay Feridun, bir programda şunları söylemişti: ‘İngiliz sömürge döneminde ilk yargıç olduğum zaman, dava yok diye neredeyse boş boş otururduk. Özellikle 1974’ten sonra hem suç hem de suçu türü sayısında hızla artış yaşandı. Şimdi yargıçlar odalarındaki dosyaları üst üste koysa neredeyse boylarını geçecek.’

***

   Kıbrıs Türk Toplumu’nun uzun yıllar hapishanesi olmadı.

   Merkezi Cezaevi 1982’de yapıldıktan sonra da yıllarca mahkûm ve gardiyan sayısı birbirine yakındı.

   1983’te hapishanede 73 mahkûm ve tutukluya karşılık 84 gardiyan ve cezaevi görevlisi vardı.

   Kapasite uzun yıllar dolmadı.

   Zamanla, özellikle Kuzey Kıbrıs’ta adressiz insan sayısı çoğaldıkça, suç türleri de suçlu sayısı da hızlı bir şekilde arttı.

   Daha yüksek kapasiteli hapishane düşünülürken, koruyucu bir anlayışla suçların azaltılması için kafa yorulmadı.

***

   Yaşı azıcık ileri olanlar çok iyi bilir.

   İşyeri sahibi bir yere gideceği zaman, işyerini kapatmaz, kapıya sandalyeyi çapraz devirerek koyardı.

   Devrik sandalyeyi gören, içeri girmez, işyeri sahibinin gelmesini dışarıda beklerdi.

   İnsanlar yaz akşamları kapı, penceresi açık uyurdu.

   Suç sayısı, insanların yüreğine korku bırakacak sayıda değil.

   Genelde ekonomi haberlerinde veriler sayılarla ifadelendirilir.

   Ergül ERNUR’un haberine, baştan sona hızla göz atın, sayıların ne kadar fazla olduğunu hemen fark edeceksiniz.

***

   Kuzey Kıbrıs’ın suç tablosunu görmek, anlamak için, önce günlük gazetelerin sayfalarına göz atmak yeter.

   Mahkeme koridorlarından gazete sayfalarına taşan haberlere, 3-4 sayfa yetmiyor genelde.

   Bir de mahkemelerin önünden geçildi mi, durumun vahameti çok net ortaya çıkar.

   Baroya kayıtlı bin beş yüz, aktif olarak ise 700’ün üzerinde avukat var.

   Kıbrıs Türkü, güncel sağlık tehlikesi COVID-19’un üstesinden gelecek.

   Bazı tehlikeler gelip geçebilir.

   Ancak zirvede uyuşturucu olmak üzere pek çok suç türü, toplumumuz için ciddi tehlikedir.

   Suçlar nedeniyle huzursuzluk, korkuya dönüştü.

   İnsanımız huzursuz olup, korkmak da haksız değil.

   Ne kadar çok suç, o kadar çok korku…

YORUM EKLE

banner75