Nedir başarının kriteri?

   Babür Özar, Lefkoşa’daki Atatürk Spor Salonu yapılırken, Spor Bakanlığı müsteşarıydı.

   Çok çalışkan, çok başarılı, spora gönül vermiş bir spor adamıydı.

   Spor Bakanlığı Müsteşarı olurken de kimse, birilerinin hakkını yedi gibi bir düşünceyi aklının kenarından geçirmemişti.

   Babür Özar, bir sohbet ortamında Atatürk Spor Salonu’nun tüm çizgilerini bizzat çizdiğini anlatınca, bizim ailemizden bir gazeteci arkadaş, küçük bir hesap yapıp, “Devlete şu kadar para vermeniz gerekir Babür Hocam” demiş.

   Takdir beklerken bu yaklaşım Babür Özar’ın güler yüzlü bir tepkisine davetiye çıkarmış ve “Neden?” sorusunu sordurmuş.

   Yanıtı belliydi.

   Müsteşarın yaptığı, asgari ücretli bir çalışanın yapacağı işti. Müsteşarın görevi o çizim işine yön vermek ve yapılmasını sağlamaktı.

   Yaklaşık bir hafta kendi müsteşarlık görevini yapmayıp, işçinin işini yaptıysa, kendi işini aksatmıştı.

***

   Bizde sistemin yanlışlığı çok kolay anlaşılırdır.

   Çok kolay anlaşılırdır bu bozuk ve yanlış yapı…

   Bir ülkede başbakanın, bakanın kapısında sıra bekleyen ne kadar vatandaş varsa, orada sistem o kadar bozuktur.

   Sistemi oturmuş bir batı ülkesinde, bakanın kapısında şahsi işleri için bekleyen insanlar göremezsiniz.

   Ya da Patates Üreticileri Birliği temsilcilerinin, alakasız bir bakan tarafından kabul edildiğini de görmeniz mümkün değil.

   Bizdeki gibi durumsal değil, kurumsal yapı var diye, yol inşaatını ebistat, ustabaşı gibi denetleyen Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı göremezsiniz.

   Ya da, ülkede tarım ve hayvancılıkta sorunlar dağ gibiyken, gününün çoğunu tarlada, bahçede, mandırada geçiren Tarım ve Hayvancılık Bakanı da göremezsiniz.

   Örnekleri daha da çoğaltmak olası.

   Bakan demek, bir anlamda orkestra şefi demektir.

   Müsteşarı, müdürleri, şube amirleri, uzman elemanları, çalışanları var…

  Onlar işini yapacak…

   İşler yolunda gidecek…

   Çiftçi, hayvancı kara kara düşünmeyecek…

   Çiftçi battı battıyor…

   Hayvancı aynı durumda…

   Bakan da gidip gezip, yerinde gözlem yapıyormuş…

   Bakan eğer, köy köy, bahçe bahçe, mandıra mandıra gezme ihtiyacı duyuyorsa, demek ki çalışma arkadaşları işlerini yapmıyor.

   Ya da Bakan o çalışma arkadaşlarına güvenmiyor.

   Güvenmediği için de bakanlıkta görevinin başında olmak yerine, mesaisinin çoğunu dışarıda geçiriyor.

***

   Başarının kriteri bizim ülkemizde yıllardır, nitelikli zeminden yoksundur.

   Yapılamayan işlerin algısını örtmenin yolu olarak, içi boş, niteliksiz davranış ve konuşmalar tercih ediliyor.

   Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, 16 gün sonra 26 Temmuz’da 40 yaşını dolduracak. Bizim buraların deyişiyle kırk yaşını doldurup 41 yaşına basacak.

   Görevde iki yılını doldurduğunda bakan arkadaşlarıyla başardığı işleri iki dakikada sıralama iddiasını girdi. Motor gibi, soluk almadan sıraladı ama iki dakikada anlatamadı. 2 dakika 56 saniyede tamamlayabildi. Yaptıkları işler upuzun bir liste. İlgi duyanlar için link: (https://www.youtube.com/watch?v=7f_4B5Ko4fM)

   Bizdekiler, cek cakları değil, yaptıkları işleri sıralayacak olsalar, yavaş yavaş, 10 saniye bol bol yeter herhalde.

YORUM EKLE

banner75