Neyi bekliyoruz?

   Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı’na yönelik eleştiriler hız kesmiyor. Kamuda reform dendiği andan itibaren sendikalar safları sıklaştırdı; hükümet üyeleri ise Maliye Bakanı Denktaş’ın arkasına sığınmış, bekliyor görüntüsü veriyor. Koalisyonun her partisi kamuda reformu savunuyor. Mevzu yasa tasarısını savunmaya gelince kulvarda kimse kalmıyor. Senelerdir kamuda reformdan bahseden Ticaret Odası’ndan çıt çıkmıyor, Esnaf ve Zanaatkârlar Odası suspus.
   Memurlarımız ayda 3,5 günlük izinlerini kullanmayarak, izin biriktirmeye ve 84 güne kadar izin kullanmaya devam mı etmelidir? Yasa tasarısıyla ayda 3,5 gün izin, aralık ayı hariç 2 güne indiriliyor ve toplam senelik izin 25 iş günü ile sınırlandırılıyor. Bir sonraki yıla ancak 50 iş günü izin olarak aktarılabiliyor. Özel sektörse senede 14 gün izni zor görüyor. Dünyada devlet memurlarına 42 gün senelik izin veren KKTC’den başka bir devlet yok, bulamazsınız. En azından 15 gün de resmi ve dini bayram tatilleri…
   Türkiye’de ve güney komşumuzda devlet memurlarına senelik izin 20 gün. Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını Geliştirme Kurumu (Eurofound) verilerine göre, 28 üyeli AB’de 19 ülkede senelik izin 20 gün. Avrupa Birliği üyesi devletler arasında devlet memurlarına 25 gün izin verebilen ülkelerse Danimarka, Fransa, İtalya, Lüksemburg, Avusturya ve İsveç. Yıllık izin İspanya ve Portekiz’de 22 gün, Norveç’te 21 gün ancak Norveç yasası 25 güne çıkabilecek koşullar yaratıyor. Ama kamu sendikalarımız yasa tasarısıyla yılda 42 gün iznin 25 iş gününe indirilmesini reddediyor. Hastalık izinlerinin 12 iş günü olarak kısıtlanmasını da kabul etmiyorlar. 1.000 küsur geçici memurun 3 yıl içinde kamu yeterlilik sınavını geçememeleri halinde görevlerine son verilmesine de karşılar. Kamu yeterlilik sınavına 3 senede 6 kere girip geçemeyen hâlâ geçici personel olarak kalabilecekse, mesela kuaförlerden de ustalık sınavlarına girmesi istenmesin, ustalık belgelerine ne gerek? Ek mesailerde katiyen bire bir, resmi tatillerde 1’e 1.5 olmasın. Güzeldi eskisi; hafta içi 1’e 1.5; hafta sonu 1’e 2 devam etseydik… Devlette de, batmakta olan Türkiye ekonomisinde de harcayacak para çok nasıl olsa…
   Yasa tasarısında gariplikler var mı; var. Üst kademe yöneticisi olarak kamu dışından atanacak yöneticilerde neden lisans eğitimi almış olmaları yeterli görülmüş? Amaç tasarrufsa, emekli kamu görevlilerine tekrar istihdam edilme olanağı sağlanmasına ne demeli? Geçici işçilerin memur kadrosuna alınması durumunda kıdem tazminatı kesintisi söz konusu olacaksa, devlet dışı alanlarda vergisiz kazanç elde edenler için de reforma gidilmelidir. Vergi ödemekten her fırsatta kaçınan üniversitelere yönelik vergi muafiyetleri neden gözden geçirilmiyor? Fatura veya fiş kesmekten hiç hazzetmeyen kimi hukukçular ve özel muayenehanesi olan bazı doktorlar ne güne duruyor? Çok kazanandan daha fazla vergi, az kazanandan daha az vergi almak üzere düzenlemeye gitmek için ne bekleniyor?
   Biz yıllardır kamu reformunu tartışırken Türkiye’de Özal’dan bu yana savunulan liberalleşmenin miadı doldu. Türkiye özelleştirmelerin ve alım garantilerinin bedelini ağır ödüyor. İthalata dayanan ekonomi nedeniyle döviz bazlı fiyatlar her geçen gün enflasyonu azdırıyor. Türkiye’ye dışarından gelenlerin emeklerini ucuza satması kayıt dışı emek piyasasının hacmini genişletiyor. Yerel üreticinin rekabet edemez hale gelmesiyle eskiden kendi kendine yetmekle övünen Türkiye şimdi ithal, pahalı soğanla karnını doyurmaya çalışıyor. Türkiye’nin adının geçtiği cümlelerde özneyi KKTC yapabiliriz, aynı sorunlardan misliyle dert yanıyorduk zaten. Şimdilerde Türkiye de balık almakla balık tutmak arasındaki ayrımın nelere mal olduğunu derin bir krizle öğreniyor.
   Reformları yapmak, üretime sarılmak, özelleştirmelere kuşkulu yaklaşmak, tüm sektörlerin kayıt dışına aktarım yollarını kapatmak ve gelirleri artırmak için daha neyi bekliyoruz?
   Bkz. https://www.eurofound.europa.eu/sites/default/files/ef_publication/field_ef_document/ef1573en.pdf

 

YORUM EKLE