Nisan 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine dair ön okumalar!

Henüz pek farkında değiliz. Daha etkisi hissedilmiyor. Ama memleket her türlü siyasi mülahazaya ve spekülasyona açık bir cumhurbaşkanlığı seçimi atmosferine doğru yavaş yavaş giriyor.

Etkisi hissedilmiyor derken kast ettiğim etkisi şu an sokakta hissedilmiyor. Yoksa, tanık olduğumdan değil ama tahmin edebiliyorum, birtakım yuvarlak masa toplantılarında seçim sathı mailine çoktan girilmiş durumda.

Genel olarak yaklaşan seçimlere dair fikir belirtmeyeceğimi peşinen söyleyeyim. Bugün muhtemel güçlü adayların çekim merkezi olabilecek UBP’nin durumuna bakmak istiyorum daha ziyade.

Niye UBP? Çünkü kulaktan kulağa çeşitli aday isimleri yayılıyor sürekli. Birileri durmadan “UBP’nin olası adayı” diye bazı isimleri ortaya sürüyor.

Açıkçası amaçları da zaten isimler bazı ortaya dökülsün biz de bunları konuşalım olabilir. Sorun değil, konuşalım biz de o zaman, kimsenin hatırını kırmayalım.

Algı oyunları neyi hedefliyor?

2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde memleketin en büyük merkez sağ partisi UBP, seçime iddialı girecek ve hatta ipi göğüsleyecek bir aday bulamıyor diye “herkes” dövünüyor bu aralar.

“Herkes” derken partiye bir şekilde gönül vermiş tabandan söz etmiyorum. “Herkes”ten kastım, biz sıradan insanlar değil tabii ki, kenarda durup oyunu kuranlar. “Oyun” derken de toplumu etkilemeye çalışan algı oyunlarından bahsediyorum.

Peki, bütün bu algı oyunları gerçeği yansıtıyor mu ya da gerçek aynen bu algıladığımız gibi mi? Emin olun ben de bilmiyorum. Ama anlamak için “UBP, 2020 cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday bulamıyor” şeklinde yaratılan bu ortak kanaatimizi gelin tartışalım. Acaba gerçekten öyle mi? Yoksa esas olarak istenen en başta UBP tabanı olmak üzere hepimizin buna inanması mı?

UBP gerçekten cumhurbaşkanı adayı bulamıyor mu?

Ortalıkta uçuşan olası isimlere bakınca insanda UBP’nin 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçiminde gerçekten güçlü ve iddialı olmadığı kanaati elbette hemen uyanıyor. Ama belki de işin sırrı burada yatıyordur.

Karşımızdaki tablo UBP’nin mevcut koşullarda aday çıkarmak istemediği veya adayı olmadığı intibasını fazlasıyla yaratıyor.

Bir de buna UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar’ın aday olmayacağını açıkça ilan etmesini ekleyin.

Şimdi UBP’nin aday arayışları biraz da Türkiye’deki 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın karşısına Kılıçdaroğlu’nun aday çıkmamasına ve sonrasında çatı aday arayışı iddiasıyla CHP ve MHP’nin apolitik bir aktör olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun sahaya sürmesine benzetilebilir. Lakin acele karar vermeyelim, durum tam da bu değil aslında.

Biz henüz UBP’nin olası adayını duymuş değiliz. O bize daha söylenmiyor, çünkü galiba isim söylenmeden önce yapılması gereken bir halkla ilişkiler faaliyeti var, biz şu an ona maruz kalıyoruz.

Çünkü kanımca UBP tabanının önce bu mevcut adı geçen adaylarla bu seçimi kazanamayacaklarına ikna edilmesi, ardından da henüz UBP’li olmayan ve hatta UBP’nin bir kısmı ile de sıkıntılar yaşamış muhtemel bir adaya razı edilmesi sağlanacak. Sanırım şu an o yüzden işin “UBP kendi içinden bir aday bulmakta zorlanıyor” kısmı sahneleniyor.

Bu sadece tabanı ikna etmek için değil elbette. Parti içinde de bazı üst düzey ağır topların da zamanı gelince telaffuz edilecek o isime karşı kıvama getirilmeleri ya da en azından itiraz edemeyecekleri bir noktaya geriletilmeleri gerekiyor.

Olası itirazlara karşı şimdiden yapılan psikolojik bir ön alma harekâtını izliyoruz biz şu an. Şunu hemen belirtmeliyim ki, kendi iç mantığında son derece başarılı ve tutarlı bir hamle bütün bunlar. Seçimde başarıyı getirip getirmeyeceğini sorabilirsiniz.

Ama işin, üstelik UBP’den beklenemeyecek düzeyde başarılı tarafı da bu zaten. Oyun başarılı olursa seçim sonucundan bağımsız olarak büyük bir başarı söz konusu.

Görünen A planı ile görünmeyen A planı!...

Buraya kadar bu olası adayın kim olduğuna dair fazlasıyla ip ucu verdiğimi düşünüyorum. Gerisi okuyucuların keskin gözlem yapma ve çıkarım da bulunma kapasitesine girer.

Benim amacım bütün bu çabaların bu ülkenin sıradan yurttaşları tarafından gayet dikkatle takip edildiğini bu işin mimarlarına duyurmak.

Yanlış anlama olmasın, bütün bu toplumsal mühendisliği planlayan ve hayata geçirenleri tebrik etmek gerek.

Takdir edilesi bir şekilde plan başarılı olursa hedeflenen “A planı” gerçekleşmiş olacak. Başarısızlık halindeyse bir “B Planı” yok, yine hedeflenen “A planı” bu kez biraz değişik bir versiyonuyla yine hayat bulacak.

Böylesi bir projeye inanın saygı duymak ve hatta şapka çıkarmak gerekiyor. Memleketimiz uzun yıllardan beridir böylesi az hatayla kurgulanan ve yine böylesi çok şey anlatan bir mühendislik çabasıyla sağ kulvarda ilk kez karşılaşıyor.

Elbette bu çabaların sonuç vermesi bir dolu değişken faktöre daha bağlı. Ama onların tamamı değilse bile ağırlık oluşturacak bazı kısımları bu projeye desteğe yönelirse emin olun çok ilginç bir süreç bizi bekliyor. Az kaldı, göreceğiz hep birlikte.

YORUM EKLE

banner96