Niyetimiz nedir?

Bir konuda değerlendirmede bulunurken, benzer etkenler altında verilen tepkileri ve yansımalarını kıyaslamayı, doğruya ulaşmada ve yapılan hataların tespitindeki farklılıkları gözlemlemeyi severim.

Pandemi, birçoğumuzun hayatını olumsuz etkilemiş olsa da, hayata bakışın yeniden değerlendirilmesi için de bir fırsat penceresi açmış olduğunu düşünüyorum.

Başlangıcından bugüne, yaşanan süreç, ekonomik gücün yanında, gelişmiş ve sosyal devlet anlayışının oturmuş olduğu ülke yapılarının, olumsuzlukları aşma sürelerinin, paralel bir doğruda seyrettiğini bir kez daha gösterdi.

Ülkelerde aşılama oranının yükselmesi ve aşının etkisi ile hayatın bir nebze de olsa normalleşmeye başladığını, piyasalardan iyimser ve olumlu tepkiler gelmeye başladığını, süreci başarılı sürdüren ülkelerden görmekteyiz.

Her ne kadar, piyasalardan olumlu sinyaller gelse de, ekonomilerin 2019 öncesindeki seviyelerine dönüşü için ortak beklenti, birkaç yıla ihtiyaç duyulduğu yönünde.

Genel çerçevede özetle, ne yaptığını bilenler için, fırtınanın geçtiği, sırada hasarın tespiti ve hareket planının oluşturulduğu, ihtiyatlı bir iyimserliğin olduğunu söylemek mümkün.

Avrupa Birliği, üye ülkeleri için, 19 Şubat 2021 tarihi itibarıyla Kurtarma ve Dayanıklılık Tesisi (RRF) programı ile pandeminin yarattığı olumsuz ekonomik etkilere karşı, üye devletler tarafından gerçekleştirilen reformları ve yatırımları desteklemek için kredi ve hibelerle 672,5 milyar euro fonlama sağlayacağını duyurmuştu.  Ana hedef, Koronavirüs salgınının ekonomik ve sosyal etkilerini azaltmak olsa da, uygulama süresi 5 yıl ile sınırlanan programın amaçları arasında, AB üyesi ekonomilerin ve toplumlarının daha yeşilci bir yaşama geçişi ve dijitalleşmenin idari yapıdaki rolünün artırılması var. Avrupa Birliği bundan sonra yaşanacak olası zorluklar ve fırsatlara karşı, daha sürdürülebilir, dirençli ve daha hazırlıklı bir yapı için çalışıyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde bu konu ile doğrudan bağlantılı açıklamalar özellikle dikkatimi çekti.

Bunların başında, Güney Kıbrıs Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in yaptığı ve  Güney Kıbrıs için beş yıllık eylem planlarını içeren açıklamaydı. Bakanlar Kurulu onayı ile kararlaştırılan plan ile reformlar için, toplamda 4.4 milyar euro fonlamanın yapılacağı, bunun 1,2 milyar euro tutarındaki kısmının Avrupa Kurtarma Planı’ndan, 1,8 milyar eurosunun uyum politikası fonlarından ve 1,4 milyar eurosunun özel yatırımlardan sağlanacağını açıkladı. Planın detaylarında kamu özel işbirliklerinden, sağlıkta dijitalleşmeden, veri tabanı oluşumuna ve eğitime uzanan temel değişimler var.

Avrupa Merkez Bankası’nın pazar operasyonlarından sorumlu yönetim kurulu üyesi Isabel Schnabel, ellerindeki verileri değerlendirdiklerinde; derin durağanlığın sona erdiğini söylemenin mümkün olduğunu, 2021 için büyüme beklentilerinin %4’ün üzerinde ve iyimser olduğunu belirtse de, beklenen enflasyon etkisi ile piyasaların 2019 öncesi durumuna dönebilmesi için, hala fonlamaya ihtiyaç duyduğunu açıkça dile getirdi.

Genel dünya ekonomileri için, büyük bir kazadan çıkmış benzetmesini yapmak sanırım yanlış olmaz.

Kaza sonucu alınan hasar da, büyüklükle paralel.

Şimdi önemli nokta ise, hasarın tespit ve tamiri yanında daha sürdürülebilir ve dayanıklı bir yapının kurulması.

Ülkemiz için de durum dünyadan farksız.

Dünyada ekonomik manada beklenen ve yaşanan birçok olumsuz etkiden nasibimizi aldık ve almaya devam ediyoruz.

Ekonominin çarklarının bir an evvel dönmesi için bir yol haritasına ihtiyaç vardır.

Bu noktada ilk adım, zarar görmüş, büyüklü küçüklü işletmenin, kısıtlamalar sonucu aldığı ağır yaraların maddi boyutunun hesaplanması ve telafisi için eylem planının uygulamaya konmasından geçer.

Bugüne kadar, karar alıcılarından, duyduklarımız günlük sorunların çözümüne yönelik önerilerin ötesine geçemedi.

İş birliği ve destek konusunda Türkiye her zaman yanımızda olmuş olsa da,  Avrupa Birliği ve İngiltere başta olmak üzere alternatif işbirliği ve destek kapıları çalınmalıdır.

Hasar, kendi ölçeğimiz ile değerlendirdiğimizde büyüktür. Yapısal küçüklüğümüz ise, dünya ölçeğine kıyaslandığında avantajımız.

Doğru dokunuşlar, doğru sonuçlar doğuracağı gibi, zamanında alınmayan kararların bizi, bir fırtınadan, diğer bir fırtınaya sürükleyeceğinden şüpheniz olmasın.

Niyet iyi olduktan sonra sonuç da iyi olur.

Niyetimiz nedir?

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75