Notre Dram / Çifte standart / Stres

NOTRE DRAM: Dünyanın konuştuğu facia… Yılda 13 milyon turist çeken Gotik mimarinin başyapıtlarından Notre Dame Katolik Katedrali dikkatsiz restorasyon çalışması sırasında tetiklenen o müthiş yangınla harabeye dönüştü… Kimileri bu facianın adını “Notre Dram” koydular ki, ironi gerçekten çarpıcı…
   Çok yaşlı Notre Dame’ın alevlerle 8 saat boğuşması, iletişim teknolojisi sayesinde, an be an dünyanın gözleri önünde cereyan etti… Hem de ironiye bakınız ki; 15 Nisan “Dünya Sanat Günü”nde...
   Neticede, 850 yaşındaki o dünya mirası başyapıt, büyük ölçüde kül oldu... Fransa Cumhurbaşkanı Başkanı Emmanuel Macronulusal bağış kampanyasına başvurarak katedrali yeniden inşa edeceklerini söylese de yenisinin orijinali kadar anlamı, cazibesi, şiirselliği ve değeri olmayacaktır hiç kuşkusuz...
   Paris'i hiç görmeyenlerin de Victor Hugo'nun "Notre Dame'ın Kamburu" başyapıtından ve bu başyapıttan üretilen sinema filmleri ile diğer sanat etkinliklerinden tanıdığı bu zarif ve harika yapı Paris'in birkaç tarihi simgesinden biriydi. Fransızlar bundan sonra Louvre'ı ve Eifell'i aman ha gözleri gibi korumaya baksınlar... Yoksa Paris'in geriye neyi kalır!...
   Katedralin edebiyattaki kamburu, iyi ama ezik yürekli Quasimodo o feci yangın nedeniyle işte yeniden güncelleşti!.. Güzel Çingene kıza olan olanaksız aşkı uğruna savaşırken, talihsiz ve kadersiz zangoç Quasimodo da o katedrali yakma girişiminde bulunmuştu bir ara...
   Tartışma kaldırmaz bir gerçek ki, Victor Hugo’nun başyapıtı “Notre Dame’ın Kamburu”nda irdelenen dram tam da sinemalıktır… 16’ncı yüzyılda yaşanır bu efsanevi kurgu öykü… Paris’in pis sokakları dilenciler, uğursuzlar ve hırsızlarla doludur. Soylu kadınlar ve soylu erkekler “eğlence olsun diye” pencerelerinden meydanlarda idam edilenleri seyrederler...
   İşte bu ortamda, Notre Dame Katedrali tarafından yönetilen bir bölgede çingene güzeli Esmeralda bir dilenci karnavalında şarkı söyler ve dans eder… Bu sırada ona duydukları büyük aşk yüzünden hayatları değişecek olan üç adamın da dikkatini çeker. Kurtuluşa ulaşmanın tek yolu artık bu günahkâr şehvetin kaynağını ortadan kaldırmak ve yok etmektir.
   Kambur zangoç Quasimodo işte bu yok ediş hareketine karşı tüm gücünü ve yeteneklerini kullanarak katedrale kapattığı güzel Esmeralda’yı korumaya çalışır ve adeta Paris’in tüm acımasızlığına karşı savaşır… Sinema tarihi boyunca Quasimodo karakterini perdede canlandıran oyuncular arasında Charles Laughton, Thomas Mitchell, Edmond O’Brien, Cedric Hardwick ve Anthony Quin gibi unutulmaz yetenekler vardır…
                                                               ***
   ÇİFTE STANDART: Bu arada yeri gelmişken altını çizmekte yarar var ki, dünya kültür miraslarının ayrımı olmaz... Bu paha biçilmez miraslar karşısında çifte standart ise hiç olmaz... O bağlamdaki Batı duyarsızlıklarına ve suçlarına örnek mi istersiniz?.. Tonla:  Mostar köprüsü bombalanarak yıkıldı… Mescid-i Aksa´nın altı oyuldu… Süleyman Şah türbesi tahrip edildi… Diyarbakır’da 500 yıllık Kurşunlu Camisi’ne kıyıldı… Bağdat'ta İmam-ı Azam Camisi yerle bir edildi… Halep'teki 1350 yıllık Emevi Camisi bombalanıp harabeye çevrildi… Komünist Çin Doğu Türkistan'ın Kaşgar bölgesindeki Payzavat'ın antik camilerini haritadan sildi…
   Daha sayayım mı?.. Diyeceğim o ki, Batı’daki kültür miraslarına gösterilen duyarlılık Doğu kültürünün insanlığa armağanı olan yapıtlardan da esirgenmemelidir…               
                                                               ***                                       
   ELEKTRİK STRESİ: İnsanların ciğerleri sökülürcesine tahsil edilen bedeller yetmezmiş gibi şimdi de yakıt alamadıkları gerekçesiyle halkın elektriksiz kalabileceğini duyuruyorlar... Tehdit gibi duyuru!.. Ah KIB - TEK ah!..  Bu yaşamsal kurum bir türlü iyi yönetilemiyor gitti... Ürettiği sanki elektrik değil de, stres...
   Bu arada oluşan ciddi güvensizlikten dolayı solar sistem ülkemizde gittikçe yayılıyor… Parası olan “güneş gibisi yok” deyip bu sisteme yöneliyor çok haklı olarak…
   Para söz konusu olunca şimdi bir çağrışım oldu işte… Bir anımsayınız lütfen: Rum’un şalteri indirip bizi tümden elektriksiz bıraktığı günlerde de parası olanlar ne yapmışlardı?... Mekânlarını jeneratörlerle donatmışlardı... Kader hiç değişmez ve olan, başı altında kalan hep parasız halk kitleleri olur her zaman…

 

YORUM EKLE