Nüfus ve nüfusun önemi-1

Bir süreden beridir ülkemizde nüfusla ilgili tartışmalar yaşanmakta. Bu tartışmaların özünde ise KKTC nüfusunun tam olarak bilinmediği iddiaları yer alırken, özellikle siyasi erk sahibi bazı kişiler KKTC nüfusuna dair tahminde bulunarak, tahminlerini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Ülke nüfusu tahmine dayandırılacak basit bir konu değildir. Vakti zamanında Osmanlı İmparatorluğunu diğer şeyler yanında güçlü kılan ve uzun ömürlü olmasını sağlayan nüfusa verdiği önemdi. Bu hususu özetle aşağıda bulacaksınız. Bu nedenle bu haftaki yazımda nüfusa dair bilgileri sizinle paylaşmak istedim.

   Nüfus dilimize, Arapçadan geçmiş bir sözcük olup, kişi/can anlamına gelen “nefs” sözcüğünün çoğuludur.    Osmanlıda tutulmakta olan tahrir-i nüfus defteri deyiminden hareketle ahali, popülasyon anlamını kazanmıştır. Nüfus Latince populus yani “halk” sözcüğünden türetilmiş olup İngilizce ve Fransızca’da aynı sözcük ile yani population sözcüğü ile ifade edilmektedir.

   Osmanlı Devleti, on dördüncü yüzyıldan itibaren ülke toprakları ve fethettiği ülkelerde, toprak sahipliliği ve tasarruf biçimi ile vergi miktarını tayin ve tespit etmek amacıyla belirli zamanlarda istatistiki bilgiler edinirdi. Bu işleme o zamandaki deyim ile tahrir denirdi. Tahrir sisteminin kurulmasında ve uzun müddet başarı ile uygulanmasında yönetsel, finansal ve askerî zaruretler mevcuttu Tahrirlerin 30-40 yılda bir yapılması zorunluluktu. Bu genel sayımların yanı sıra daha kısa süreler içinde, çeşitli nedenlerle de tahrir yapılırdı. Saltanat değişiklikleri ve vergi gelirlerinin herhangi bir nedenle artma veya azalma göstermesi yeni sayım yapılmasının sebeplerindendi.

   Yeni fethedilen toprakların tahriri yapılıp defterler hazırlanınca da o topraklarda Osmanlı hâkimiyetinin yerleşmesinin tamamlanmış olduğu kabul edilirdi.

   Sayım memurları en dayanıklı binek hayvanı olan bilinen katırların dahi zor çıkabildiği yerlere gidip vergi nüfusunu kayıt altına alırlardı.

   Günümüzde en yalın ifade ile nüfus; bir ülkede, bir bölgede veya bir evde aynı anda birlikte bulunmaktan başka, aralarında hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerin oluşturduğu topluluğun toplam sayısını ifade etmekte kullanılan bir deyimdir. Aralarında vatandaşlık bağı bulunması gerekmemektedir. Nüfus bir diğer ifade ile halk anlamına da gelmektedir. KKTC halkı, Lefkoşa halkı, Gönyeli halkı, ev halkı gibi.

   Ülkelerin üretici gücü olan nüfus tarihsel süreç içerisinde üç büyük aşama geçirmiştir. Modern öncesi toplumları, modern toplumlardan ayıran en önemli özellik yaşam koşullarındaki radikal farklılıktır. Şöyle ki;

İlk toplumlar: Avcı ve toplayıcılar

   Bu dönem doğal olarak ilk insanla başlar. Sayıları birkaç bini bulan ve muhtelif yerlere dağılmış insan toplulukları beslenmelerini içgüdüsel olarak doğadan topladıkları gıda maddeleri ile sağlarlardı. Besinlerini yabani bitkiler, bunların kökleri, yumrular ve meyveler ile hayvansal olarak yılanlar, böcekler, yengeçler ve solucanlar oluştururdu. Tarımın gelişmesinden önce bütün toplumların müşterek yaşam özelliği avcılık ve toplayıcılıktı. Avcılığı daha çok erkekler yaparken, yabani bitki ve meyve toplayıcılığını da kadın ve çocuklar yaparlardı.

   Doğa koşulları beslenmeleri için kendilerine avcılık ve toplayıcılık olanağı verdiği müddetçe bulundukları yerlerde yaşarlar, doğanın kendilerine sunduğu imkanlar tükendiği zaman ise yer değiştirirlerdi.

İkinci dönem: Kır ve tarım toplumları

   Tarımla başlayan ve sanayi devrimine kadar uzanan dönem ikinci dönemi oluşturur. Bu dönem insanların yerleşik hayata geçerek tarımla uğraşmaya başladıkları ve hayvanları evcilleştirdikleri dönemdir. Kır toplumları esas itibarıyla evcil hayvanlara meşgul iken, tarım toplumları tahıl yetiştirmekle meşgul idiler.

  M.Ö. 12.000 yılından günümüze pek çok kır toplumu geleneksel yaşam tarzlarını günümüzde de özellikle Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya’nın bazı bölgelerinde küçük kır toplumları halinde avcılık ve toplayıcılıkla desteklenen tarımla sürdürmektedirler. Bu toplumlar şefler tarafından yönetilirler.

Üçüncü dönem: Sanayi Toplumları

   Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesi ile başlayan dönem ise üçüncü dönemi oluşturmaktadır. Sanayileşmeyle birlikte geleneksel toplum yapısını ifade etmekte kullanılan kır ve tarım toplumları radikal değişime uğramıştır. Bu dönem buhar ve elektrik enerjisine dayanan cansız güç kaynağının kullanıldığı makineleşmiş üretim tarzı dönemidir. Sanayileşmiş toplumların temel özelliği çalışan nüfusun büyük bölümünün tarım yerine fabrika, ofis veya mağazalarda çalışıyor olmasıdır. Bu nedenle de insanların büyük bir bölümü iş olanaklarının yaratıldığı kent ve kasabalarda yaşamaktadırlar.

   Bu dönemde dünya nüfusu hızla armış ve bir milyar sınırına dayanmıştır.

   Nüfusun belirlenmesi sayım yoluyla olmaktadır. Tarihsel gelişim içerisinde ilk nüfus sayımlarının temel amacı ülkenin askeri gücü ve vergi mükelleflerinin belirlenmesi için yapılmakta ve sayımlarda yalnızca erkek bireyler dikkate alınmakta idi. Bu sayımlara kadın ve çocuklar dahil edilmiyorlardı.

   Nüfus sayımları zamanla seçmenlerin belirlenmesi için de yapılmaya başlandı. Bu bağlamda ülke genel nüfusunun belirlenmesinin yanı sıra sayım yapılan coğrafyada bulunan nüfusun demografik yapısının incelenmesine yönelik olarak; kadın ve erkek nüfusun, kırsal ve kentsel nüfusun, nüfusun yerleşim yerlerine göre dağılımı, okuma ve yazma oranı, eğitim durumu, nüfusun yaşlara göre dağılımı ve daha birçok amacın belirlenmesi için yapılmaya başlandı.

Devam edecek

 

 

YORUM EKLE