Nutuk” yüzyılın değil, “Gelecek Yüzyılların” kitabıdır

20 Mayıs Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi “Kültür ve Sanat” sayfasının değerli yazarlarından Hikmet Altınkaynak, “Nutuk”, Pen Yazarlar Derneği tarafından mayıs ayının kitabı seçildiğini, ancak kendisinin bu değerlendirmeye katılmadığını, zira “Nutuk”un 100 yılın kitabı”, hatta ikinci yüzyılın ve sonra gelen yüzyıllarda da anlam ve önemini koruyacak bir kitap olduğunu yazdı. Altınkaynak’ın çok yerinde olarak yaptığı bu değerlendirmeye katılmamak mümkün değil. Bu bağlamda “Nutuk”, benim de 11 yıl önce kaleme aldığım bir yazımda belirttiğim gibi, “Nutuk”, “mazi olmuş, kapanmış bitmiş bir dönemi anlatan bir hikâye kitabı” değildir. Tam tersine, İtalyan tarihçi Grassi’nin deyişiyle, “siyasi hitabet tarihinin ender rastlanan değil, eşsiz bir belgesi” olan “Nutuk”, ulu önderimizin, daha 1927 yılında bugünleri görüp, bizleri açıkça uyardığının somut bir delilidir.
Bilindiği gibi Nutuk, 83 yıl önce toplanmış bulunan CHP İkinci Büyük Kurultayı’nda Gazi Mustafa Kemal tarafından okunmaya başlanmıştır. Mustafa Kemal’in, Cumhurbaşkanlığının 4. yılında yapmış olduğu bu okuma, 6 gün boyu, iki toplantı halinde, her gün 6 saat olmak üzere toplam 36 saat ve 31 dakika sürmüş ve 20 Ekim 1927 tarihinde, Mustafa Kemal’in “gençliğe hitap etmesi” ile sona ermişti. Arap harfleriyle yayınlanmasını takiben yıllar içinde 11 dile çevrilen “Nutuk”, Türkiye’de de hemen hemen bütün yayınevleri tarafından yayınlanmış ve birçok resmi kurum tarafından da armağan olarak dağıtılmıştır. Altınkaynak’ın makalesinden öğrendiğimiz kadarıyla, “Nutuk”ta, Atamız’ın bol bol andığı Yunanistan’ın en çok okunan saygın gazetelerinden biri olan “Ta Nea” tarafından 2012 yılında Yunancaya çevrilerek “Dünyayı Değiştiren Konuşma” adı altında okurlarına ek olarak dağıtılmış olmasını da gururla anmak gerekir.

 

Mustafa Kemal Paşa “Nutuk”u yazmaya neden ihtiyaç duydu?
 

Okunması ve çeşitli dillere çevrilerek okunmasını takiben, “Nutuk”, üzerinde çalışan herkes tarafından farklı değerlendirilmiştir. Bazılarına göre “Nutuk”, “Atatürkçü düşünce sisteminin temeli”, bazılarına göre de sadece “tarihi bir belge”, “bir vesika”dır. Yine bazılarına göre “Nutuk”, “Türkler için bir iftihar destanı” iken, bazılarına göre de, “savcının sayısız kanıtla desteklediği bir ithamname”dir. Nihayet bazılarına göre de, “Nutuk”, “Atatürk’ün muhalifleriyle hesaplaşması”dır.
Aslında, Gazi’nin “Nutku” neden yazdığını anlamak için, “Nutkun” metninin dışına çıkmaya gerek yoktur. Zira ulu önderimiz, “Nutku” yazarken neyi amaçladığını yine “Nutkun” metninde açıklamıştır. Bu açıklamalara bakıldığında Mustafa Kemal Paşa’yı “Nutku” yazmaya yönelten ilk neden, “yıllardır devam eden davranış ve yönetiminin hesabını millete vermenin bir ödev olduğunu düşünmesi”dir. Öte yandan ulu önderimiz, bir başka cümlesinde de, “ulusal varlığı sona ermiş sanılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını ve bilim ile tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devletin nasıl kurulduğunu” halkımıza anlatmak olduğunu ifade etmiştir. O halde ulu önderimizin “Nutuk”ta yaptığı, Kuvay-ı Milliye döneminden (1920-1923) başlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi ve kurtuluş (1920-1923) ekseninde Batı emperyalizmi ve onun maşası olan güçlerce işgal edilmiş bulunan ülkenin hangi hal ve şartlarda kurtarılıp yeni bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğunu anlatmaktır.

 

En önemli gördüğü amaç: gençlerimizi uyarmak
 

Mustafa Kemal Paşa’nın saydığı bu nedenler, kuşkusuz ki önemlidir. Ancak ulu önderimiz, “Nutku” çok daha önemli bir neden için kaleme aldığını yine kendisi açıklamıştır: “Gençlerimizi uyarmak ve uyandırmak!”. “Müstakbel evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklığı davet edebilecek bazı noktalar belirtebilmiş isem, kendimi bahtiyar sayacağım” ifadesi bu niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Şunun şurasında, daha bir ay önce bir ilçe milli eğitim müdürünün “Nutkun” dağıtımın yasaklamaya kalkışmadı mı? O halde, Atatürk, henüz 1920’li yılların sonunda laik cumhuriyetin günün birinde tekrar tehlikeye düşebileceğini öngörürken hiç de haksız değildi ve bu nedenle Gazi Mustafa Kemal gençlerimizi uyarmak ihtiyacı hissetmişti… Nutukta geçen ve “Sayın milletime şunları tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl cevheri çok iyi tahlil etme dikkatinden bir an geri kalmasın!” cümlesi, gününüz gençlerini gerçekten büyük bir sorumluluk altına sokan bir cümledir.
6 gündür ayakta Nutku’nu okuyan Gazi, 20 Ekim’e gelindiğinde oldukça yorgundur. Ama bu yorgunluğuna rağmen, sesini güçlendirerek fakat heyecanını gizlemeyecek kadar titrek ve boğuk bir sesle, Nutkun en önemli cümlelerini dile getirmiştir: “Gençliğe Hitap”… Ulu önderimiz, “Cumhuriyeti ile, “memleket dahilinde, iktidara sahip olanlar, gaflet, delâlet ve hıyanet içinde bulunsalar” dahi gençliğin birinci vazifesinin Türk istiklâlini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet korumak ve muhafaza etmek olduğunu açıkça vurgulayarak gençliğimize büyük bir görev vermiş ve sorumluluk yüklemiştir. “Cumhuriyeti, yetiştirmekte olduğu yeni gençliğe bırakacağından dolayı çok mesut ve bahtiyar olduğunu” her fırsatta dile getiren Atatürk, “Bütün ümidim gençlerdedir!” diyerek gençliğimize olan güvenini ortaya koymuştur. Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı daha yeni kutladık. Anıtkabir’i görmüyor musunuz nasıl her yaşta gençlerle dolup taşıyor? Gençler nasıl İzmir Marşı’nı ve 10. Yıl Marşı’nı söylüyorlar! Ya akşam okunan İstiklâl Marşımız? Atatürk gençliğe inanmakta ve güvenmekte haksız mıydı? Altınkaynak’ın yerinde olarak belirttiği gibi, “ulusu için sorumluluk altına girmiş olan gençler, Nutku okumalı ve okutmalıdırlar”. “Nutuk” daha yüz yıllarca okunacaktır…

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75