Ödenemeyen borçlar ve çek yasaklılar artıyor

   Bugünkü yazımı iki bölümde kurgulayıp, gelişmeleri değerlendirip, yorumlamaya çalışacağım. Birinci bölümde tahsili gecikmiş alacakları yani zamanında ödenemeyen borçları, ikinci bölümde de çek yasaklılar konusuna değineceğim.
   KKTC Merkez Bankası’nın yayınladığı yılın 3. Çeyrek (Ocak-Eylül dönemi) verilerine göre bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) geçen yılın aynı dönemine göre %16 oranında artış göstermiştir. Yani 1 yıllık periyotta tahsili gecikmiş alacaklar, diğer bir deyişle kredi kullananlar tarafından zamanında ödenemeyen borçlar, yaklaşık 157 milyon TL artarak 1 milyar 140 milyon TL’ye ulaşmış durumdadır.
   Merkez bankası raporuna göre, Eylül 2018-Eylül 2019 döneminde ülkemizdeki özel sermayeli bankaların toplam tahsili gecikmiş alacaklar içindeki payı yüzde 55.04’ten yüzde 57.74’e yükselmiştir. Bahse konu aynı dönemde kamu eliyle yönetilen kamu bankalarının payı yüzde 24.33’ten yüzde 22.24’e gerilerken, ülkedeki şube bankalarının payı ise yüzde 20.63’ten yüzde 20.01’e inmiştir. Görüldüğü üzere, KKTC’deki yerel özel sermayeli bankaların son 1 yıllık dönemdeki tahsili gecikmiş alacakları kamu bankaları ve şube bankalarına göre büyümüştür.
   Çek yasaklıları konusuna da bakacak olursak, KKTC Merkez Bankası verilerine göre Ocak-Eylül 2019 döneminde çek kullanmaları yasaklanan kişi sayısı geçen yılın ayni dönemine göre yaklaşık %26 oranında artış gösterdi. Yani Ocak-Eylül 2019 döneminde kümülatif toplam olarak 1706 kişi çek kullanmaktan men edildi. 2018’in Ocak-Eylül döneminde ise çek kullanması yasaklanan kişi sayısı 1355 kişi idi. 2019 yılının 6. ayına göre ise (2. Çeyrek) çek kullanmaktan men edilen kişi sayısı yaklaşık %37 olarak artmıştır. Çek yasaklılarının sayısının özellikle döviz krizinin yaşandığı 2018 yılının Eylül-Aralık döneminden itibaren yükselişe geçtiğini görüyoruz.
   Tahsili gecikmiş alacaklar içinde bireysel krediler ve kredi kartı borçları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu da bize toplumdaki borçlanmanın arttığını ve insanların geçimlerini idame etmekte zorlandığını, şahıslar dışındaki işletmelerin de sıkıntı içinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bankalarda alacaklarını zamanında tahsil edemedikleri için tahsili gecikmiş veya imkansız hale gelmiş alacaklar, bankalar tarafından maliyet unsuru olarak görülmekte ve bu durum kredi faizlerine yansıyarak kredi maliyetlerini artırmaktadır. Kredi faizlerinin makul düzeye gelmemesi de, yatırımları ve istihdamı olumsuz etkilemekte ve ekonominin büyümesine katkıda bulunmamaktadır. Şu anda kredi faizlerinin düşmesi umarım borçların bundan sonraki süreçte ödenmesine olumlu katkı sağlar.
   Ülke ekonomisinin ve bankacılık sektörünün verimli bir şekilde yoluna devam etmesi için tahsili gecikmiş alacakların artması sıkıntı yaratmaktadır. Bu yüzden bu artışı önemsemek ve gerekli tedbirleri almak için hem borçlulara hem de alacaklı olan bankalara büyük görev düşmektedir. Çünkü TGA’lar nedeniyle karlılıkları azalan bankalar bu durumu telafi etmek için kredi faizlerini beklenen düzeye indirmeye niyetli olmayabilirler. Bu durum, hem finansal piyasaları hem de ekonominin genelini olumsuz etkilemektedir.
   Öte yandan, tahsili gecikmiş alacaklar konusunda ülkemizde icra sisteminin ağır çalışması, bankaların alacaklarının tahsilini oldukça geciktirmektedir. Bir ipoteğin nakde çevrilmesi çok uzun yıllar sürdüğü için, bunu gören birtakım insanlar da rahat davranmakta, bundan yararlanmakta ve borçlarını ödemekten kaçınmaktadırlar.
   Borçlanacak insanlarımız da iyice hesap, kitap yapmadan borçlanmaktan kaçınmalıdırlar. Lüks tüketime yönelik olarak, bütçelerini aşacak şekilde harcama yapmaktan ve bu amaç için borçlanmaktan uzak durmalıdırlar. Kısacası ayaklarını yorganlarına göre uzatmalıdırlar.
   KKTC’de 2018 yılının ekonomik büyüme rakamının düşük çıkması, işsizlik oranlarının yükselmesi, 2019 yılındaki eldeki son verilere göre ihracatın yüzde 20 ve ithalatın da yüzde 25 düzeylerinde azalması ekonomideki daralmanın işaretleridir. Bunlara ilaveten, ödenemeyen borçların ve çek yasaklarının artması da ekonomide işlerin iyi gitmediğini göstermektedir. Ekonomik daralmayı önlemek için KOBİ’lere ve Esnafa hibe ve düşük faizli kredi destek programlarının gerçekleşmemesi ve 2020 bütçesindeki yatırımlara ayrılan kaynağın yetersizliği bize 2020 yılına yönelik olumlu mesajlar vermemektedir. Umarım, 2020’de döviz ve petrol fiyatlarında ayrıca enflasyonda aşırı yükselişler olmaz. Olduğu takdirde, yukarda değindiğimiz olumsuz ekonomik veriler ve gelişmeler daha da artacak, yüksek açıklı devlet bütçesini de, daha da olumsuz etkileyecektir. Dileğimiz, 2020 yılında, ülkemiz ekonomisini, iş insanlarımızı ve vatandaşlarımızı daha zor günlerin beklememesidir.
   Son söz olarak, 30 milyar TL’yi aşan Kamu borçları ve 1.14 milyar TL’yi bulan ödenmeyen borçlar (Tahsili gecikmiş alacaklar) ve devamlı borçlanma talebi (kredi rakamları da artmaktadır) bizi borçlu devlet, borçlu toplum sarmalına almaktadır. Bu sarmaldan kurtulmak hem devletin hem de toplumun birinci önceliği olmalıdır.

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ibrahim Metti
Ibrahim Metti - 3 ay Önce

Ödül gardaş daha önce de belirttim geçmiş dönemlerde derken en az 25 yıl öncesinden başlayarak plansız programsız ileriyi hesaplamadan günün verdiği rehavetle gerek devletin ve toplumun attığı bilinçsiz adımlar bugünkü ekonomik durumu meydana getirdi ekonominin en bıyık unsuru olan toplum tüketim alışkanlıkları nesilden nesile geçmiş ve bunu düzenlemek kısa sürede ve kemer sokmakla olmayacağı kesimdir ancak ve ancak ekonomiyi etkileyen ekonominin içindeki en büyük faktörlerlri düzenleyerek makro mikro lânlar çerçevesinde uzun dönemde sonuç alınabir en büyük gider enerji ve enerjiyi sağlayan malını araç gereç olduğundan enerjiyi ekonomik hale getirmenin çalışmaları başlatılmalı ülkemizde yıl 12 ay güneş enerjisi vardır devlet gerekli desteği vererek bütün işletmelerin ve halkın maliyeti 0 olan güneş enerjisine geçmesi gerekmektedir arabalar iş araçları makineler dahil başta büyük gider olabilir fakat uzun dönemde maliyetler çok azalacağindan cazip hale gelecektir hatta kısmı bir uygulama devlet dairelerine birkaç elektirik enerjisiyle hareket eden araçlar alınmıştır takip edilsin ne kadar tasarruf sağlandı günümüzde petrol ülkeleri dahil olmak üzere petrol enerjisini kullanan ülkeler çok büyük maliyetlerle boğusmaktadir ve petrol yapılan her zamda toplum isyan etmektedir diğeri ise vergi sistemi artık demodedir günümüzde ör KDV katılan değer üzerinden en son Tüketiciye yansıyan bir vergidir bu yük gunumuzdeegu ihtiyaçların çoğalması ve lüks malların artık günümüzde birçok malın lüksten çıkması ve normal ihtiyaç olması hane halkını zira sokup artık borçlanıp bir şekilde bazı mallara sahip olmak ve kullanmak ihtiyacında olması giderek ekonomiyi tıkar hale geldi sonuçta devlet de gerekli bu kalem deki vergiyi toplayamamaktadir ve Ayryeten en büyük hata bütçede açık veren kalemlerin diğer kalemlerle kapatılmak isteeiste esi ve yıllardır bu uygulamalar içerisi nde olmamız hiç bir şeyi net görmemeze neden olduğu gibi yamalı boyaya benzemektedir ör yıllarca sabit gelirlilerin hayat pahalılığı ve enflasyonun dışında hiç bir artış alamadı bazı yıllar iyi görüşmede eğri gemi doğru seferden öte değildi ve ekonomide olan veya dünyada olan konjekturlerden dalgalanmalardan kolayca etkilenerek bilinmese doğru gitmemiştir bu yazıyı yazarken kimlerin okuyacağını da bilmiyorum ama değerlendirmesi KKTC Devletinin yararinadir

banner107

banner108