Okullar açılırken yine aynı sorunlar gündemde

   Okulların açılmasına az bir zaman kala, öğretmen sendikaları, okullardaki sorunların çözümlenmediğini ve okulların sorunlar yumağı içinde açılacağını vurguladılar.

   Bu bağlamda, sendikalar ile Eğitim Bakanlığı arasında karşılıklı açıklamalar devam ediyor. Her yıl, bu zamanlar benzer konular gündeme geliyor ve sanki de bir dejavu yaşıyormuşuz gibi bir duyguya kapılıyoruz.

   Öğretmen Sendikaları, yaz boyunca, okulların fiziki yapılarının güçlendirilmesi, sorunlarının çözülmesi ve gereksinimlerin karşılanmasının Eğitim Bakanlığı tarafından yerine getirilmediğini belirterek, Bakanlığın, sorunların çözümü yerine öğretmenlerin özlük haklarının geriye götürülmesi için çaba sarf ettiğini ve sorunları gizlemeye çalıştığını açıkladılar.

   Okullar açıldığı zaman, okulların alt yapı eksikliklerinin, tamirat, tadilat işlerinin bitmemesi büyük eksikliktir. Aileler, bu konulardan rahatsızlık duymakta ve huzursuzluk yaşamaktadırlar.

   Bakanlık, okullardaki fiziki alt yapı işlerinin bitmemesini, ihalelerin tamamlanmamasına bağlamaktadır. 3 aylık yaz tatili sırasında bu ihalelerin tamamlanmasını Bakanlık mutlaka sağlamalıydı. Zamanın kısıtlı olduğu belliydi. Daha önceden tedbirlerin alınması ve gerekli planlamaların yapılması şarttı.

   Elbette, sorunların çözülmesinde okul idarelerinin ve okul aile birliklerinin katkıları ve çabaları gerekmektedir. Ancak, esas görev ve gerekli bütçeleri hazırlama, planlama ve koordinasyonu sağlama Eğitim Bakanlığının görevidir.

   Okul binalarındaki inşaat sorunları ve bakım, onarım eksiklikleri küçümsenmemeli ve ivedi olarak, okullar açılana kadar tamirat, tadilat işleri tamamlanmalıdır. Eksiklikler nedeniyle, okullardaki eğitimin başlamamasına,  gecikmesine fırsat verilmemelidir.

   Eğitim Bakanlığı, bugüne kadar, hangi okullarda, hangi eksiklikler olduğunun envanterini çıkarmalı ve eksikliklerin giderilmesi konusunda çalışmalarını yoğunlaştırmalıydı. Dafa fazla geç olmadan bu konuda insiyatif alınmalıdır.

   Elbette ki, ülkeye yeni okullar kazandırmak çok önemlidir. Bu noktada, devlet dışında bu okulların yapımına katkı koyan, vatandaşlarımıza müteşekkiriz. Ayrıca, eğitime katkı yapan Türkiye, AB ve belediyelerimize de teşekkür ederiz.

   Ülkemize yeni okullar kazandırılırken, mevcut okulların da tüm eksikliklerinin giderilmesi, sağlıklı, güvenli bir şekilde eğitime devam etmeleri için, onlara yeterli bütçeleri sağlamak da, Eğitim Bakanlığı ve Hükümetin görevidir.

   Okullardaki tamirat, tadilat, bakım ve onarım işlerine elbette ki okul aile birlikleri katkıda bulunmalıdır, ancak bu işleri yapmak, esas olarak Bakanlığın ve hükümetin görevidir. Zira, bu işlerin yapılması için yeterli bütçeleri okul aile birliklerinin bulması mümkün değildir.

   Öte yandan, öğretmenlerin mevcut yasal ders saatlerinin üzerine çıkarılmasına yönelik girişimlerin yapılması, konunun sendikalar tarafından mahkemeye götürülmesine ve yeni bir kaosa neden olabilir. Zira, bu durum istihdam edilecek öğretmen sayısını da azaltabilecektir. Alın size bir sorun daha.

   Eğitim Bakanlığı ve hükümet, okulların açılmasına az bir zaman kala, okulların güvenli ve sorunsuz bir şekilde açılabilmesi için, gerekli planlama ve organizasyonları süratle tamamlamalı ve ihtiyaç duyulan katkı ve bütçeleri sağlamalıdır.

   Ülkemizde, partizanca istihdamlara, bürokrat atamalarına, ek mesailere ve daha birçok harcamalara kaynak bulunurken, okullara kaynak bulamamanın mantıklı, haklı ve izah edilebilir bir yönü yoktur. Bunu, topluma hiç kimse açıklayamaz.

   Eğitim Bakanlığı, öğretmen sendikaları, okul idareleri, okul aile birlikleri ve tüm paydaşlarla biraraya gelerek okullardaki sorunların çözümü için birlikte kafa yormalıdır. Bu konu çok acildir. Okulların açılmasına 3 haftadan az bir zaman kalmıştır.

   Daha fazla zaman kaybı yaşamadan, tüm paydaşlarla işbirliği yapmak, istişarede bulunmak, okullar açılmadan, sorunların çözümüne büyük katkı sağlayacaktır.

   Her sene, bu zamanlarda aynı konuları ve sorunları konuşmaktan herkes usanmıştır. Ama, bundan kimse ders almamaktadır. Bu ülkenin insanları, sorunların hep son dakika çözülmeye çalışılmasından bıkmıştır. En kötüsü de, bu konunun normalleştirilmeye çalışılmasıdır.

   Ülkemizin bu şekilde yönetilmesine fırsat verilmemelidir. Herkes, memnuniyetsizliğini, şikayetlerini, huzursuzluğunu dile getirmeli, böyle yönetilmeye layık olmadığını vurgulamalı ve demokratik tepkisini ortaya koymalıdır.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110