Okurlardan

“Köy Ekmeği ve Koyun Yoğurdu” başlığı atılan bu mektup akademisyen Mehmet Özer’den:
“Marketlerde, bakkallarda onlarca değişik marka ekmek 'köy ekmeği' diye epey yüksek bir fiyattan satılmaktadır... Bunların çok azı gerçek anlamda köy ekmeğidir. Köy ekmeğine bir standart getirilmeli ve bu standarda uymayan fırınlara 'Köy Ekmeği ismini kullanamazsın’ denmelidir.
Köy ekmeğinin en başta gelen 3 özelliği nedir? Söyleyelim...1.Ekşi maya, yani kendi hamurundan biraz hamur saklayıp o hamuru sonraki yoğurumlarda kullanmak. 2. Kabarsın diye kabartma tozu kullanmamak. 3.Ağartılmış, bembeyaz undan ekmek yapmamak. Tercihen azıcık kepekli un kullanmak.
Bunlara ilaveten hiçbir katkı maddesi konmaması gerektiğini de belirtmek isterim. Bugün piyasadaki köy ekmeklerinin çok büyük bir çoğunluğu bu kriterlere uymamaktadır.
Koyun Yoğurdu: Bir başka kandırma da yoğurt konusunda yaşanmaktadır. Marketlerde onlarca değişik marka yoğurt hep 'koyun yoğurdu' diye satılmaktadır. Yıl 12 ay veya 365 gün yoğurt kâselerinin üzerinde hep ‘koyun yoğurdu’ yazıyor... İnsaf yahu, ayıp yahu!.. 365 gün süt veren koyun var da bizim haberimiz mi yok?.. Koyun sütünü, bol olduğu zaman alıp soğuk depolarda ne kadar süre tutabilirler ki?.. Bence koyun yoğurduna da bir standart getirilmeli…
Kişisel görüşüme göre bu ürüne ‘koyun yoğurdu’ demek için en az yüzde 80 koyun sütü içermeli... Adam inek sütü ve süt tozu kullanarak yoğurt yapar, kâseye de ‘koyun yoğurdu’ yazar. Hem de ‘halis koyun yoğurdu’… Buna son vermeli. Sağlık ve esenlikler diler, saygılar sunarım.”
***
Kara Yolları Dairesi Emekli Müdürü Hasan Nihat Erduran’dan: “Makalenizde okudum, Girne Belediye Başkanı Sayın Nidai Güngördü Girne doğu çevre yolu projesi olmadığını söyledi… Girne doğu çevre yolu projesi vardır, hazırdır.. Girne’nin iki belediye başkanına da tanıtılmıştı... O proje bekliyor, bekletiliyor!.. ‘Yoktur’ denemez... Düzeltmek istedim. Çok acildir, çünkü Dağ yolu bitince Çatalköy – Girne arası iyiden iyiye tıkanacak...”
***
Şener Sözer: “Girne o kadar büyümüş ki, alt yapı hizmetlerinin verilebilmesinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bazı aile dostlarımızla yaptığımız telefon konuşmalarında, özellikle kanalizasyon sorunu bir dert. Vidanjör kiralamaktan, modern binaların koku içerisinde kalmasından gına gelmiş. Eğitim, trafik, sağlık ve diğer alt yapı hizmetlerindeki aksaklıklar da cabası. Nidai Güngördü Başkanın işi zor, çözülmesi gereken öncelikleri çok, Allah kolaylık versin. Her şeye rağmen Girne’nin o eski dingin halini özlememek mümkün değil…”
***
Ziya Nasıfoğlu: (Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü’nün açıklamalarına ilişkin yazım üstüne) “Su sayacı üzerinden Girne’de nüfus tespiti yapmak yanlış. Bu sayaçların içinde dükkânlar da, ofisler de var. İnsanlar aynı anda hem dükkânda, hem evde olamazlar. Yerleşik olmayan, yılın büyük kısmı boş olan evler de var. Yazlık evler hafta sonları doluyor, ancak çok sayıda Girneli hafta sonu Karpaz’a veya İskele’ye tatile ya da yazlığına gidiyor. Öğrenciler yaz ayında ülkesine dönüyor. Pandemi döneminde öğrenciler, turistler ve turizm çalışanları kentte yoktu, ancak aynı sıkıntılar devam etti. 24 bin su sayacı varsa o kadar sağlık temizlik ve çöp parası alınıyor. 2 liraya alınan su 7 liraya satılıyor. Girne, en fazla iş yeri, meslek vergisi inşaat ruhsatı alınan yer. Otellerden kişi başı konaklama vergisi alınıyor. Turizm Limanı’ndan yolcu başı para alınıyor. Polisin ve zabıtanın trafik cezalarından para geliyor. Belediye çalışanlarının sayısı, şirket ve mevsimlik çalışanlarla bini buluyor.
Sorun nüfusta değil vizyonda. Trafik sorununa karşı ‘Trafik Ulaşım Master Planı’ hazırlandı, ancak planı yapan doktoralı uzman pasifize edildi. Kadro sıkıntısından bahsediliyor. Ancak yasada olmayan ‘Sosyal İşler Bölümü’ yaratıldı. Kültür -  sanat işleri ve sağlık işleri buraya dahil edildi, başına da bu işlerle alâkasız kişi getirildi. Trafik konusunda bölüm açılabilirdi…”
***
Sami Taşarkan: (Sami Kohen’le ilgili yazım üzerine) “Sinerji ve bilgi veren bir büyüğümüzdü… 1969'da Milliyet gazetesinde tanıştığım ve biz Kıbrıslı gazetecilere, gazeteci arkadaşımız Akay Cemal’e ‘gelin aramıza girin, yayıncılıkta şansınız artsın’ diyen Sami Kohen ağabeyimizin vefatını öğrenmek gerçekten çok üzücü. Kalemini hiçbir zaman çıkarları için satmayan ve Kıbrıs gerçeklerini de tüm dünyaya duyuran Sami ağabeyimizi saygı ile anar toprağının bol olmasını dilerim...”
***
İbrahim Erkan Manavoğlu: (Mevlid Kandili tatilimize ilişkin görüşlerim üzerine) Kadir gecesi dışındaki gecelerin kutsallığı hakkında Kur'an'da herhangi bir bilgi bulunmaz. Bu sebeple kandil gecelerinin dini yönden bir değeri yoktur, ama sosyolojik yönden değeri vardır. Kandiller Arabistan’da kutlanmamaktadır… Ancak Mısır, Malezya, Pakistan, Irak, Endonezya, Umman, Libya, Filistin ve Yemen‘deki Mevlid kandili kutlamaları görülebilir. Müslümanların nüfusunun çoğunluğunu oluşturmadığı Hindistan, Kenya, Tanzanya gibi, ya da nüfusunun çoğunluğu Hıristiyan olan ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde de Müslümanlar tarafından Mevlid kutlamaları gerçekleştirilmektedir.”
  ***
Avustralya’dan Ahmet Polat: (“Varlık İçinde Yokluk” başlıklı yazım üzerine)
“Avusturalya Hükümeti, tarım işçileri sorununu çevredeki adalardan sağlamaya çalıştığı emekle çözmeye çalışsa da, yeteri kadar işçi bulamamaktan yakınmaktadır. Toplayıcı bulamayan üreticilerin ürünleri tarlada kalmaktadır. Bazı üreticiler ağaçları, bağları sökmekte ve yoğun işçiliği gerektirmeyen değişik ürünlere yönelmektedirler…”

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110