Okurlardan, onlara teşekkürlerimle

   Recep Dönmezer: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 39’uncu yaşına ulaşmasını gönülden kutlarım… Ne kadar güzel ki, artık 40’ıncı yaştan gün alınmaya başlandı… Kıbrıs Türk halkı olarak aranızda olmaktan sonsuz mutluyum…  Kuzey Kıbrıs Türk halkı benim bu yaşa kadar gördüğüm, en modern, en medeni, en ahlâklı Türk toplumudur. Size Ada’da yaşadığım 3 yıldan sadece bir örnek vereyim:
   Bir gün, eşimle Dağ Yolu’ndan Girne’ye giderken, direksiyon kayışı kopan aracımı yolun kenarına çekmek zorunda kaldım. Şirket şoförüne telefon ederek çekici ve araç talep ettim. Sayın Tolgay; o aracın gelmesini beklerken, neredeyse yanımızdan her geçen araç durarak bize yardımlarının olup olamayacağını sordu. Hatta bazı aileler, Lefkoşa yönüne giderken geri döndüler ve bizi evimize götürmeyi teklif ettiler. Ben ve eşim çok duygulandık. ‘Biz nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, insanlar bu kadar iyiliksever olsun. Hey mübarek insanlar.’
   O gün, daha önce yolda kalanlara kafamı çevirerek görmezden gelip geçtiğimden dolayı çok utandım. Kendi kendime Kıbrıs Türk halkı gibi yardımsever olmaya söz verdim.
   Sizler asil Türklersiniz. Sizler aziz Atatürk’ün hedefi olan ‘muasır medeniyet’ seviyesine ulaşmış medeni bir toplumsunuz. Kendinizi bu asil konumunuzdan hiç aşağı çekmeyin… Selam ve saygılarımla…”
   ***
   Sıddık Korkmazer: "Merhaba Ahmet Bey, ‘Halil Giray ve Sultan Malları’ ile ilgili yazınızı gördüm, ilgiyle okudum… O yüzden yazıyorum size bu satırları. Benim ‘Osmanlı Dönemi Kıbrıs Vakıfları (1570-1571)’ isimli doktora tez çalışmam bitmek üzeredir. Savunmak üzere son okumaları yapıyorum. Kıbrıs'ta doğru bilinen, ya da hiç bilinmeyen çok sayıda belgeye ulaştım ve tezimde kullandım. Rahmetli Halil Giray'ın çizdiği harita ve eski yerleşim yerlerine ait köy isimlerinden, tezimde fazlasıyla istifade ettim. Rabbim taksiratını affetsin ve mekânını cennet eylesin.
   Asıl size yazmak istediğim, ya da dert yanacağım konu yine ülkemiz ve Kıbrıs Türk ve Müslüman taşınmaz malları meselesi ve davası hakkındadır... Tespitim o ki, yüksek lisans ve doktora tez aşamasında çalıştığım Kıbrıs Vakıfları hakkında maalesef ülkemizde Evkaf Dairesi dahil yetkililer bilgi sahibi değillerdir. Müdür İbrahim Benter ile birkaç defa görüştüm, ama derdimi ona da anlatamadım. Evkaf'ta yönetim kurulunda  bulunanlar da maalesef olaya siyasi çıkar endeksi ve oy devşirme işi olarak baktıklarından Evkaf'a fayda yerine zarar vermektedirler. Daireye gittiğinizde konu hakkında görevliler boş boş yüzünüze bakmaktan başka iş yapmamaktadırlar. Osmanlıca ve Arapça belge okuyamadıklarından arşivde size yardımcı da olamamaktadırlar. Ben Türkiye'de hem öğretmenlik yapıyorum, hem de tezimi yazıyorum. Eşim de Sakarya Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Fakat ben tezim bittikten sonra burada kalmak istiyorum. Eşim ile birikimlerimizi Kıbrıs'ta, kendi ülkemdeki devlet ve insanlar adına kullanmak istiyorum. Fakat başvurduğum Evkaf, sorularıma cevap verme gereksinimi bile duymadı. Muhtemelen burada kalmaya devam edeceğim ve bir yerden sonra çalışma alanım kitap ve makalelerden ibaret kalacaktır. Korktuğum şey ise Halil Giray gibiler artık bu ülkeye geri gelmeyecekler, hizmetlerini bulundukları ülkelere yönetecekler… Çünkü onların yetişmesine ve öz vatanları olan bu adada kök salmalarına da imkân verecek bir anlayış ve düzen göremiyorum. Selam ve sevgilerimle…”
   ***
   Hasan Özbaflı: “Sayın Ahmet Tolgay; aracılığınızla seslenmek isterim:  Ey Kıbrıs Türk ahalisi… Bu gidişle, bu kafayla, bu umursamazlıkla elektrik çilemizin biteceği hiç yoktur… Yüzlerce defa sorduk ve şimdi tekrar soralım: Türk Powership Yüzer Santralı Rum’dan aldığımız elektrik fiyatının üçte bir fiyatına istediğimiz kadar elektrik vermeyi resmi olarak teklif ediyor. Bu teklife neden ısrarla cevap verilmiyor? Bu soruyu soracak bir sivil toplum örgütü, sendika, oda, dernek ve saire yok mu? Yoksa eğer; o zaman elektrik çilesini hep birlikte yaşamaya devam edelim!..”
   ***
   Adının açıklanmasını istemeyen okurum: “Yakın Kıbrıs tarihine ilişkin kitaplar okurlar tarafından en fazla ilgi gören ve satılan kitaplarmış!.. Okuma alışkanlığının gittikçe kaybolduğu toplumumuzda bu ilginin derecesi ve bu kitapların kaç tane sattığı açıklansa iyi olur. Ben kendim iyi kitap okuyucusuyum, başucumda her zaman bir kitap bulunur… Ama sırf çok artan fiyatlar yüzünden eskisi kadar kitap alamasam da, yerli kitapları kaçırmamaya çalışırım. Yakın tarihimizle ilgili kitaplara gelince: Her yazar yakın tarihimizi kendi siyasetine, ideolojisine ve dünya görüşüne göre takdim ediyor. Tarafsız olana pek rastlayamıyorum. Bu durum da yakın tarihimizle ilgili kaotik durumu derinleştiriyor. Damardan tarafsız bir yakın tarih kitabımız yok gibi. Siz neden kitap yazmayı bıraktınız Sayın Tolgay?..”
   ***         

   İsmet Üstüner: “Evet, trafiğimiz bir kaos… Sabit sürat radarlarına yakalananlarla ilgili Polis Genel Müdürlüğü’nden istatistiki bilgi istedim, örneğin cinsiyet ve yaş gruplarını istedim onlardan… Fakat onlar bana bu bilgilerin ellerinde bulunmadığını bildirdiler... En baştakilerin dahi durumu bu… Düzelmeye dair niyetleri yoktur. Her yıl trafik haftasında televizyonlarda birkaç yaldızlı söz ve yollarda birkaç uyarıcı tabela, hepsi o kadar!.. Her çarpışmanın ardından şablon hazır: ‘Sürücü hatası!, direksiyon hakimiyetinin kaybı!'  Ya yetkililerin hataları, eksiklikleri?!.."
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104