On bir yıl gecikmeyle kullanılan garantörlük hakkı…

   Çok yalın bir benzetme olacak ama 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti, piyangodan çıkmış gibiydi Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için.

   Cumhuriyet öncesi Kıbrıs adasında, Birleşik Krallığın egemenliği vardı.

   Kıbrıs adası İngiliz sömürgelerinden biriydi.

   Sömürgenin sonlanması için Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler birlikte, ortak bir mücadele vermedi.

   Rumlar EOKA önderliğinde ENOSİS mücadelesi veriyordu. Amaçları adanın bağımsızlığı değil, Yunanistan’a bağlanmasıydı.

   Kıbrıslı Türkler ise TMT önderliğinde öncelikle adada var olma mücadelesi veriyordu.

   Rumların Megalo İdeaları, büyük ülküleri onların siyasi hedeflerinin rehberiydi.

   Kıbrıslı Türklerin, Rumların Megalo İdeaları gibi büyük ülküleri olmadığı için siyasi gelgitler hep oldu.

   Sonuçta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, NATO üyeliği müşterekliğinin olumlu katkısıyla masa etrafında buluşup Kıbrıs Cumhuriyeti’nin var oluş koşullarını yarattılar.

   Kıbrıslı Türkler adına Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıslı Rumlar adına ise Makarios, Anavatanların şekillendirdiği anlaşmayı imzaladı.

   Kıbrıs Cumhuriyeti var oldu.

***

   Kıbrıs Cumhuriyeti, içselleştirilerek sahiplenilmedi.

   Özellikle Makarios’un liderliğindeki düşünce, Kıbrıslı Türklerin, Cumhuriyet çatısı altında sahip olduğu hakları bir gün bile hazmetmedi.

   Hatta Kıbrıslı Türklerin sahip olduğu haklar nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyeti için, ZİNCİRE, PRANGAYA   VURULMUŞ CUMHURİYET tanımlamasını ilk günden kullandılar.

   Çok açık seslendirilmese de Kıbrıslı Türklerin sahip olduğu etkili hakların geriletilmesi, Cumhuriyetin adeta   bir Rum Cumhuriyeti olması, Kıbrıslı Türklerin de azınlık haklarıyla yetinmesi isteniyordu.

   Makarios’un 13 maddelik anayasa değişiklik önerisi bu düşüncenin ürünüydü.

   13 maddenin her biri bu amaca hizmet ederken 13. maddesi masum görünümlü ancak gerçek niyeti en çok ele verendi.

   Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, anayasa çatısı altında Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Cemaat Meclisleri’nin oluşumu da vardı.

   Eğitim, kültür, spor dahil pek çok konuda Cemaat Meclisleri yetkiliydi.

   Makarios’un önerilerindeki 13. madde Rum Cemaat Meclisi’nin yürürlükten kaldırılmasını içeriyordu.

   Neydi bunun anlamı?

   Kıbrıs Cumhuriyeti zaten bir Rum Devletine dönüşecek. Rum kimliği kazanacak bir devletin çatısı altında  Rum Cemaat Meclisi’ne gereksinim kalmayacaktı.

   Rumlara göre azınlık olan Kıbrıslı Türklerin, cemaat meclisi olması doğaldı.

***

   Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasal Kimliği, 21 Aralık 1963’te başlayan Rum saldırılarıyla birlikte bozuldu.

   Temsilciler Meclisi’nin Türk üyeleri, yasama organında görev yapamadı.

   Hükümetteki 3 Türk bakan fiilen görevlerinden uzaklaştırıldı.

   Veto yetkisi de olan Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Muavini de yok sayıldı.

   Temsilciler Meclisi, Kıbrıslı Türk üyeler olmadan yasalar yaptı.

   Kıbrıslı Türklere ait üç bakanlık Kıbrıslı Rumlar tarafından dolduruldu.

   Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti, değişen anayasal kimliğiyle birlikte Kıbrıslı Rumlar tarafında İŞGAL edildi.

***

   Anayasal düzen 21 Aralık 1963’te başlayan süreçte hızla bozuldu.

   Türkiye’nin garantör olarak müdahale hakkı o zaman doğdu.

   Ancak gerek Türkiye’nin askeri müdahaleye tam olarak hazır olmaması, gerekse ABD’nin engelleyici tavrı,    Türkiye’nin müdahalesinin hayat bulmasını engelledi ya da 1974’e öteledi.

   15 Temmuz 1974’te Faşist Yunan Cuntası ve EOKA’nın Makarios’a karşı darbesi, Türkiye’nin müdahalesi için yeni bir gerekçe olarak nitelense de Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te başlattığı Barış Harekatı, 11 yıl gecikmeyle kullanılan, anayasal zeminli garantörlük hakkının hayat bulmasıdır.

YORUM EKLE

banner75