Örnek dayanışma ile final çizgisini göğüsleyelim…

Sinirleri iyice germesine rağmen, Koronavirüs’le (Covid-19) mücadele devam ediyor. Durmak yok! Kabul etmek gerekir ki, 1 yıldan beri bu virüs, kedi fareyle oynarcasına, adeta insanlarla oynuyor ve kalıptan kalıba sokuyor da!

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Güney Kıbrıs’ta pandemiyi yönetmedeki başarısızlık nedeniyle 23 sivil toplum örgütü eylem yapınca, polisin orantısız güç kullanmak durumunda kaldığı belirtildi. Eylemcilerin polislere portakal ve taş attıkları, polisin de göz yaşartıcı bomba atarak, tazyikli su sıktığı ve orantısız güç kullandığı ifade edildi. AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, protesto eyleminde baskı ve şiddet kullanılmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Esasında şu sıralar bunalımda olmayan yok gibi. Çeşitli ülkelerde benzeri eylemleri ekranlarda izliyoruz. Amerikan polisinin tavrını da görebiliyoruz, Fransız polisinin de! Ya geçen gün Hollanda’da yer alan eylemlere ne demeli? O denli sert müdahalede bulunurlar ki, eylemci ya ölür ya da sakat kalır. Bizde bunları görüp de sesini çıkarmayan bazı kişi ve çevreler, cezaevi kaçağı Rus firarinin yakalanması olayında polisi eleştirecek kadar ileri giderken, dünyanın çeşitli ülkelerindeki, en basiti Güney’dekileri görmezden geliyorlar. Tabii ki bu tavırlar da çelişkilerle dolu olduğundan ciddiye alınmıyor, gülüp geçiliyor. Bu nedenle biz de üzerinde fazla durmayalım. Çünkü Kıbrıs Türk polisinin tavrı ortada!

Polis Emeklileri Derneği Başkanı Nurettin Çırakoğlu’nun ifade ettiği gibi, polis sayısında azalmalar oldu. Kaldı ki, polisin araç gereç ve teknik cihaz konusunda da ciddi sıkıntıları vardır. Türkiye’nin katkılarıyla bu sorunların da aşılacağı inancındayız.

Covid-19’un gölgesindeki duruma gelecek olursak, herkesin patlamak üzere olduğunu inkâr edemeyiz. Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Çakıcı’nın da ifade ettiği gibi, Dünya da ve ülkemizde Koronavirüs pandemisi ve ekonomik kriz kaynaklı ruh sağlığı sorunları arttığı gibi, buna bağlı şiddet olaylarında da artış yaşanıyor. “İnsanlar artık sabırsız ve öfkeli” diyen Çakıcı, özellikle aile içi şiddetin yüzde 40 oranında artış gösterdiğine işaret etti. Prof. Çakıcı ayrıca genel şiddetin de artış kaydettiğini, intihar olaylarında da ciddi artış olduğunu belirtti. Amme Memurları Sendikası Başkanı Güven Bengihan ise, yeni cezaevinin bir an önce bitirilmesi gerektiğini söyledi, koğuş sayısının yetersizliği nedeniyle çocuk yaşta cezaevine girenlerin, ağır suç işleyenlerle aynı koğuşa konulduğuna dikkat çekti.

Maalesef her konu açıldığında İngiliz döneminin Lapta’daki Islah Okulu aklımıza gelir. Oradan nice değerli, usta zanaatkârlar çıkmış ve topluma yeniden kazandırılmışlardı. Varoluş mücadelesi yıllarını hesaba katmazsak, Barış Harekâtı’ndan bu yana geçen 46 yılda gelmiş geçmiş hükümetler bu ülkede bir ıslah evi bile yapamadı. Çeşitli suçlardan dolayı cezaevine girenler, çıktıktan sonra gerekli ilgiyi göremediklerinden kendilerini adeta toplumdan soyutlanmış olarak görmekte, ister istemez yeniden suça meyletmektedirler. Onları toplumdan dışlamayacak, aksine topluma yeniden kazandırabilecek bir mekanizma yok maalesef. Halbuki küçük yaştaki suçluların giderek arttığı ülkede bu sorun ileride dal budak saldığında nice sorunları da beraberinde getireceği bilinmelidir.  

Covid-19’un şöyle böyle bir yılı bulan bu süreçte, dünyada olduğu gibi, ülkemizde de artık herkes burnundan solur bir duruma gelmiş bulunuyor. Hani ‘Oynatmaya az kaldı’ derler ya, aynen öyle! K. T. İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer’in de deyişiyle tansiyon yükseliyor. Dün bu sütunda vurguladığımız gibi, evine ekmek götüremeyen aç aileler vardır. Kaç zamandan beri dükkânı kapalı kara kara düşünenler vardır. İflas edenler, topu dikenler vardır. Hele dar ve sabit gelirli vatandaşların durumu daha da vahimdir. Genel olarak dünyada olduğu gibi, bizde de suçlar artmakta, geçim derdinde olanlar, kendilerini frenlemekte zorlanmaktadırlar.

Diyoruz ki, şunun şurasında kaç gün kaldı. Biraz daha ‘ya sabır’ diyerek dayanalım ve zoru başaralım. Yine iddia ediyoruz ki, dünya üzerinde başlangıçtan bu yana süreci en iyi idare edebilen birkaç ülkeden biriyiz. Alınan önlemler çerçevesinde emniyet güçlerinin de yorgun düştüğünü inkâr edemeyiz. Bu nedenle soğukkanlılığımızı muhafaza ederek, örnek bir dayanışma ile yarışın son bulduğu final çizgisini hep beraber göğüsleyelim.

***

Yıldızsaray’ın ölümü büyük üzüntü yarattı

Girne bölgesinin sevilen simalarından Salih Yıldızsaray’ın vefatı ailesi ve sevenleri arasında derin üzüntü yarattı. İyiliksever bir insan olarak bilinen Salih Yıldızsaray dün Karaoğlanoğlu’nda son yolculuğa uğurlandı. Annesi Muazzez Hanım, kız kardeşleri Rengin Ergör ve Gülen Kut, yeğenleri Can ve Cem Kut, sonsuz acılarını tüm akraba, dost ve sevenleriyle paylaştılar, nur içinde yatmasını ve mekânının cennet olmasını dilediler.

Bu arada Kut Ecza Deposu Ltd. adına Ahmet Kut taziye mesajında, “Acımız sonsuzdur. Yardımsever, temiz yürekli güzel insan yolun açık olsun. Mekânın cennet olsun” dedi.

Öte yandan aslen Tremeşe’li (Erdemli) ulu bir çınar olan, güzel insan Ayşe Başat dün Hamitköy’de toprağa verildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, kızı-damadı Bahire-Ahmet Nalbant, kardeşleri Cemal-Destine Garip, Münüse-Mustafa Gazi, Hasan-Sevim Garip, ayrıca torun ve yeğenleri, “Acımız sonsuzdur. Allah rahmet eylesin, mekânın cennet olsun” dediler.

Bir çınar da Lefkoşa’da devrildi. Aslen Larnaka kazasına bağlı Klavya (Alaniçi) köyünden olup, Lefkoşa’da ikamet eden, Değirmencioğlu ailesinin kıymetli büyüğü, merhum Halim Değirmencioğlu’nun eşi Melahat Değirmencioğlu dün Lefkoşa’da ebedi istirahatgâhına defnedildi.

Evlatları Yusuf Değirmencioğlu, Gülay Fıratlı, Mustafa-Sevil Değirmencioğlu, torunları Emre-Safiye Değirmencioğlu, Berke-Sesilia Değirmencioğlu, Sultan-Hasan Hocanın, Arif-Uğur Fıratlı, Halim-Hale Fıratlı, Evren Değirmencioğlu, Nesrin-Dr. Ceyhun Dalkan ve torun çocukları, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, mekânının cennet olmasını dilediler, onu hiçbir zaman unutmayacaklarını belirttiler.

YORUM EKLE

banner111

banner75