Ortalık darmadağın

Kısa aralıklarla ülkede olanlara baktığınız zaman bir dağınıklık, bir perişanlık yaşandığını görebilirsiniz.

Kuyumcu soygununu gerçekleştiren iki suçlunun önce 3 büyük kentte rahatça dolaşması, ardından da ülkeyi Ercan Havaalanı’ndan terk etmesi kuşkusuz son dönemlerin en büyük skandallarından birisidir.

Cezaevinde suçluların, sosyal medya hesabı açıp paylaşımlarda bulunması da…

Yine cezaevinde, yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunan bir mahkumun, 5 yıldır AIDS hastası olduğu ve bunun saklandığı iddia edilmektedir.

Lefkoşa Surlariçinde haraç çeteleri kurulması ve esnafı rahatsız etmesi, korkunç bir durumdur.

Üstelik haraç çetelerinin meydanda birbiriyle çatışması, adeta savaş çıkarması da endişe verici bir durumdur.

Bu kişilerin isimlerinin hükümet yetkililerinde olduğu ama onlara müdahale edilmediği iddia ediliyor.

Devletin para toplayan bazı daire ve kurumlarında sıkça yolsuzluklar yapıldığını görüyoruz.

Vatandaşlarımız, çalıştığı işyerini soyma becerisi gösteriyor ve bunlara her ay yenileri ekleniyor.

Yolsuzluk olayları, devlet dairelerinde toplanan paraları çalışanların çalması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Gesfi Döviz Bürosu sahibi Erdoğan Naim’i öldüren çeteden bazılarının ülkeden kaçması, ondan önce de suç işleyen birçok kişinin ülkeden kaçmayı becermesi, ülkemiz için acizlik göstergesidir.

Suç işleyip ülkeden kaçanlar yanında kaçakçılık da ciddi boyutlara ulaştı ve bu konuda da tedbir alınamıyor.

Devlet, kadına şiddet olaylarında da kadınları koruyamıyor.

Uyuşturucuyla ilgili de hiçbir şey yapılamıyor, uyuşturucu suçları gittikçe artıyor.

En son olarak bir iddia var ki, gerçek olmamasını temenni ederiz.

Uyuşturucudan dolayı cezaevinde yatan ama apandisit ameliyatı olmak için hastaneye götürülen ve buradan kaçan İranlı suçlunun Yenidüzen gazetesi muhabirini arayıp, “Kaçmak için polise 20 bin sterlin ödedim” demesi de şok edici bir durumdur.

Umarım böyle bir olay yoktur…

Umarım, İranlı suçlu gördüğü sert tavırlar ve cezaevine gönderilmesi nedeniyle bir tür intikam alıyordur da söyledikleri gerçek değildir.

Eğer İranlı suçlunun söyledikleri gerçekse, polis 20 bin sterlin karşılığında bir kanun kaçağının ülkeden çıkmasına yardımcı olmuşsa, polis teşkilatında büyük bir çürüme var demektir.

Halkı koruyacak, suçluların korkulu rüyası olacak polis, eğer suçluya satılmışsa artık biz kime güveneceğiz?

Bu olay gerçek olmayabilir, bir kuru iftiradan ibaret olabilir ama gerçek olmasa da polisin en fazla tartışıldığı bir dönemde böyle bir iddiayla ortaya çıkmak da manidardır.

Bir camia tartışılıyor, kötü olaylarla anılıyorsa, yani kamuoyunun gözünde “sorunlu bir yerse” onunla ilgili tabii ki dedikodular da çıkarılır.

Çok örnek var ama uzatmaya gerek yok, ortalık darmadağın, kurumlara duyulan güven sıfıra inmiş durumda.

Ülkede dağınıklık, perişanlık vardır ve bu durum halka mutsuzluk vermektedir.

Kişi kendisini koruyacak olanın “kirli işlerin içinde olduğunu” görünce hem üzülüyor, hem endişe ediyor.

Tabii bazı devlet çalışanları ve devlet yöneticilerinin adı yolsuzluklara karışıyorsa, haksız kazanç elde ediyorsa, artık alttaki diğerlerini tutmak zordur. Bu kötü emsallerin ortadan kalkması ve tekrarlanmaması gerekmektedir.

YORUM EKLE

banner96