Orucun sırrı

Maddi-manevi istifade için Allah rızası

   Oruç, sayısız yararlarına rağmen yüce yaratanımızın emri olduğu için ve sırf onun rızası için tutulduğunda ancak yerine getirilmiş bir ibadettir.

   Oruç yıl boyu hücre ve dokularımızda biriken zehir kalıntılarının vücudumuzdan atılarak bedensel arınmada modern tıbbında kabul ettiği evrensel bir tedavidir aynı zamanda.

   Hatta bu konuyla ilgili Müslüman olmayan bilim adamları yıllar süren çalışmaları sonunda şu gerçekle karşı karşıya kalmışlardır. Oruç sağlık ve zindelik yanında ruhsal ve zihinsel yapımızda da ciddi faydaları olan bedeni bir ibadet…

   Aslında oruç, bir anlamıyla, organizmada bir yıl süre ile biriken kiri – pası temizleyerek hücrelerimizin arınmasına, hücrelerimizin içindeki canlılığın devamına zarar veren bir takım kirli atıkların azalmasına destek olan bir yenilenmedir. Buna biz genel anlamı ile “zehirden arınma” ya da kısaca detoks diyoruz.

   Unutkanlık, dalgınlık, konsantrasyon eksikliği, yorgunluk, uyku düzensizliği, sıkıntı, yaygın ağrılar gibi çağımızda çok sık şikayet konusu edilen problemlerin çözümünde detoks tedavileri giderek daha önemli hale gelmektedir. Depresyon, sıkıntı gibi ruhsal gerilimler ve bozulmayla ilgili sorunların yumağında yine her türlü zararlılardan yeteri kadar uzaklaşamamak yatıyor…

   Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan kimse bunların değerini daha iyi anlar. Sahip olduğu nimetlerden bir süre uzak kalmak insana, onları daha iyi korumasını, israf etmemesini ve nimetleri kendisine veren Allah’a daha çok şükretmesini öğretir. Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur.

   Sağlıklı ve mutlu bir Ramazan ayı geçirmenizi diliyorum.

Tercihimiz her zaman hak, hakikat ve adalet merkezli olmalıdır

   Bu dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderilmiş bulunmaktayız. Hayatımızın her döneminde, tercihimiz her zaman hak, hakikat ve adalet merkezli olmalıdır. Hem dünyevi ve hem de uhrevi konularda bize düşen, çok çalışmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmek olmalıdır. Kısacası bizler seferden sorumluyuz. Başarı, zafer Rabbimizden bir ikram ve bir lütuftur. Bizler tercihlerimizi iyiden, güzelden yana yapmak durumundayız. Tercihlerimiz hak ve hakikat merkezli olduğu ölçüde, Rabbimizin yardımının geleceği aşikârdır.

   Her birimiz, nefsimizle mücadele edip emredilen ibadetlerimizi hakkıyla yerine getirip, yasaklananlardan da kaçınmalıyız. Ayrıca elimizden gelen maddi ve manevi unsurlarımızı seferber ederek, güzelim ülkemiz her alanda şahlanması, başarılı olması için de çalışmalıyız. Birlik ve beraberlik ruhumuzu bozmak isteyenlere fırsat vermeden hizmetlerimizi en güzel şekilde yapmalıyız. Sonucunda kazanan milletimiz olacaktır. Âlemlerin Rabbi Allah (c.c.)'a, bizlere lütfettiği maddi ve manevi güzellikler için her zaman hamd edip, kulluk görevimizi gerçek anlamda yapmalıyız.

   Dini, ahlaki, siyasi, sosyal, ekonomik ve benzeri, hayatımızın bütün alanlarında başarılı olmamızı sağlayacak esas, emanetlerin ehline verilip, hak ve adaletle hüküm verilmesi ile mümkün olacağının unutulmaması gerekmektedir. Toplumumuzu, arzu ettiğimiz bütün güzelliklerle dolu hale getirmemiz için maddi ve manevi alanda çok çalışıp başarılı olmalıyız. İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Bize dünyayı dar etmek isteyenlere de asla fırsat vermememiz gerekir. Biz samimi olur çalışırsak, Rabbimiz bizleri görünür görünmez orduları ile de destekler.

Rahmet ayı Ramazan

   Allah’a hamd ederiz, şükrederiz ki yine saadet, gufran ve rahmet ayı olan Ramazan-ı Şerif’e selâmetle girmiş bulunuyoruz; ne kadar sevinsek yerindedir. Çünkü çok kısa olan ömrümüzde kaç defa bu mübarek günlere erişebileceğimizi bilemeyiz. Geçen Ramazan’da aramızda bulunan nice mümin kardeşlerimiz artık dünyadan hesaplarını kesmişler, iyi ve kötü taraflarıyla bir ömür sürmüşler, çok çeşitli meşgalelerle uğraştıktan sonra artık Rablerine kavuşmuşlardır. Onlardan bir kısmı, bu şerefli yüce ayın kadrini bilmişler, emir ve nehiylere gereği gibi uymaya çalışmışlar, gafletten sıyrılmışlar, Müslüman olarak yaratılmanın şuuruna ermişler, mümkün olduğu kadar her türlü kötülükten geri durmaya, iyilikler yapmaya samimi olarak çaba harcamışlardır.

   Diğer bir kısmı ise ilâhiyatla, maneviyatla pek meşgul olmamışlar, bu muazzam günlerin değerini idrak edememişler, bu güzel günleri diğer günlerle adeta bir tutmuşlar, çok faziletli saatlerini boşa geçirerek faydalanmak yolunu tutmamışlardır.

   Ramazan ayının gelişi, bizi şereflendirişi, başı, ortası ve sonu ile bütün Müslümanlara Allah’tan rahmet, saadet ve selâmettir. Her dakikasını Allah’ın iradesine muvafık olarak geçirmeli, O’nun yüce kadrini idrak ederek

hamd etmeliyiz.

Ramazan’ın dostluğu

   Her insan, rahat ve huzur içinde yaşamak istiyor. Öyle ki, kavuştuğu mutlulukların hiç bitmemesini arzu ediyor. Bütün insanların iki arzusu hiç sona ermiyor.

   Hiç ölmemek ve her arzusuna zahmetsiz sıkıntısız kavuşmak... Bu isteklere kavuşmak, dünyada mümkün değildir.

   Çünkü dünya fanidir (geçicidir). Birçok sıkıntılarla, dertlerle doludur. İnsan burada, her arzusuna kavuşamaz. Eğer dinimizin emir ve yasaklarına dikkat edersek ebedi mutluluğa erişiriz inşallah. İnsanoğlu ahret saadetini, mutluluğunu arzu etmelidir.

   Şimdi Ramazan’ın İslâm’da ne kadar önemli olduğuna bakalım. İslâm’ın beş şartından üçüncüsü, Mübarek Ramazan ayında oruç tutmaktır.

   Samimi olarak Ramazan ayını saygı ve sevgi ile karşılayanlar, ayrıca ameli Salih (yani iyi amel) işleyen müminler elbette umdukları mutluluğa erişirler.

   Ramazan ayı onlardan hoşnut ve razı olarak ayrılır. Fakat Ramazan’ın gelişinden habersiz, derin bir gafletin dalgın uykusu içinde geçirenler için son derece şikâyetçi ve üzgün bir şekilde ayrılır.

   Eğer Allah’ın rahmetini mağfiretini istiyorsak Ramazan ayını tam hakkıyla ihya etmeye çalışalım.

   Çünkü bu ay mağfiret, rahmet ayıdır. İnşallah Ramazan ayını hoşnut ve razı olarak uğurlarız.

YORUM EKLE

banner75