Orucun sırrı

------------------

İftar :  19.29

İmsak :  04.39

Teravih :  20.45

-----------------

İftar duası

Allah’ım, ancak senin rızan için oruç tuttum ve yalnız sana iman ettim.

Orucumu Senin rızkın ile açtım. Şükürler olsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.

Allah’ım, inananları bağışla, ülkemize birlik, dirlik ve bolluk ver. Vatanımızı ve bizi her türlü felaket ve musibetlerden koru.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

AYET KÖŞESİ

Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.

  (Al-i İmran, 102)

HADİS KÖŞESİ

Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyeti ne ise eline o geçer.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Orucun sırrı

Maddi-manevi istifade için Allah rızası

Oruç, sayısız yararlarına rağmen yüce yaratanımızın emri olduğu için ve sırf onun rızası için tutulduğunda ancak yerine getirilmiş bir ibadettir.

Oruç yıl boyu hücre ve dokularımızda biriken zehir kalıntılarının vücudumuzdan atılarak bedensel arınmada modern tıbbında kabul ettiği evrensel bir tedavidir aynı zamanda.

Hatta bu konuyla ilgili Müslüman olmayan bilim adamları yıllar süren çalışmaları sonunda şu gerçekle karşı karşıya kalmışlardır. Oruç sağlık ve zindelik yanında ruhsal ve zihinsel yapımızda da ciddi faydaları olan bedeni bir ibadet…

Aslında oruç, bir anlamıyla, organizmada bir yıl süre ile biriken kiri – pası temizleyerek hücrelerimizin arınmasına, hücrelerimizin içindeki canlılığın devamına zarar veren bir takım kirli atıkların azalmasına destek olan bir yenilenmedir. Buna biz genel anlamı ile “zehirden arınma” ya da kısaca detoks diyoruz.

Unutkanlık, dalgınlık, konsantrasyon eksikliği, yorgunluk, uyku düzensizliği, sıkıntı, yaygın ağrılar gibi çağımızda çok sık şikayet konusu edilen problemlerin çözümünde detoks tedavileri giderek daha önemli hale gelmektedir. Depresyon, sıkıntı gibi ruhsal gerilimler ve bozulmayla ilgili sorunların yumağında yine her türlü zararlılardan yeteri kadar uzaklaşamamak yatıyor…

Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan kimse bunların değerini daha iyi anlar. Sahip olduğu nimetlerden bir süre uzak kalmak insana, onları daha iyi korumasını, israf etmemesini ve nimetleri kendisine veren Allah’a daha çok şükretmesini öğretir. Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur.

Sağlıklı ve mutlu bir Ramazan ayı geçirmenizi diliyorum.

Tercihimiz her zaman hak, hakikat ve adalet merkezli olmalıdır

Bu dünya hayatına imtihan edilmek üzere gönderilmiş bulunmaktayız. Hayatımızın her döneminde, tercihimiz her zaman hak, hakikat ve adalet merkezli olmalıdır. Hem dünyevi ve hem de uhrevi konularda bize düşen, çok çalışmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmek olmalıdır. Kısacası bizler seferden sorumluyuz. Başarı, zafer Rabbimizden bir ikram ve bir lütuftur. Bizler tercihlerimizi iyiden, güzelden yana yapmak durumundayız. Tercihlerimiz hak ve hakikat merkezli olduğu ölçüde, Rabbimizin yardımının geleceği aşikârdır.

Her birimiz, nefsimizle mücadele edip emredilen ibadetlerimizi hakkıyla yerine getirip, yasaklananlardan da kaçınmalıyız. Ayrıca elimizden gelen maddi ve manevi unsurlarımızı seferber ederek, güzelim ülkemiz her alanda şahlanması, başarılı olması için de çalışmalıyız. Birlik ve beraberlik ruhumuzu bozmak isteyenlere fırsat vermeden hizmetlerimizi en güzel şekilde yapmalıyız. Sonucunda kazanan milletimiz olacaktır. Âlemlerin Rabbi Allah (c.c.)'a, bizlere lütfettiği maddi ve manevi güzellikler için her zaman hamd edip, kulluk görevimizi gerçek anlamda yapmalıyız.

Dini, ahlaki, siyasi, sosyal, ekonomik ve benzeri, hayatımızın bütün alanlarında başarılı olmamızı sağlayacak esas, emanetlerin ehline verilip, hak ve adaletle hüküm verilmesi ile mümkün olacağının unutulmaması gerekmektedir. Toplumumuzu, arzu ettiğimiz bütün güzelliklerle dolu hale getirmemiz için maddi ve manevi alanda çok çalışıp başarılı olmalıyız. İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Bize dünyayı dar etmek isteyenlere de asla fırsat vermememiz gerekir. Biz samimi olur çalışırsak, Rabbimiz bizleri görünür görünmez orduları ile de destekler.

Rahmet ayı Ramazan

Allah’a hamd ederiz, şükrederiz ki yine saadet, gufran ve rahmet ayı olan Ramazan-ı Şerif’e selâmetle girmiş bulunuyoruz; ne kadar sevinsek yerindedir. Çünkü çok kısa olan ömrümüzde kaç defa bu mübarek günlere erişebileceğimizi bilemeyiz. Geçen Ramazan’da aramızda bulunan nice mümin kardeşlerimiz artık dünyadan hesaplarını kesmişler, iyi ve kötü taraflarıyla bir ömür sürmüşler, çok çeşitli meşgalelerle uğraştıktan sonra artık Rablerine kavuşmuşlardır. Onlardan bir kısmı, bu şerefli yüce ayın kadrini bilmişler, emir ve nehiylere gereği gibi uymaya çalışmışlar, gafletten sıyrılmışlar, Müslüman olarak yaratılmanın şuuruna ermişler, mümkün olduğu kadar her türlü kötülükten geri durmaya, iyilikler yapmaya samimi olarak çaba harcamışlardır.

Diğer bir kısmı ise ilâhiyatla, maneviyatla pek meşgul olmamışlar, bu muazzam günlerin değerini idrak edememişler, bu güzel günleri diğer günlerle adeta bir tutmuşlar, çok faziletli saatlerini boşa geçirerek faydalanmak yolunu tutmamışlardır.

Ramazan ayının gelişi, bizi şereflendirişi, başı, ortası ve sonu ile bütün Müslümanlara Allah’tan rahmet, saadet ve selâmettir. Her dakikasını Allah’ın iradesine muvafık olarak geçirmeli, O’nun yüce kadrini idrak ederek

hamd etmeliyiz.

Ramazan’ın dostluğu

Her insan, rahat ve huzur içinde yaşamak istiyor. Öyle ki, kavuştuğu mutlulukların hiç bitmemesini arzu ediyor. Bütün insanların iki arzusu hiç sona ermiyor.

Hiç ölmemek ve her arzusuna zahmetsiz sıkıntısız kavuşmak... Bu isteklere kavuşmak, dünyada mümkün değildir.

Çünkü dünya fanidir (geçicidir). Birçok sıkıntılarla, dertlerle doludur. İnsan burada, her arzusuna kavuşamaz. Eğer dinimizin emir ve yasaklarına dikkat edersek ebedi mutluluğa erişiriz inşallah. İnsanoğlu ahret saadetini, mutluluğunu arzu etmelidir.

Şimdi Ramazan’ın İslâm’da ne kadar önemli olduğuna bakalım. İslâm’ın beş şartından üçüncüsü, Mübarek Ramazan ayında oruç tutmaktır.

Samimi olarak Ramazan ayını saygı ve sevgi ile karşılayanlar, ayrıca ameli Salih (yani iyi amel) işleyen müminler elbette umdukları mutluluğa erişirler.

Ramazan ayı onlardan hoşnut ve razı olarak ayrılır. Fakat Ramazan’ın gelişinden habersiz, derin bir gafletin dalgın uykusu içinde geçirenler için son derece şikâyetçi ve üzgün bir şekilde ayrılır.

Eğer Allah’ın rahmetini mağfiretini istiyorsak Ramazan ayını tam hakkıyla ihya etmeye çalışalım.

Çünkü bu ay mağfiret, rahmet ayıdır. İnşallah Ramazan ayını hoşnut ve razı olarak uğurlarız.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

İftar Sofrası

İrmikli Perde Tatlısı

Malzemeler: 10-12 adet baklava yufkası, 1 su bardağı sıvı yağ, 1 su bardağı irmik

Üzerine dökmek için sos: 2 yumurta, 1 su bardağından bir parmak eksik sıvı yağ, 1 su bardağından bir parmak eksik süt, 1 paket kabartma tozu, Yarım su bardağı şeker, Fındık kırığı.

Şerbet için: 2 su bardağı şeker, 2, 5 su bardağı su, 1-2 damla limon suyu

Yapılışı: Baklava yufkasını kısa tarafı bize doğru gelecek şekilde tezgâha seriyoruz, fırçayla yağlıyoruz ve her tarafına gelecek şekilde irmik serpiyoruz. İki ucundan büzüştürüyoruz, fırın tepsisine dikkatlice koyuyoruz.

Diğer yufkalara da aynı işlemi yapıyoruz. Fırına veriyoruz, 180 derecede 10 dakika kadar pişiriyoruz.

Diğer tarafta sosu hazırlıyoruz. Yumurta ve şekeri iyice çırpıyoruz, sıvı yağ ve sütü ekliyoruz. Kabartma tozunu da ilave edip karıştırıyoruz. Fırındaki tatlımız hafif pembeleşince çıkarıyoruz ve bu sosu her yerine döküyoruz. Fındık kırığını serpiyoruz ve tekrar fırına verip 30 dakika kadar pişirelim. İyice kızarınca fırından çıkarıyoruz ve 5 dk sonra soğuk şerbeti her yerine döküyoruz. Üzerini kapatmadan şerbeti çekmesi için bekliyoruz. Afiyet olsun.

Bulgurlu tavuk köftesi

Malzemeler: 1 adet tavuk göğsü, 2 bardak ince bulgur, yarım demet maydanoz, 2 çorba kaşığı tereyağı, 3 bardak tavuk suyu, 1 limon, karabiber, kimyon, tuz.

Hazırlanışı: Tavuğu üç bardak suda haşlayıp doğrayıcıdan geçirin. Maydanozu ince ince kıyın. Bulgurun üzerine tavuk suyunu döküp, 20 dakika bekletin. İçine maydanozu, kimyonu, karabiberi, tuzunu, limon suyunu ve didiklenmiş tavuk etini de koyup yoğurun. Bu harçtan küçük köfteler yapın. Bir tavada yağı kızdırıp kırmızı biberi yakın ve köftelerin üzerine dökün.

 

Fındıklı sarma güllaç

Malzemeler: 4 yaprak güllaç, dövülmüş fındık

Şerbeti için: 1 litre süt, 1 su bardağı toz şeker, 1 yemek kaşığı gül suyu ya da 1 tatlı kaşığı vanilya,

Hazırlanışı: İlk olarak güllacın şerbeti için; derin bir tencere içine 1 litre sütü koyun. Üzerine 1su bardağı toz şekeri ekleyip, ocak üzerine alın. Orta ateş üzerinde karıştırıp, süt hafif eli yakacak kadar ısıtın. Daha sonra şerbetin içine 1 tatlı kaşığı vanilya ya da 1 yemek kaşığı gül suyu koyup, karıştırın. Güllaç yaprakların üzerine sütü kaynar dökerseniz, güllaç yapraklarını eritecektir. Çok ılık olursa da yapraklar sütü çekmez. Bu yüzden sütün ısısı önemlidir. Diğer yandan güllaç yapraklarını ortadan ikiye kesin. Geniş bir tepsiyi tezgahın üzerine koyun. Yarım güllaç yapraklarından birini parlak kısmı üste gelecek şekilde tepsiye yerleştirin. Üzerine sütlü şerbetten gezdirip, yumuşamasını sağlayın. Daha sonra güllaç yapraklarının düz olan kısımlarına dövülmüş fındık koyun. Yavaşça rulo şeklinde sarın. Kendi etrafında döndürerek, gül şeklini verin. Ardından derin bir kap içine fındıklı güllaç sarmasını koyun. Üzerine tekrar az miktar süt dökün. Diğer kalan güllaç yapraklarına da aynı işlemi tekrarlayın. Bu işlem sonucunda eğer tencerede sütünüz arttı ise fındıklı sarma güllaçların üzerine dökün. Süt fazla gelir diye merak etmeyin, yapraklar çok fazla süt çekiyor.

**

Günün Duası: Allah’ım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde şükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve

beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!

**

Şükredersek mutlaka nimetler artacaktır

Şükür, bütün nimetlerin Allah (c.c.)'tan geldiğini bilip hamd etmektir. Allah (c.c.)'ın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden de kaçınırsak şükretmiş oluruz. Dünyevi hususlarda durumu bizlerden daha aşağıda olanlara bakıp şükretmeli, uhrevi konularda da İslâmi yaşantısı bizden daha üstün olanlara bakıp üzülmeli ve onlar gibi olmak için çalışmalıyız. Gerçek şükre bu güzel özelliklerle ulaşabiliriz.

Âyet-i Kerîmelerde şöyle buyrulmuştur: Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "And olsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim Sûresi âyet:7) "Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.”(Bakara Sûresi âyet:152) "And olsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! Diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.” (Lokman Sûresi âyet:12)

Nankörlük, şükrün zıddıdır. Allah (c.c.)'ın emirlerini yerine getirmeyen, yasaklarından kaçınmayan kişi nankörlük etmiş olur. Rabbimiz, bizleri yaratıp bu dünyaya göndermiş, birçok nimetler lütfetmiştir. Bu kadar ikramda bulunan yaratıcımıza şükretmezsek, nankörlük etmiş oluruz. Günümüz insanlarının birçoklarının doyumsuz olarak hırsa kapılarak şükürden uzaklaşıp, nankörlüğe doğru meylettiğini üzülerek görmekteyiz. Hâlbuki şükredecek o kadar güzel imkânlarımız var ki, bunların farkında bile değiliz. Yeniden tefekkür ederek hayatımızı şükür eksenli bir merkeze oturtmak zorundayız. Sağlıklı bir nefes alıp vermemiz bile çokça şükretmemizi gerektirir. Verilen nimetleri saymaya kalksak sayamayız. O halde bu doyumsuzluk, mutsuzluk niye… Müslüman sahip olduğu az veya çok imkânlara rıza gösterip şükreder ve sonucunda rahat eder. Zenginlik, fakirlik, sağlık veya hastalık ve benzeri durumlar imtihan edilmemiz içindir. İmtihanı kazanmak içinde nankör olmayıp, hamd ve şükür ile hayatımızı güzelleştirmeliyiz.

Rabbimizin emrettiklerini yapıp, yasak ettiklerinden kaçınmamız sonucu bizlere sevap vererek her defasında borçlu olmamıza rağmen, rahmeti ile muamele ettiğini açıkça görmekteyiz. İnsanların hidayeti için çalışmak, onları irşat etmek de şükür sayılır. Nefsimizin istek ve arzularına uymayıp, Rabbimizin, rızası için çalışmalı, evlâtlarımızı O'nun rızasına uygun yetiştirmeliyiz ki, kulluğumuzun ve şükrün gereğini yapmış olalım.

Tanıdığımız tanımadığımız insanlardan aldığımız bir eşyayı iade ederken, nasıl ki teşekkür ediyorsak ve etmemiz gerekirse, bizleri yoktan yaratan, birçok nimetleri bizlerin emrine sunan, Âlemlerin Rabbi’ne kulluk görevimizi en iyi şekilde yapmalı, nankörlükten uzak kalarak, şükür, hayatımızın her zaman merkezinde olmalıdır. İhlâslı, samimi olarak, İslâm'ın emirlerini yerine getirip içtenlikle bağlanmak, sırf Allah(c.c.) rızası için çalışmak, yasaklardan da aynı anlayışla kaçınmak gerekir.

Samed, hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendisine muhtaç olan demektir. Bizlerin yapacağı ibadetlere, zikir ve şükürlere Allah (c.c.)'ın kesinlikle ihtiyacı yoktur. Allah (c.c.)'ın ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'in emrettiklerini yapıp, yasak ettiklerinden kaçınmamıza bizlerin ihtiyacı vardır. Yaptıklarımızın karşılığında sevap almaktayız. Sonucunda gerçek hakiki olan ebedi ahiret yurdunda yaptığımız ibadetler vesilesi ile Rabbimizin rızasını kazanabiliriz. Biz Rabbimize yönelirsek, Rabbimiz bizden razı olacak ve mükâfatlandıracaktır. Nankörlük edersek de ilâhi adalet tecelli edecek, cezalandırılmamız kaçınılmaz olacaktır.

Çorbaya şükredersen, fazlasını bulursun;

Aç gözlülük edersen, çorbadan da olursun.

Hayatımızı İslâm'a uygun bir şekilde yaşayıp, nankörlükten uzak durarak, şükrü hayatımızın merkezine alanlardan olmamız duası ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

**

Kul, ümit ile korku arasında yaşamalıdır

Allaha sevgi ile bağlanan ve Ona iman eden kul, daima korku ile ümit arasında yaşamalıdır. Gençlikte, korkunun fazla olması daha iyidir.

Sevgili gençler! İhtiyarlık, gençliğin sonu ve neticesidir. Netice ise, başa bağlıdır. Gençliğini iyi geçirenin, ihtiyarlığının da iyi geçeceği umulur. Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, iman ve ibadet bilgilerini, Ehl-i sünnet itikâdına uygun olarak yazılmış ilmihal kitaplarından doğru olarak öğrenin ve bu bilgilere uygun yaşayın! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

  Gençler! Dünya’da her gün, her sahada birçok yenilikler yapılmaktadır. Bunları biz devamlı takip etmeye, öğrenmeye ve öğretmeye mecburuz. Yalnız sanayi ve teknik sahasında değil, din ve ahlâk üzerinde de ecdadımız gibi olmamız, gençlerimizin, imanlı, güzel ahlâklı yetiştirilmeleri gerekir. Bugün liselerde, üniversitelerde okutulan ve insanın bütün gençlik hayatına mal olan bilgiler, Allah-ü Teâlâ’nın emirlerine uyarak kullanılırsa, faydalı olur ve dünya ve âhiretin kazanılmasına sebep olur.

Dinimizin temeli, imanı, farzları ve haramları öğrenmek ve öğretmektir. Allah-ü Teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur. Ömür, ilim, mal ve beden; Allah-ü Teâlâ’nın kullarına verdiği bir sermayedir. Bu sermayeyi Allah-ü Teâlâ’nın bildirdiği yerlerde harcamalıdır. Vakit geçtikten sonra pişmanlığın faydası olmaz.

Allaha sevgi ile bağlanan ve O’na iman eden kul, daima korku ile ümit arasında yaşamalıdır. Gençlikte, korkunun fazla olması daha iyidir. Böylece kötülüklerden kaçıp iyilik etmeye koşar. Allah-ü Teâlâ’dan korkmalı, O’nun rahmetinden ümidi kesmemelidir! Ümit, korkudan çok olmalıdır. Böyle olan kimse, ibâdetlerinden zevk alır. Gençlerde korkunun fazla olması, ihtiyarlarda ise ümidin daha fazla olması gerekir, denildi. Hastalarda recâ/ümit fazla olmalıdır. Korkusuz ümit ve ümitsiz korku, asla câiz değildir. Birincisi emin olmak, ikincisi ümitsiz olmaktır. Rabbimiz bir hadîs-i kudsîde, (kulumu, beni zan ettiği gibi karşılarım) buyurdu. Peygamber Efendimiz de, ölüm hâlindeki bir gence (kendini nasıl buluyorsun?) diye sorduğunda, gencin cevabı: “Günâhlarımdan korkuyor; fakat Allah’tan ümit kesmiyorum” olunca, Efendimiz ona; (bu korku ile ümit, şu ölüm anında kimde bulunursa, Allah-ü Teâlâ, ona umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar) buyurdu. (İmâm-ı Gazâlî)

Gençlikte, Allah'ın azâbından korkmalı, günahlardan çok sakınmalıdır. Bu hususta gevşek davranılırsa, insan küfre düşebilir. Ama ihtiyarlayınca, ömrünün sonuna doğru, öleceği zaman, daha çok Allah-ü Teâlâ’ya hüsn-i zân etmeli, yani “Ben çok günahkâr isem de, Allah-ü Teâlâ beni affeder” diye ümit etmelidir!

**

Geçimin anahtarı hoşgörü

Çoğu zaman insanların geçinme konusundaki yanlışları, birbirlerinin farklılıklarını kabul etmeyişlerinden kaynaklanabilmektedir. Zira geçim sıkıntıları, zor kişilik olarak tanımlanan kişilerin dışında da toplumsal hayat içinde zaman zaman baş göstermektedir. Aslında tahammül etmeyi öğrenmek çok önemlidir. Bu aynı zamanda bir ahlak unsurudur. Herkes birbirini sevmek zorunda değildir. Ancak farklılıkları kabul ederek geçinme gayreti göstermek, toplumsal yaşam için bir zarurettir. Karşımızdakini değiştirmeye çalışmaktan ziyade onu olduğu gibi kabul etmek, aslında iyi geçinmek için de önemli bir ilkedir. Bu yöntemi Hz. Muhammed’in de hayatında uyguladığını görüyoruz. O, muhatabının özelliklerine göre davranırdı. Şayet bir çocuksa muhatabı kuşu öldüğünde onu ziyarete gider hâl hatır sorardı. Veya bir yaşlıysa karşısındaki kişi, ona latife yapar ve onun hâline göre muamelede bulunurdu. Farklılıkları gözeterek davranışlarımızı biçimlendirmek, insani ilişkilerde sağlıklı bir iletişim kurulması ve güzel geçim için esastır. Farklı mizaçlara tahammül ve hoşgörü, kişiyi geliştiren bir tutumdur. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü hoş görmek, hem dinimizin hem de kültürümüzün temelini oluşturur.

**

Mesneviden hikâyeler

Ecnebi sultanı ve bilge

Ecnebi sultanının, ilim ehlinden birinin huzurunda ağladığını duyduk. Ona yana yakıla şöyle demiş; “Düşmana karşı koyacak gücüm yok. Şu kaleyle şu şehirden başka mülküm kalmadı. Oğluma ardımda güzel bir miras bırakmak isterdim. Gör ki soysuz düşman, bende mecal bırakmadı. Bir çare düşünmeli, bir şeyler yapmalıyım. Aksi takdirde kahrımdan öleceğim.”

Bilge, bu yakarışlara karşılık sultana kızarak şunları söylemiş; “Boş yere ağlama sultanım. Aklınla gönlünden geçene ağlamak lâzım. Bak şu haline, ömrünün çoğu geçip de gitti bile. Mülkün, ömrünün geri kalanı için yeterlidir. Öldükten sonra, yerine geçecek olandan sana ne! Bırak o, kendini düşünsün. Her şeyi bırakıp ölmek yok mu kaderde? O halde cihanı ele geçireceğim diye bu kılıç, bu cenk niye? Geçirdin diyelim, bu kez de onu savunmak için kendini yıpratacaksın ve sonunda bırakıp bu dünyadan ayrılacaksın. Değer mi sence, bunca zahmete? İran şahlarından Feridun’u, Dahhak’ı, Cem’i örnek al; acaba şimdi hangisi hayattadır? Ebedi mülk ve saltanat ancak Allah’ındır. Üç beş günlük dünyaya bu denli meyletme. Ahretini düşün ve ona göre tedbirli ol. Hangi sultanın malı-mülkü, altın-gümüşü, parası-akçesi geride kaldı? Tabii ki hiç birinin. Ama hayır işleri farklı. Ardında hayırlı eserler bırakırsan şayet güzel adın daima hayırla anılır, ruhuna Fatihalar okunur. Böylesi iyi insanların bedenleri çürüse de, adları ebediyete kadar yaşar gider. Sultanım, kerem ağacı dikip yetiştirmeye gayret et. Zira onun yemişi, diğer meyvelerden çok daha leziz ve ümit saçıcıdır. Cömert ol sultanım, lütuf ve ihsanda bulun sürekli. Yarın mahşerde divan kurulunca, herkesin derecesi dünyada yaptıklarına göre ayarlanır. Padişahım, ibadet ve itaatte ileri olanın, Hak dergâhındaki rütbesi yüce olur.

Kalbine ihanet eden, ibadetlerini erteleyip itaate kusur işleyen kişi mahşerde mahcup olur. Allah’tan hangi yüzle ne istesin! İş görmeden ücret istemek ne mümkün! Gaflet uykusuna yatanları kendi hallerine bırakma ki yarın yaptıklarından pişman olmasınlar. Tandır kızgın ateşteyken ekmeklerini pişiremeyenlere benzer onlar. Ekinler harman vakti ürün verir. İş, işten geçtikten sonra çürüyen ekinlerin kime, ne faydası olur! İşte gaflette bulunup gevşeklik gösterenler, çürüyen bu ekinler gibidir.”

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104