Özel ders meselesi

Özel dersler, ülkemizde yıllardır tartışılıyor. Kimisi devlet okulu öğretmenlerinin özel ders vermesine karşı, kimisi özel derslere harcanan paranın gereksizliğine dikkat çekiyor, kimisi de bunlara sebebiyet veren eğitim sisteminin yetersizliğinden şikayet ediyor. Tüm şikayet edenlerin haklılık payı vardır. Ancak bir gerçek var ki eğitimdeki kalitesizlik nedeniyle insanlar özel derse yöneliyor. Bu da tabii ki ailelerin kazancının büyük bir bölümünü özel derslere harcaması demektir.

Harcanan para, az buz bir para değildir, aileler çocukları kaliteli eğitim alsın diye kesenin ağzını açıyor. Özel dersler insanların bütçesinde önemli bir yer tutuyor, ciddi paraların harcanmasına neden oluyor. Gerekli olan yerde, usulüne göre yapılıyorsa, yasalara uyuluyorsa ve talep de varsa özel ders verilebilir. Gerçi ülkemizde “ihtiyacı olana” değil de anlamsız bir şekilde “herkese” mantığı hakim oldu ki bunun da düzelmesi lazımdır. Çocuğu daha iyi eğitim alsın diye “özel okula” gönderen birisinin üstüne bir de çocuğuna “özel ders” aldırması mantıklı değildir.

Bunlar ülkemizin tuhaf uygulamalarıdır, çağdaş ülkelerde böyle şeylere rastlamak mümkün değildir. Tabii olayın bir yönü daha var; ebeveynlerin kazancı çocuklarının kaliteli eğitim alması için özel eğitime gidiyor, ancak özel derslerin büyük bölümü “kaçak” verildiği için bu paraların önemli bir kısmı devlete vergi olarak dönmüyor. Özel derslerin çoğunda haksız kazanç da vardır.

Güney Kıbrıs’ta kısa süre önce gündeme gelen öğrencilerin okul dışındaki özel eğitimine yıllık 50 milyon Euro’dan fazla para harcanması konusu hayli tartışılmıştır. Rum Fileleftheros gazetesi Güney Kıbrıs’ta özel dersler konusunun bir sorun olarak görüldüğünü yazdı. Gazetenin haberine göre; Güney Kıbrıs’ta çeşitli yaş gruplarından öğrencilerin okul dışındaki özel eğitimine yıllık 50 milyon Euro’dan fazla para harcanıyor ve yasadışı dershanelerin sayısı yasal olanlardan fazla olup, bu dershaneler vergi de ödemiyor.

Bu bilgiler size fazla tanıdık geldi değil mi? Durum, bizde de farksız değil. Rum tarafındaki bu gelişme doğal olarak gözleri KKTC’deki özel ders sektörüne çeviriyor. Rumlar bu konuda bir tedbir almaya çalışıyorsa, biz neden tedbir almayalım? Ülkede birçok aile, kamu eğitimini yetersiz görüp, çocuklarını dershane ya da özel derslere gönderiyor. Ancak bu derslerin birçoğunun kayıt dışı olarak verilmesi nedeniyle KKTC’de özel dersler için ne kadar para harcandığıyla ilgili net bir bilgi yok. Yani, büyük paralar döndüğü halde, çok büyük bir kayıt dışılık da vardır.

Ekonomist Göksel Saydam, ülkede “vergi reformu”, “kamu reformu” gibi “eğitim reformuna” da ihtiyaç olduğunu ifade etti. Devlet okullarının kalitesinin artırılmasıyla “özel derslere” ve “özel okullara” olan talebin azalacağını belirten Saydam, birçok ailenin çocuklarının yurt dışında okuyabilmesi ya da yabancı dilini geliştirmesi gibi nedenlerle ya çocuğunu özel okula gönderdiğini ya da çocuğuna özel dersler aldırdığını söyledi.

Göksel Saydam, ayrıca bir dersten sınıfta kalan bir öğrencinin yine aynı öğretmene özel derse gittiğinde o dersi geçtiğine dikkati çekti ve bunun da sorgulanması gerektiğini kaydetti. Her ne kadar dershane sayısının artmasıyla bağlantılı olarak evlerde verilen özel derslerin azalmasının kayıt dışı ekonominin bir nebze olsun önüne geçtiğini kaydeden Saydam, ancak yine de bazı öğretmenlerin evlerde özel ders vermesinin söz konusu olduğunu söyledi. Saydam, evlerde verilen özel derslerin vergiye tabi olmadığını ve bunun da kayıt dışı ekonomi anlamına geldiğini belirtti.

Demek ki burada hem “eğitim reformuna”, hem de “vergi reformuna” gerek var. Eğitimin kalitesini artırmalıyız, adaletli vergi toplamalıyız, denetim sistemini çalıştırmalıyız.

 

YORUM EKLE