Özersay’ın katılımcı ve yapıcı yaklaşımı… (1)

Halkın Partisi ( HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, siyasal yaşamımızın, deneyimsiz, isimlerindendir.

Bu kötü mü?

Hayır. Hiç de kötü değil.

Olumsuzluklara bulaşarak siyaset yapmaya başlasalar, arkadaşlarıyla birlikte siyasette yer almalarına hiç gerek yok. Sonuçta, var olmalarına haklı kılan neden, farklılıklarıdır.

***

Kudret Özersay’la dün verimli bir sohbet yaptık.

Fark ettim, Özersay konulara, katılımcı ve yapıcı yaklaşmaya özen gösteriyor.

Kendi adıma, Özersay’ın görüşlerini dinlemek ve öğrenmek için güzel bir fırsat oldu.

Kapıların açılmasını yüksek sesle seslendiren, sanırım ilk Özersay oldu.

Bunu sordum önce.

Şunları anlattı:

“Cenevre konusunu yabancı diplomatlarla konuşmaya başladığımız Mart ayı başından itibaren biz ilk olarak geçiş kapıları konusu üzerinde durduk. 11 Mart’ta İngiliz Yüksek Komiseri ile görüşmemizde de bu düşünceleri ortaya koyduk, 12 Mart’ta Arasta’ya yaptığımız ziyarette de bu konuda çarşı esnafına,  içlerinin rahat olmasını bu konunun takipçisi olacağımızı ve yabancılarla görüşmelerimizde bu konuda bir öneride bulunduğumuzu anlattık.”

***

“Kapıların açılmasını siyasi ve ekonomik boyutuyla nasıl yorumlarsınız?”

Bu soruyu sorduğumda Özersay, bir süre düşündü ve yanıtı ardından geldi:

“Halkın Partisi olarak bize göre kapılar konusunda geriye giderken, bavul toplayıp taa Cenevre’ye gitmenin ve bir ortaklık görüşmesi yapmanın bir anlamı olmazdı. O nedenle önce geçişler konusunda bir ilerleme sağlanması ya da en azından salgın öncesi duruma geri dönülmesi açısından tarafların birbirlerine karşılıklı güvence/taahhüt vermeleri gerekliydi.

Hem yabancı diplomatlara hem de Kıbrıslı Rum siyasilere bu görüşmelerimizi söyleyip bir çaba ortaya koyduk. Her iki tarafın da buna sıcak yaklaşması ve ilke olarak anlaşmış olması bizim açımızdan olumludur çünkü halkımızın yararına olan bir gelişmedir.”

***

HP Genel Başkanı Kudret Özersay,  kapılar konusunda Rum tarafının tavrını da eleştiriyor.

Bu noktada soru sormama da gerek olmadan, “Kapılar konusunda Rum tarafı salgından da önce “yasa dışı insan kaçakçılığı” nı gerekçe gösterip kapılarda çeşitli güçlükler çıkardı. O dönemde de söylemiştim Dışişleri Bakanı olarak: “yasa dışı insan kaçakçılığı geçiş kapılarından yapılmaz kardeşim, bu olsa olsa sınırdaki çeşitli noktalardan olur ve kapılarla ilgili değil onun için bahane uydurup da kapılarda zorluk çıkarmayın”, deyip devam etti:

“ Rum tarafı bu gerekçeye dayanarak yabancı turistlerin ülkemize güney limanlarından gelişlerinde sorunlar çıkarmaya başlamıştı. Rusları, İsrail vatandaşlarını ve İngiliz vatandaşlarını bu ve benzeri gerekçelerle engellemeye kalkmışlardı. Ardından son dönemde Rum liderliği kendi döşediği dikenli teller ile aslında o dönemde söylediklerinin sadece bir bahane olduğunu insan kaçakçılığının geçiş kapılarından değil diğer bazı sınır noktalarından olduğunu kendi eylemi ile kabul etmiş oluyordu. Ardından salgınla birlikte salgını bahane gösterip yabancı turistlere engelleme çıkarmaya devam ettiler. Yabancı turistlerin ülkemize güney limanlarından gelişi sorunun birinci bacağıdır. “

***

Özersay’la yaptığımız sohbeti sizlere yarın ki yazımda da aktaracağım

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75