Özersay'ın zor dönemeci

Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay ve tabiatıyla Halkın Partisi zor bir dönemeçte bulunuyor.

Ya dörtlü koalisyonun devamı sağlanacak, ya da hükümet bozulup UBP-HP koalisyonu kurulacak.

Her ne kadar resmi açıklama yapanlar inkar etse de yeni hükümet kurgusu için bir süreden beri çalışmalar yürütüldüğünü herkes biliyor ve toplumda bu inkar açıklamaları kabul görmüyor.

Öncelikle dörtlü koalisyonun ömrü bitti mi? sorusuna yanıt aradığımızda, ortaya konulacak en keskin tespit motivasyonun tükendiği yönünde olacaktır.

Mali sıkıntılar, hükümetin kabiliyet alanını daraltırken hiçbir proje hayata geçirilemiyor. Tek dert aybaşına kamu görevlileri ve emekli maaşlarının ödenmesine dönünce, tam bir tükenmişlik izlenimi kendini gösteriyor.

Kurulduğu andan beri her an bozulacağıyla ilgili bir algı operasyonu yürütülen dörtlü koalisyon hükümeti için artık “bozulacaksa bozulsun” intibası toplumda yer etti.

Hükümeti bozacak sebep ne olabilir? Sorusuna yanıt bulabilmek için koalisyon ortağı (HP dahil) partilerdeki tanıdıklarıma sorduğum gibi, sosyal medya üzerinden de bir kısım arkadaşımdan bu soruya yanıt vermelerini istedim.

Hükümet ortakları arasında, koalisyonu bozabilecek yeni ortaya çıkmış bir sorun yok, gerekçe ne yaratılabilir sorusunun ise somut yanıtı yok. Buradan çıkarttığım Kudret Özersay, hükümeti bozarsa, nedeniyle ilgili toplumu ikna etmekte zorluk çekecektir. Bence o da bunun bilincindedir.

Çünkü genel algı, Özersay’ın UBP desteğiyle cumhurbaşkanlığı adaylığında konumunu güçlendirmek için mevcut hükümeti bozup UBP ile ortaklığa gitmeyi düşünmektedir.

Bu tespitin konuştuğum herkes tarafından aktarılmış olması, herkesin aynı düşüncede olduğunu gösteriyor.

Bir kişinin bile aksini söylememesi ise, toplumun siyasi ortamı aynı gözle okuduğunun da göstergesi olarak görülebilir.

Bu durum, Özersay’ı karar verme noktasında daha da zora sokmaktadır diye düşünüyorum.

Kudret Özersay, UBP ile yeni hükümet temasında olduğunu neden inkar ediyor? Bu soruya, sorularla yanıt arıyorum.

Özersay, kendisinin ardından Ersin Tatar’ın Türkiye’ye gidip temaslarda bulunması sonrasında, “talimatı aldılar hükümeti bozuyorlar” denilmesin diye mi hemen adım atmıyor?

Koalisyon protokolü konusunda UBP ile anlaşmadı, ya da UBP’ye karşı güven sorununu mu aşamadı?

Kamuoyunu, hükümeti bozma gerekçesi açısından tatmin edemeyeceği endişesini mi taşımaktadır?

Bence Özersay’ın bulunduğu pozisyonda tüm bu soruların yanıtını net bir şekilde verememenin sıkıntısı içindedir.

Ülkemizdeki genel kanı: Ankara, Serdar Denktaş’ın içinde olmayacağı bir hükümet formülü oluşturulması ve kurulacak yeni hükümetin cumhurbaşkanı çıkartabilecek şekilde bir yapılanmayı da kurgulaması beklentisi içindedir. Bu kendiliğinden ortaya çıkmadı, yetkili etkili olan kişilerin söylemlerinde hayat bulan bir ifadedir.

Bu tespite ben de katılıyorum. Onlarca görüşme, yazılanlar çizilenler “off the recort” sohbetlerden ortaya çıkarttığım sonuç budur. Tek anlayamadığım bir bakanın dışarıdan atanacağının bile netleştiği söylenen görüşmeler, hayal mi, abartı mı, hem UBP’li hem de HP’liler mi uyduruyor bu süreci de “inkar” söylemi devam ediyor.

Geldiğimiz noktada Kudret Özersay, eminim çok yönlü olarak süreci değerlendirirken, eksisi ve artısıyla her şeyi masaya yatırıyor.

Ama bilmesi gereken ise UBP daha çok beklemeye tahammül edecek durumda değildir. Çünkü UBP içinde kendisine muhalif olanlar zaten, şimdiki “inkar” sürecini “nazlanma” olarak değerlendirip parti içinde seslendirmeye başladılar.

O nedenle bu zor dönemeçte, ya koalisyon ortaklarının güvenini yitirmeden yoluna devam etmeli, ya da yeni ortak adayıyla hükümeti kurma çalışmalarının yapıldığını kabul edip bu yolda ilerlemelidir.

 

YORUM EKLE