Özgürgün’ü günah keçisi yapınca memleket temizlenecek mi?

   Son yıllarda özellikle “temiz toplum” sloganı ile politik rant elde etmeye çalışan bir parti var. Bu tip sloganlar ile toplumu bir defalığına ikna eden bu parti Cumhuriyet Meclisi’ne girmeyi dahi başardı. Ancak bu parti giderek irtifa kaybetmekte ve yapılan tüm araştırmalar söz konusu partinin baraj problemi dahi yaşayabileceğini göstermektedir. Bu parti bilindiği gibi hükümetin küçük ortağıdır.

   Dörtlü koalisyon hükümetinden beri yolsuzluk ve usulsüzlükleri önlemeyi ve temiz toplum bilincini artırmayı vadeden küçük ortak bu yönde bugüne kadar ne polis ne savcılık ne de yargı üzerinde herhangi bir düzenleme gündeme getirirken teorik açıdan yolsuzluğu önlemek için gerekli idari, kurumsal, ekonomik ve kültürel nedenler üzerinde herhangi bir ciddi program dillendirmemiştir.

   Üstüne üstlük, bu parti dörtlü koalisyon hükümetinden beri kamu çalışanlarının mal beyanında bulunmasına ilişkin yasa tasarısını nereden buldun yasası diye topluma yutturmaya çalışmasına rağmen bu yasa halen daha mecliste bekletilmekte ve bu yasada dahi ısrarcı bulunmamaktadır.

   Yolsuzlukları kapsamlı bir programla önleme seçeneği yerine son olarak gözlemlediğimiz eski başbakan Hüseyin Özgürgün’ü günah keçisi yaparak yolsuzlukları önleyecekleri yönünde toplumda algı yaratılmaya çalışılmasıdır. Özgürgün’ün boşanma davası olmaza böylesi bir tartışma söz konusu olmayacaktı. Zira KKTC’de şüpheli bir banka hareketini tespit için gerekli önlemler halen daha yeterince alınmamıştır.

   Özgürgün’ün banka hesapları üzerinde masumiyet karinesi dahi unutularak UBP üzerinde şaibe yaratmak için seçimde bazı muhalefet partileri bunu malzeme dahi yapmışlardır. Bu sürecin başlangıcında yaklaşık bir buçuk yıl sonra Özgürgün’ün dokunulmazlığı kaldırılmıştır ancak, yaklaşık iki yıllık sürede Savcılık halen daha dosyayı hazırlayıp yargıya havale edememiştir. BU DURUMDA SAVCILIĞI AYAKTA MI ALKIŞLAYALIM?

Peki işin özü nedir?

   İşin özü, kara para ve illegal para hareketlerini önleyici finans sisteminde önlem almak yanında yolsuzluğu önleyici, kurumsal, yasal, idari ve mali önlemler almaktır. Öncelikle salt Özgürgün ile uğraşmak yerine suç gelirlerinin aklanması ve yolsuzlukları önlemede katkısı olacak Cumhuriyet Meclisi komitelerinde bekletilen aşağıdaki yasa tasarısı/önerilerinin onaylanması gerekmektedir.

24/07/2018

Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Yasa Tasarısı (Hukuk, Siyasi İşler ve Dışilişkiler Komitesi)

16/08/2018

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Yasa Tasarısı (Maliye Komitesi)

09/05/2018

Kuzey Kıbrıs Muhasebe ve Denetim Meslek Yasa Tasarısı (Maliye Komitesi)

09/05/2018

Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Yasa Tasarısı (Maliye Komitesi)

06/06/2018

Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı (İdari Komite)

6/06/2018

Bilişim Suçları Yasa Tasarısı (Hukuk Komitesi)

   Yasalaşması gereken yukarıdaki tasarı/önerilere ilaveten genel kurulda onaylanan Mali Yönetim ve Kontrol Sistemi’nin geciktirilmeden yürürlüğe konması gerekmektedir.

Mali suçların önlenmesinde Mali Eylem Görev Gücü’nün (Financıal Action Task Force–FATF) rolü

   Uluslararası düzeyde etkin mücadele için bu suçlardan elde edilen gelirlerin yasal sisteme meşru bir gelir görüntüsü içinde sokulmasının önüne geçilmesi amacıyla aklama ile mücadele önlemleri gündeme gelmiştir. Bunun üzerine malı suçların önlenmesinde uluslararası iş birliği gerektiği için mali eylem görev gücü (Financial Action Task Force–FATF) kuruldu.

   FATF, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında ulusal ve uluslararası politika geliştiren ve uluslararası standartlar oluşturmayı amaç edinmiş hükümetler arası bir organizasyondur, dünyada otoritedir. FATF’ın suç gelirlerinin aklanması ile mücadele için geliştirdiği 40 tavsiyesi üç temel alan üzerine yoğunlaşmaktadır. 

1) Ülkelerin yasal sistemlerinin aklama ile mücadele açısından güçlendirilmesi

2) Finansal sistemin aklama ile mücadele konusundaki rolünün arttırılması

3) Uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi

   FATF’ın suç gelirlerinin aklanması mücadelesi kapsamında öne çıkan ve büyük önem arz eden tedbirleri:

1) Müşterinin tanınması

2) Kayıt tutulması kayıtların saklanması

3) Şüpheli bildirim yükümlülükleridir

   FATF, üye ülkeleri kara para aklama ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda gösterdiği gelişmeler bakımından periyodik olarak denetlemekte ve değerlendirmektedir. FATF ayrıca, üyesi olmayan ülke veya bölgelerin aklama ve terörün finansmanı açısından risk unsuru teşkil etmemesi için bu ülke ve bölgeler de yakından izlenmektedir.

   İş birliği yapmayan ülkeler ve bölgeler FATF tarafından ilan edilmektedir. Tavsiyelere hiç uymayan veya yeterince uymayan ülkelerle ilgili olarak dünyadaki finansal kuruluşlara bildiri yayınlayarak duyurmaktadır.

Türkiye’de MASAK var, bizde ne var?

   Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanlığı bünyesinde ana hizmet birimi statüsünde ve doğrudan Maliye Bakanı’na bağlı olarak görev yapan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı bulunmaktadır.

   MASAK’ın temel fonksiyonu suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeler ile aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik yöntemler konusunda araştırmalar ve sektörel çalışmalar yapmak, önlemler geliştirmek, veri toplamak, toplanan verileri analiz etmek ve değerlendirmek, araştırma ve incelemeler yapmak veya yaptırmak ve elde edilen bilgi ve sonuçları ilgili makamlara iletmektir.

   Türkiye’de MASAK var iken bizde ise kaplumbağa hızıyla hareket eden para ve Kambiyo Dairesi ile polis teşkilatı içerisinde kimlik kazandırılmamış mali polis bulunmaktadır.

Yolsuzluğu önlemede alınabilecek önlemler

   Yolsuzluğun çok çeşitli bilimsel tanımları yapılmıştır. Yaygın bir tanıma göre, yolsuzluk “kamu gücünün özel çıkarlar amacıyla kötüye kullanılmasıdır.” Daha kapsamlı yolsuzluk tanımı ise “kamu gücüyle” sınırlı olmayan “herhangi bir görevin özel çıkarlar için kötüye kullanılmasını” içerir.

   Kaynakların kullanılmasında tekelci yetkiye sahip olan, görevleriyle ilgili konularda tek başlarına karar alma yetkilerini kötüye kullanan ve hesap verme mekanizmaları bulunmayan görevlilerin bu süreçte kendi çıkarlarını gözetmeleri yolsuzluğa neden olmaktadır (Tarhan vd., 2006).

   Yoksulluğun nedenleri yönetsel, ekonomik ve sosyal olarak üç başlık halinde incelenebilir. Başlıca yönetsel nedenler bürokratik nedenler, idari usulün eksikliği, kamusal istihdam sorunları, saydamlıkla ilgili sorunlar, hesap verme mekanizmalarının eksikliği, kamusal denetimin yetersizliği ve adli sistemden kaynaklanan nedenlerdir.

   En önemli ekonomik nedenler enflasyon artışı, devletin ekonomideki ağırlığı, kayıt dışı ekonomi, gelir dağılımındaki adaletsizlik, medya-ticaret ilişkisi ve siyasetin finansmanıdır. Sosyal nedenler ise eğitimin yetersizliği, yurttaşlık bilincinin yerleşmemiş olması, sivil toplum örgütlenmesinin yetersizliği ve olumsuz toplumsal algılamalardır.

Yolsuzluklarla mücadeleye yönelik uluslararası örgütler

   Yolsuzlukla mücadelede aşağıdaki uluslararası örgütlerle sıkı iş birliği yapmak ve/veya aldıkları önlemleri dikkate almak durumundayız.

Avrupa Sahtecilikle Mücadele Ofisi ( European Anti-Fraud Office–OLAF )

Yolsuzluğa Karşı Avrupa Devletler Grubu (Group Of States Against Corruption–GRECO)

Malî Eylem Görev Grubu - (Financial Action Task Force–FATF)

Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Önleme Merkezi –  (United Nations Centre For International Crime Prevention–CICP )

Uluslararası Saydamlık Örgütü – (Transparency International)

Yolsuzlukla mücadele önlemleri ve yöntemleri

   Yolsuzlukla mücadele önlemleri ve yöntemleri konusuna üç boyuttan yaklaşılması önerilmektedir. Bunlar;

1) Yolsuzluğu oluşturan koşulların ortadan kaldırılması

2) Yolsuzlukların ortaya çıkarılması

3) Suçluların cezalandırılması zararların tazminidir

   Yolsuzluğu oluşturan koşulların ortadan kaldırılması için aşağıdaki önlemler alınmalıdır:

* Hukukun üstünlüğü ve hukuka bağlılık anlayışının yerleştirilmesi

* Yolsuzluk riski içeren alanlara ilişkin idari ve yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi

* Kamu yönetiminde saydamlığın sağlanması

* Hesap verme sorumluluğunun yerleştirilmesi

* Yurttaşın devlete olan güveninin artırılması

* İnsan odaklı mücadele yöntemleri

* Kamu görevlilerinin mali durumlarının iyileştirilmesi ve ücretlerde adaletin sağlanması

* Kamu görevlileri için mesleki etik kuralları belirlenmesi

* Sivil toplum örgütlerinin etkinliğinin artırılması

   Yolsuzlukların ortaya çıkarılması için alınabilecek üç önlem aşağıdaki gibidir:

* Yolsuzlukla mücadele için etkin kurumsal yapıların oluşturulması

* Denetimlerin etkinliğinin artırılması

* Vatandaşların yolsuzluklara karşı duyarlılığının artırılması

   SON OLARAK SÖYLENEBİLECEK ŞEY: DEVLET YÖNETİRKEN HER ZAMANKİ GİBİ BATAKLIĞI KURUTMAK YERİNE SİVRİSİNEKLER İLE UĞRAŞMAYA DEVAM EDİYORUZ.

YORUM EKLE

banner107

banner108