Pas tutmuş çarkları döndürmek gerekir

Başbakan Ersan Saner, ülkenin bir an önce açılması için çalışmalar yaptıklarını söyledi, “kapatma kararlarını alırken içim sızladı” dedi. Saner, hükümet kararlar alırken, sağlıkla ekonomiyi aynı düzeyde düşünmek zorunda olduklarını kaydetti. Saner’in iyi niyet ve samimiyetine inanıyoruz. Esasen ekonomik örgütler ile sivil toplum örgütleri de sağlıkla ekonominin birlikte yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

‘İşin başı sağlık’ diyoruz ya, gerçekten öyle. Ama yaşamın sürdürülebilir olması için de ekonominin çarklarının dönmesi, verimin alınması lazım. Verim alınmadıktan, bünyenin ihtiyacı karşılanmadıktan sonra, sağlığın ne önemi kalır? Pandeminin başlamasından bu yana, daha doğrusu ülkemize de ulaşmasıyla alevler bacayı henüz sarmamıştı… Bu süreçte her bakımdan kendine güvenen nice ülkelerin ‘Kâğıttan kaplana’ döndüklerini de gördük. Açlık ve sefalet diz boyuna ulaşmıştı. Birçok ülkede benzer manzaralarla karşılaşılabilir.

Önemli olan, bizdeki durumun ne olduğudur. Ekonomistler, bu işin erbapları hemen her gün yazılı basında, radyo ve televizyonlarda, hatta sosyal medyada kendilerine göre uyarılarını yapıyor, görüş, düşünce ve önerilerini kamuoyu ile paylaşıyorlar. Diyeceksiniz ki, ‘elde hamur olmayınca ne konuşulsa da nafile!’ Ancak devlet olarak o hamuru bulmak bir zorunluluktur. Ana madde olduktan sonra, onu şekillendirip hak sahiplerine, sektörlere aktarmak zor olmasa gerek. Süreçte ekonomik tedbirler gününde değil de rötarlı alındığından bu kez mağduriyet artıyor, zincirin halkalarında kopukluklar oluyor.

Kolay mı o kopan halkaları yeniden birleştirebilmek? Bunu ‘Anamur Suyu’nda da yaşadık. Borunun onarılması aylar sürdü. Bu sürede tekrar kendi öz kaynaklarımıza başvurduk. Kuyu sularına baştan döndük. Su tankerleri ha bre evlere su taşımaya başladılar. Kalitesini yazmayacağız. Her neyse; denizin içindeki boru onarılınca rahat bir nefes aldık.

Demek ki ekonominin kopan halkalarını da birleştirmek gerekirmiş… Genel olarak göz atıldığında sıkıntının büyük olduğu görülebilir. Vatandaş adeta burnundan solurken, çarşı-pazar da, esnaf da, zanaatkâr da sinek avlıyor. Ya daha büyük müesseseler, işyerleri? Dahası işçisi, çiftçisi, hayvancısı, memuru, emeklisi, turizmcisi, teknisyeni; velhasıl tüm çalışanları ile devlet bir bütündür. Onlardan devlete bir kaynak akar ki, devlet de ona göre hesabını kitabını yapar, ödeme mükellefiyetlerini yerine getirmeye bakar. Ama elde avuçta olmayınca ne olacak? Ne devletin elinde sihirli bir değnek var, ne de sektörlerin ve vatandaşın!

Anlayacağınız sıkıntı büyük. Bir kabus gibi bastırıyor. Bu durumdan yararlanarak, bunları siyasi çıkar malzemesi olarak kullanmak isteyenlere de şiddetle karşıyız. Ekonominin rayına oturması için siyasi istikrarın en başta gelen şart olduğunu da biliyoruz. Ekonomiyi çok iyi yönetmek de siyasi istikrar kadar önemlidir. Dün Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay’ın da ifade ettiği gibi, reel sektörde çarkların dönmesi sağlanmalıdır.

Emin olun, çarkların dönmesini herkes istiyor da, pas tutmuş çarkları döndürebilmenin de herhalde bir yolu yöntemi olsa gerek. Dişliler yağlanmadığı takdirde çarkların dönmesi mümkün değildir. Zorlarsanız dişler kırılır, o zaman da ne çark döner, ne tekerlek! Bu nedenle ince ayarı çok iyi yapmak gerek. Bunu yapabilecek babayiğitler bu toplumda mutlaka vardır.  

  ***

Emekli Albay Engin Naşit ve

Dr. Onalt iki değerli isimdi

Uzun yıllar Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde hizmet vermiş olan Kara Harp Okulu mezunu, Emekli Piyade Albay Engin Naşit dün Girne Nurettin Ersin Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karaoğlanoğlu’nda gözyaşlarıyla son yolculuğa uğurlandı. Aslen Limasol’lu olan Engin Naşit, Limasollular (Leymosunlular) Derneği’nin de başkanıydı. Aynı zamanda kahraman bir mücahit ve vatansever bir insandı.

Sevgili eşi Şentaç Hanım, oğlu Ali Naşit, kızı-damadı Seniha Naşit Gürçağ-Osman Gürçağ, derin üzüntü içerisinde olduklarını tüm akraba, dost ve sevenlerine duyururken, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler. Ablası Fahriye Atakan, ablası ve eniştesi Füsun Akman Özoran, yeğenleri Esra-Ömer Özakdenizli, Ali-Firdevs Özoran, yeğen çocukları Çağın ve Füsun Özakdenizli, Arat Özoran, yeri doldurulamayacak, kalbi insan ve vatan sevgisiyle dolu Engin Naşit’in vefatından dolayı “Acımız sonsuzdur. Işıklar içinde uyu güzel insan. Asla unutulmayacak ve hep gönüllerde yaşayacaksın” dediler.

‘Nişan Yüzüğü’ adlı bir de kitabı olan Engin Ali Naşit, emekli olduktan sonra özel sektörde iş yaşamını sürdürmüş olup, Enta Ltd’in direktörlüğünü yapmaktaydı.

Bu arada Kıbrıs Türk toplumunun önemli değerlerinden olup, İstanbul’da yaşayan Dr. Halil Onalt’ın (49) Koronavirüsten hayatını kaybetmesi derin üzüntü yarattı. Aslen Limasol’a bağlı Pendagomo köyünden olan Dr. Onalt, eşiyle İstanbul’da yaşamaktaydı. Eşi Ayşen Onalt taburcu olurken, Dr. Halil Onalt, yaşam mücadelesini kaybetmişti. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Özlem Gürkut’un duygu yüklü yazısının bir paragrafı şöyle: “Bütün yazışmalarımızı okudum, gözlerimden yaşlar aktı, yazamadım. Halil’im, canım benim, güzel yürekli, güzel gülüşlü dostum, gittiğin yerde huzur içinde ol. Nefes aldığım sürece kalbimin en güzel yerinde olacaksın.”

Amcaları ve yengeleri Hüseyin-Türkan Onalt, Şener-Tünay Mutlusoy, Durmuş-Nuray Onalt, Hasan-Gönül Onalt, halaları ve enişteleri Eminhanım-Ahmet Metekan, Erşen-Hüseyin Ummanel, Fatma-Mehmet Sofu, ayrıca yeğenleri ve eşleri, Dr. Halil Onalt’ı zamansız kaybetmenin sonsuz acısı içinde olduklarını ifade ederek, “Halil’imize Tanrı’dan rahmet, tüm ailemize ve sevenlerine sabırlar dileriz. Işıklar yoldaşı olsun” dediler.

 

YORUM EKLE

banner111

banner75