Pazartesi notları

BAŞ BELAMIZ TRAFİK: Araç vergilerinden ve trafik cezalarından yüz milyonlarca lira  toplanıyormuş!.. Ama bu muazzam kaynaktan trafiğin ıslahı için harcanmakta olan para devede kulaktır… Tam bir kaosa dönüşen bu trafikte bulunmak herkes için riskli… Berbat mı berbat olan yollar geceleri zifiri karanlık, ender aydınlatmalar yetersiz... Samimi itirafımdır ki, ben artık geceleri araba kullanmaktan müthiş korkuyorum... Mecbur olmadıkça geceleri direksiyon başına geçmiyorum... Ya siz?!..
   Bu kapkaranlık ve çukurlu yollarda billahi görünen köy de kılavuz ister…
   Yollar trafik canavarı doldu... Arabayı hareket ettirmeyi başaran herkese ehliyet verilirse olacağı aynen budur...
   Değil yollarda, arazide bile ölümcül trafik facialarıyla sarsılıyoruz… Traktör dramları, geçen hafta sonuna kanlı damgasını vurdu... Bu ülkenin traktör kazaları öteden beri belleklerde üzücü izler bırakmıştır… Traktörü kullanmak çok özel beceri ve çok dikkat ister... Bunu da artık anlayalım… Açık arazide, kuytu köşelerde bakalım ehliyetsiz traktör kullanan niceleri var… O yeni faciaların kurbanları için yastayız...                                            
                                                               ***
   GÜZEL HABER: Devlet Tiyatroları'nın yanan binasının yıllardır ihmal edilen inşası için yeni bütçede 3 milyon TL ayrıldı... Güzel bir haber... Dilerim bu karar ve kaynak kâğıt üstünde kalmaz... Hiç kuşkusuz bunun takipçisi olacağız... Öte yandan, milyonlar harcanan Lefkoşa Belediye Tiyatrosu'nun karkası ise orada çürümekte berdevamdır… Bu inşaata son tuğla koyma olayı ta Cemal Bulutoğluları döneminde olmuştur… Günümüz belediyesinde bu konuda hiçbir kıpırdama olmadığı gibi, sorumlulardan hesap da sorulmaz...


                                                               ***
   O ELLER KIRILSIN: 25 Kasım, Dünya Kadına Şiddetle Mücadele Günü idi... Ülkemizde düzenlenen etkinlerde bizim de toplum olarak artık kadına şiddetin sarmalına girdiğimizin somut örnekleriyle yüzleştirildik… 10 yılda 20’yi aşkın kadın cinayeti!..Kıbrıs Türk halkı olarak, kadına şiddetin pek de görülmediği ve düşünülemeyeceği o güzel uygar günlerden nerelere geldik böyle... Kadına şiddete tepki, artık Kıbrıs Türk halkı için de anlam, farkındalık ve çağrı ifade eden uygar bir duruştur… Çünkü kadına şiddet bizim halkımız içinde de gündem oluşturmaya başladı ne yazık... Çok üzüntü ve çok utanç duymamız ve mutlaka engelleyici olmamız gereken hunhar bir evrilme... Kadına kalkan eller mutlaka kırılmalı...
                                                               ***
   ELAM'IN YANINA KALIYOR: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi KKTC bayrağının yakılması konusunda soruşturma başlatmış… Rum polisinin gözleri önünde gerçekleşen ve anında müdahale edilmeyen bir suçun soruşturması mı olur?.. İçeriye önce olaya seyirci kalıp müdahale etmeyen o görevli polisleri ve fotoğraflarda kimlikleri açıkça belirlenen o pervasız suçluları alsınlar…
   Sözde Türk - Rum ilişkilerine toz kondurtmaktan kaçınanlarımız da var bu arada… Bayrak yakma ve Yunan bayrakları altında kışkırtma eylemlerini önemsizleştirmek adına "ELAM Rum halkı demek değildir" şeklinde yorumlar yapılır… Peki de, ELAM'ın hunhar eylemleri ve çığırtkanlığı konusunda tepki veren bir tek Rum yetkili, bir tek Rum örgüt, bir tek Rum oldu mu biz tepkilerimizi göstermeden önce?.. ELAM’ın her yaptığı rezillik yanına kâr kalıyor işte…
   Önemsizleştirme adına ELAM'a "örgüt" diyenler de var... Ne örgütü yahu?..Resmen yüzde 8 oranında oy potansiyeline sahip ve yapılan anketlerin verilerine göre de bu potansiyeli gittikçe yükseltmekte olan, Rum Meclisine milletvekili de gönderen bir siyasi partidir bu... Sokaktaki her yüz Rum'un 10'u ELAM… Rum Ortodoks Kilisesinin yönetimindeki ve finansmanındaki okullarda faşizan ve ırkçı duygularla yetişen her Rum genci de ELAM'cı oluyor!.. Ve ELAM'ın yaptıkları yanına kâr kalmıyor sadece... Rum halkının içinden alkış da topluyor… Kıbrıs gündeminin acı gerçekleri bunlar... Hiç de hafife alınamaz…
                                                               ***
   BRAVO HALUK BİLGİNER: Sanat parkurunda olgunluk çağını şahane şekilde yaşamakta olan Haluk Bilginer’in yepyeni uluslararası başarısı geçen haftanın sevindirici sanat olaylarından biriydi… Bu yıl 47'ncisi düzenlenen Uluslararası Emmy Ödülleri, New York'taki görkemli töreniyle pazartesi akşamı sahiplerini buluyordu... Sahnede, sinemada ve TV dizilerinde unutulmaz karakterlerin yaratıcısı olan ve yabancı yapımlardaki performanslarıyla uluslararası alanda da üne ulaşan Türkiye'nin usta sanatçısı Haluk Bilginer, "Agâh Beyoğlu" karakterine can verdiği "Şahsiyet" dizisindeki performansıyla "en iyi erkek oyuncu" ödülüne layık görüldü. 21 ülkeden 11 kategoride 44 adayın olduğu yarışma listesinde Haluk Bilginer, "Şahsiyet" dizisindeki müzmin, yalnız, alzheimerli ve yaşlı seri katil "Agâh Beyoğlu" karakteriyle "En İyi Erkek Oyuncu" kategorisinde aday gösterilmişti. Bilginer, uluslararası medya önünde ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada "Kendimden çok Türkiye için mutluyum" dedi... Uluslararası yapımlardaki performanslarıyla da büyük beğeni alan bu değerli Türk sanatçısının Oscar'a uzanacağı günler de yakındır kanaatimce... Bilginer'e, çok iyi tanındığı ve beğenildiği KKTC'den en içten kutlamalarımızı ve sevgilerimizi iletiriz…
  

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108