Picasso ve “resmetmeye doyamadığı” sevgilisi Marie Therese portreleri

Neredeyse, tüm dünya ülkeleri, pandemi nedeniyle tam veya kısmi bir kapanma süreci yaşarken ve başta, müzik ve tiyatro gibi sahne sanatları olmak üzere tüm sanat dallarının hem icracıları, hem de emekçileri perişan durumdayken resimde hareketlilik bitmiyor. Başta müzayedeler üzerinden yapılan milyonlarca dolarlık satışlar, çevrim içi sergiler ve doğru mu yanlış mı olduğu henüz belli olmayan haberlerle resim alanı bir medya kuruluşunun haber merkezi gibi işliyor! Özellikle yazılı basında çıkan haberlere bakıldığında, Van Gogh ve Picasso hakkındaki haberlerin ağırlıklı olduğu dikkatleri çekiyor. Tabii “hayırsever ressam Banksy”in özellikle sağlık çalışanları için yaptığı girişimleri de unutmamak gerekiyor. Tabii resim denince aylardır gündemde olan Leonardo’nun Salvator Mundi adlı tablosuyla ilgili sahtelik iddialarını da atlamamak gerek. Bu arada, Kanuni tablosunun, Fatih Sultan Mehmet tablosunun yarattığı yankıları yaratmadığı haberi de resim piyasasına düştü. Aslında bu haberlerin her biri başlı başına ayrı bir yazı konusu. Kuşkusuz ki, bunların hepsini tek bir yazıda ele almak mümkün değil. O nedenle bu hafta sadece Picasso ile ilgili haberleri ele almak ve diğer haberlerden seçeceklerimizi de gelecek haftalara bırakmak herhalde daha doğru olacak.
Picasso’nun genç sevgilisi Marie Therese Walter ve eşi Olga
Resim dünyasının “iflah olmaz çapkını” Picasso, “ilham perim” dediği Marie Therese Walter’la, Marie daha 17 yaşında iken, tesadüfen, Fransızların en büyük alışveriş merkezlerinden birisi olan Galeries Lafayette mağazasının kapısında karşılaşıp tanışmış. Picasso o sıralarda 45 yaşında. Aslında pek tanışma da değil! Zira Picasso’nun bariz bir dizginleri ele alışı var bu karşılaşmada. İlk görüşte, müthiş bir vücuda sahip olan bu sarışın ve soğuk kıza alenen çarpılmış Picasso! Genç kıza, ayak üstü, “çok güzel bir yüzünüz var, portrenizi yapmak isterdim” demiş ve tanınacağından emin bir şekilde “Ben ressam Picasso” diye elini uzatmış. Ama Marie, öyle sanatla sepetle, hele hele resimle ilgisi olan bir kız değil! Yüzüne bakmış, elini uzatmış ama “kusura bakmayın sizi tanımıyorum!” deyivermiş. Demiş ama o birkaç dakika içinde olan olmuş ve Marie Therese de Picasso’nun etkisinde kalarak ressama aşık olmuş.
   Sene 1927 ve Picasso, “çok seviyorum” dediği, fakat geçinemediği ilk karısı Ukraynalı güzel eski balerin Olga Khohklova ile evli. Ama buna rağmen, üstelik her geçen gün daha da yoğunlaştırarak Marie ile büyük bir aşk yaşamaya başlıyor. Öyle ki, 8 yıla yakın kimseye belli etmeden sürdürdüğü bu ilişki içinde, Marie Therese ile daha yakın ve daha fazla birlikte olmak için, Olga ile birlikte oturduğu evin tam karşısında Marie’ye bir ev kiralıyor. Bu süre zarfında Picasso, 40’tan fazla Marie Therese portresi ve tablosu yapmış. Anlaşılan o ki, dediği gibi, Marie Therese’i “resmetmeye doyamamış”. Resim tarihi de, ünlü ressamın 30’lu yıllar içinde yaptığı tüm tablolarda gözlemlenen güçlü erotizmin kaynağının Marie Therese olduğunu yazıyor. Ressam her nedense, genelde, Marie Therese’i ya otururken, oturarak kitap okurken, ya da uyurken resmetmiş.
   Ünlü ressamın torunu Olivier Widmaier, ki Marie Therese’den doğan kızı Maiya’nın oğludur, Picasso ile Marie Therese arasındaki bu gizli ilişkinin, ressama müthiş bir “tazeleyici güç” verdiğini ve ressamın 1931-1935 yılları arasında yapmış olduğu tabloların tümünde, Marie’ye duyduğu aşkı gösteren bazı gizli simgeler, şifreli göndermeler bulunduğunu söylüyor. Dedesinin kariyerinin en beğenilen resimlerinin anneannesinin resimleri olduğunu 2020 yılında kamuoyuna açıklayan Widmaier, bunların arasında yer alan “Femme Endormie (Uyuyan Kadın)” adlı karakalem çizimin basit, fakat müthiş bir çizim olduğunu dile getiriyor. Ressamın torununun bu çalışmayı örnek göstermesinin nedeni de, Picasso’nun, Marie Therese Walter’ın uyurken yapmış olduğu bu kare kalem resminin Sotheby müzayede evi tarafından satışa çıkarılmış olmasıydı. 20. Yüzyıl’ın en büyük aşklarından birini simgeleyen ve bir tablo bile olmayan bu çizim, 2020 yılının Ağustos ayında tam 7 milyon 316 bin sterline satıldı. Ama uzmanların, Picasso’nun 1931 yılında yapmış olduğu bu kara kalem çizimde, “müthiş modern, özgür ve spontane “bir hava olduğunu ve ressamın, Marie Therese Walter’ı, sanki “okşuyormuş gibi “çizdiğini ifade ettiklerini de belirtmek gerekir. Demek ki, torun Widmaier’in belirttiği gibi, Picasso’nun yaşadığı Marie Therese aşkı, gerçekten onun için bir “yeniden doğuş” olmuş!

Olga ve Marie Therese doğal olarak mutsuzdular
Ama bu “yeniden doğuş” ne Picasso’ya, ne de Marie Therese’e tam bir mutluluk getirdi. Picasso’nun 1935’e kadar karısı Olga’dan gizleyebildiği bu ilişki, Marie’nin bu yıl içinde kızları Maiya’yı veya tam adıyla “Maria de la Cocepcion”u doğurmasıyla ortaya çıktı. Tabii Olga ressamdan derhal boşanmak istedi. Ancak Picasso Olga’nın bu isteğine şiddetle karşı çıktı ve boşanmayı kabul etmedi. Ama sanmayın ki Olga’dan ayrılmak istemediğinden! Picasso, yaşarken büyük bir servete sahip olmuş bulunan nadir ressamlardan biriydi. Dönemin Fransız kanunları ise, boşanma halinde eşlerin yüklü bir tazminat almalarını öngörüyordu. Picasso yüklü bir tazminat ödeyerek malvarlığının büyük bir kısmını kaybetmek istemediği için boşanmaya yanaşmadı. Ancak Olga mutsuzdu ve Picasso’yu terk etti. Oğlu Pauilo ile beraber Güney Fransa’ya yerleşti ve Picasso’dan da yüksek bir tazminat almayı başardı. Aile ile birlikte geçirdikleri tatillerin varlığına rağmen, Olga’dan hep ayrı yaşadı. Cannes’da deniz kenarında geçirdikleri tatillerde bile Picasso bol bol denize giren biyomorfik kadın figürleri çiziyordu, ama hepsi Marie Therese’in kopyalarıydı.
   Tabii bu ilişkini diğer bir mutsuzu da Marie Therese idi. Aslında Marie Therese ressama aşıktı ve onu çok seviyordu. Her zaman da Picasso ile evlenmek istedi. Ama bu isteği hiçbir zaman gerçekleşmedi. Olga ise, Picasso ve Marie Therese’i hiçbir zaman rahat bırakmadı. Nefret dolu mektuplar yazdı, her fırsatta Marie’yi aşağıladı, hakaret etti. Herhalde bu yüzden olacak, Picasso, Marie’yi her zaman aydınlık ve sarışın olarak çizip boyarken; Olga’yı hep karanlık ve acı içinde tasvir etti. Ama her şeye rağmen Picasso her ikisine de baktı ve maddi açıdan sahip çıktı. Öyle zamanlar oldu ki, Picasso yeni sevgilisi Dora Maar ile Marie Therese’i aynı bina içinde farklı dairelerde oturtmayı bile başardı! Paris Ayaklanması olayı yaşandığında ise Marie Therese ve kızı Maiya’nın yaşadığı eve yerleşti ve ayaklanma süresini orada geçirdi.

Yeni sevgili Dora Maar, diğer genç sevgililer ve Marie Therese’in intiharı
 Marie Therese, ünlü ressamı çok seve dursun, Picasso yeni bir sevgili bulmuştu bile! Profesyonel fotoğrafçı bir güzel: Dora Maar… Dora Maar entelektüel ve sanata düşkün bir kadındı. Sanat ve kültür birikimi ve profesyonel fotoğrafçılığı Picasso’yu çok etkiledi. Ressamın ve tabloları ile heykellerinin, özellikle büyük boyutlu duvar panolarının tümünün fotoğraflarını o çekti. Dora Maar’la uzun bir süre beraber yaşadılar. Picasso Dora Maar’ın en önemli modeliydi, Paris’te veya Cannes’da deniz kenarında fark etmez, her yer onun resimleriyle doluydu. Eğer bugün elimizde Picasso’nun heykellerinden tutun, karakalem desen çizimleri ve tablolarına kadar bütün eserlerinin bir kataloğu mevcutsa, bunun Dora Maar sayesinde olduğunu tüm resim dünyası kabul ediyor. Gerçi Picasso bir süre sonra Dora Maar’dan da ayrıldı ve 63 yaşını geçmiş olmasına rağmen 21 yaşındaki Françoise Gilot, 70 yaşında iken de 24 yaşında olan Genevieve Laporte ve son olarak da ikinci evliliğini yaptığı 27 yaşındaki Jacquline Roque ile yaşadı Ama, bu kadar karmaşık bir hayat yaşamasına rağmen, ayrı da olsalar, Marie Therese Walter hep var oldu ve Picasso’yu hep sevdi. Picasso’nun tablolarıyla ölümsüzleştirdiği Marie, Picasso’nun 1973 yılında ölümünden 4 yıl sonra,1977’de kendini asarak intihar etti.
   Picasso’nun karakalemle resmettiği “Uyuyan Kadın” adlı Marie Therese deseni geçen sene 7 milyon sterline satılmıştı. Bu satışı geçtiğimiz şubat ayında New York’da bulunan Bonhams Müzayede evi tarafından satışa çıkarılan ve Marie Therese’in mor renk bir bere ile tasvir edildiği 1937 tarihli “Mor Bereli Kadın (Femmeau Beret Mauve)” tablosu izledi. Müzayede evi bu satıştan 10-15 milyon dolar gelir bekliyordu. İçinde bulunduğumuz Nisan ayının 9’unda ise, yine New York’ta bulunan Chiristies Müzayede evi, Picasso’nun 1932 yılında yaptığı ve Marie Therese’i pencere kenarında otururken resmettiği “Pencerenin Yanında Oturan Kadın (Femme Assise Pres d’une Fenetre)” tablosunu satışa çıkardığını duyurdu. Müzayede evinin 55 milyon dolara alıcı bulacağına inandığı bu Marie Therese tablosu bakalım kaça gidecek?

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75