Polis örgütünde neler oluyor? (3)

FETÖ soruşturması, suçlananlara değil, suçlayanlara dert oldu…

Polis Örgütünde neler oluyor? Sorusunu sorarak, arka arkaya üç yazı yazdım.

Konuyla ilgili çok yoğun iletişim trafiğim oldu.

Polis Örgütüne yıllarını verip emekli olan Özdemir Uzuner de arayanlar arasında. “ Bir araya gelelim ve sana 1984’ten başlayarak Polis Örgütünde, bozulmayı nedenleriyle anlatayım” dedi. Buluşma konusunda anlaştık.

***

Bir başkasının söyledikleri çok daha önemli: “Polis teşkilatı dıştan her türlü müdahaleye açık oldu. Terfi hesabı yapanlar, rakip gördüklerinin ayağını kaydırmak, önünü kesmek için aklınıza, hayalinize gelmeyen komplolar yaptı. Görevinizde çok başarılı olduğunuz zaman ilk aklınıza gelen kendinizi korumaya almaktır. Çünkü, komplolar, saldırılar o an daha da şiddetli gelir. Polisin, polisi, basit hesaplarla takibe alıp, görüntülemesi nasıl olur? Sosyal medyada yayımlanan fotoğraflardan yola çıkıp, her türlü karalamanın yapıldığına tanık olduk. Maalesef polisin, özellikle ciddi konularda hazırladığı raporlar ya kötü niyetli ya da imtiyazlı kişileri korumaya dönüktür. Geçmişte yaşayarak gördük. Polisten bazı yetkililer, savcılıktaki dosyaların akıbetini olumsuz yönde işbirliğiyle belirledi.

Suçlu, suçsuz olurken, ortadaki suçu masum birine de yıkabildiler. Bu anlayışla mücadele etmek kolay değildir.”

Bu konuyu, elimdeki malzeme bitene kadar yazmaya karar versem, aylarca bu konuyu yazabilirim.

***

FETÖ soruşturması KKTC Polis Örgütünün başını ağrıtan ciddi bir sorun, ciddi bir konu olarak yaklaşık iki yıldır, sıcak patates gibi avuçlarda duruyor.

Türkiye’de bu kadar geniş boyutlu operasyon yapılırken KKTC’de uzantısı olacak bir operasyonun gerçekleşmesi beklenendi.

KKTC’de hem makam sahibi olanlar hem de kamuoyunun FETÖ konusunda tavrı ortaktır.

Suçlu varsa, yasalarımıza uygun olarak gereken yapılsın.

Suçsuz olanlar, suçlu muamelesi görmesin.

Kaynağı meçhul bir ihbar, ya da iddiadan yola çıkıp, suçsuz insanlar damgalanıp, mağdur duruma düşürülmesin.

Yaklaşık iki yıl önce, 126 kişilik bir liste kapalı kapıların ardında “ Çok gizli” nitelemesiyle ortaya çıktı.

Bu 126 kişi polis örgütünün çeşitli kademelerinde görev yapıyordu.

Bir bilgi kaynağına göre içlerinde oğlunun adı Fetullah, kızının adı Gülen olan da vardı.

Soruşturmanın savcılık ve Polis Genel Müdürlüğü’nden, iki üst düzey ayağı olacaktı.

Başsavcılıktan, Başsavcı Yardımcısı Muavini Ergül Kızılokgil, Polis Genel Müdürlüğü’nde ise Polis Genel Müdürlüğü 2. Yardımcısı Hüseyin Yeşildağlı, görevlendirildi.

Soruşturma için polis örgütünden elemanlar da verildi.

Mücahitler Sitesi’nde bir bölüm de soruşturma ekibine tahsis edildi. Bunun anlamı, soruşturmanın bina olarak Başsavcılık ve Polis Genel Müdürlüğü’nün dışına çıkarılmasıydı.

Ergül Kızılkokgil, soruşturmanın başında çok büyük heyecan sahibiydi. KKTC’de komutanlarla görüşme yanında, Ankara’ya gidip, FETÖ soruşturması bilgi havuzunda anında yararlanmanın koşullarını aradı. İstediği, Türkiye’deki soruşturmada Kıbrıs’la bağlantılı bir bulgu ortaya çıkarsa anında haberdar olmaktı.

Bunu başarabildi mi?

Başaramadı. Hatta Ankara, üst düzey kabul görmeyi beklerken, nerdeyse ortada kaldı. Zaman tepkisi öfkeye de dönüştü.

Soruşturmanın hangi aşamada olduğunu Başsavcılık ya da Polis Genel Müdürlüğü’nde bilen de olmadı.

***

Listedeki isimler sorgulandı.

Yasal süreci ileri götürecek bulgular elde edilmeden, Ali Adalıer, Bekir Abatay ve Vasfi Akın gibi Polis örgütünde Polis Genel Müdürlüğü’ne kadar önü açık görülen isimler de, “ Hakkında soruşturma olan” pozisyonuna sokuldu.

Polisle ilgili yasaya göre de hakkında soruşturma açılan isimler TERFİ EDEMEZ.

Soruşturma, artı eksi, iki yıl dolayında süredir devam ediyor.

Beş kişi için ihraç kararı verildi. Bu beş kişi de, yargı aşamasına gitse suç olup olmadığı belli olmayan FETÖ bağını kabul ettiği için, ihraç edildi.

Büyük olasılıkla dokuz isim için daha aynı işlem yapılacak. Beş, artı dokuz, toplam 14 kişi yargıya gidip hakkını ararsa ne olacak?

Fısıldanan, Yüksek İdare Mahkemesi göreve iade kararı verse de, görevlerine iade edilmeyecekleri.  O aşamada da GİZLİ İTTİFAK gündeme gelebilir, deniliyor.

***

126’dan 14’ü eksiltelim geriye kalacak olan kişi sayısı 112… Bu yüz on iki kişiyle ilgili, soruşturmayı ileri götürecek bulguya, iki yılın sonunda ulaşılamadı. Belki tutuklu değiller.. Ama, soruşturma devam ettiği sürece terfilere baş vurmayacakları için mağduriyetleri söz konusu. Tam da bu nedenle ağustos ayındaki beklenen terfilerden önce bu konu açığa çıkarılmalı. İkilemsiz suçlu olduklarına kanaat getirilenler için gereken yapılmalı, suçsuz olanlar ise, temelsiz töhmetten kurtarılmalıdır.

Bu dediğim noktaya gelinmesini siyasi erk de takip etmelidir. Bu duyarlılık gerçekleşmezse polis örgütünde YARGISIZ İNFAZ gerçekleşmiş olacak. Hem de, suçlama ve ileri işlem adımı olmaksızın.

Dereye görmeden paçayı sıvarcasına Ankara’ya, bu soruşturmada ismi geçenlerin çoğunluğunun FETÖ bağı  olduğunu bildiren ya da bildirenler olduysa, gerçeğin ne olduğunu,  bildirme görevini de üstlenecek.

***

Bir ayrıntıcık…

Beş kişiyle ilgili ihraç kararını veren Polis Hizmetleri Komisyonu’nun karar toplantısına emeklilik izinlerini kullanan Mağusa Polis Müdürü Ömer Tazeoğlu katılmazken,  PGM 2. Yardımcısı Hüseyin Yeşildağlı da soruşturma sorumluluğu nedeniyle katılmadı.

Konu yargıya giderse, bu ikili her hangi bir nedenle taraf olmayacak.

YORUM EKLE