Polisiye olaylar hızla artarken...

Ekonomik kriz, şu sıralar elbette en büyük sorunumuzdur.

Ancak ülkemizde başka sorunlar da vardır...

Yıllardır üstesinden gelemediğimiz birçok sorunla boğuşuyoruz.

Yaşadığımız sorunlara ek olarak ekonomik kriz de eklenince hayat çekilmez oluyor.

Türk Lirası’nın değer kaybetmesi, dövizin süratle yükselmesi sonucu baş gösteren ekonomik kriz dayanılmaz bir boyuta ulaştı.

Hayat her geçen gün daha pahalı oluyor, vatandaşın alım gücü düşüyor, halkımız fakirleşiyor.

Birçok işyeri kepenk indirdi, birçoğu iflasını vermeye hazırlanıyor.

Bazı işyerleri işçi çıkarmaya başladı.

Durum gerçekten korkutucu ve bu krizin sürecek olması da endişeleri artırıyor.

Böylesine bir ortamda bir de “polisiye olaylarla” uğraşıyoruz.

Bir taraftan ekonomik kriz bizi boğuyor, diğer taraftan kriminal olayların tehdidi altındayız.

Şiddet olayları ülkede gittikçe artıyor.

Şiddet hayatımızın her alanına girdi.

Cinayet, şiddet tehdidi, yaralama, darp, soygun, hırsızlık, gasp, cinsel saldırı, uyuşturucu ve daha birçok polisiye olay…

Olayların biri bitmeden diğeri başlıyor.

Tüm ülke polisiye olaylardan nasibini aldı ama en kötü durumda olan kent Girne…

Girne’de arka arkaya kriminal olaylar yaşanıyor.

Önceki hafta çocuk parkında bir kişinin uyurken cinayete kurban gitmesi kent halkını korkutmuştu.

Önceki gün güpegündüz, bir firmanın para taşıyan personelinin önünün kesilmesi, başına çekiçle vurulması, paraların çalınması, “Girne sokaklarında güvenli değiliz” düşüncesini hakim kıldı.

Girne’de daha birçok polisiye olay oldu.

Halbuki Girne bir turizm kenti, turizmin başkenti, yani en rahat, en güvenli kent olması gerekiyor.

Turistlerin huzurlu olabileceği, endişe etmeden sokaklarında yürüyebileceği bir kent olmalı Girne…

Girne sokaklarında saat 23.00 sıralarında banklarda uyuyan insanlar görmek olası...

Kimdir bu insanlar, neden evlerinde, otelde, pansiyonda değil de sokakta banklarda uyuyorlar?

Bu duruma bir son verilmelidir.

Polis önceki hafta operasyon düzenleyip, sokaklardaki insanları kontrol etti, kent denetimi yapıldı ama bunun düzenli yapılması, rutine dönüşmesi gerekiyor. Aksi halde başarılı olunamaz.

Denetim sürekli olmadığı için yine sokaklarda şüpheli şahıslar dolaşıyor, yine sokaklarda uyuyan insanlar var...

Kimdir bu insanlar, paraları var mı, yoksa beş parasız sokaklarda mı dolaşıyorlar?

Yıllardır bu konuda bir tedbir alınamadı, yeterince denetim yapılamadı.

Sürekli olarak aynı şeyleri söyleyip duruyoruz, ülkeye girişlerde sıkı denetim olmalı, öyle olmadığı için polis ve mahkemeler büyük bir yoğunluk yaşıyor.

Bakın Lefkoşa’da döviz bürosu soygununun failleri bulunamadı, Girne’deki soygunda 3 zanlı yakalanmasına rağmen, bir zanlı yurt dışına kaçtı, çalınan para da ortada yok...

Aynı şeyleri sürekli tekrarlıyoruz ama ülkenin sorma gir hanı olmasının önüne geçilmelidir.

Ülkeye girişler sıkı denetlenmeli, çalışmaya ve eğitim görmeye gelen kişilerle ilgili de itinalı davranmalı, kılı kırk yarmalıyız.

Kentlerde polis devriyeleri artırılmalı, devlet otoritesini hissettirmeli, Türkiye ile yapılacağı söylenen online sicil tarama sistemine hemen geçilmeli...

Bir dizi tedbir aldıktan sonra polisiye olayların azalmasını, hatta yok denecek düzeye çekilmesini sağlayabiliriz.

Bunca sorun içinde bir de insanların sokaklarda, evlerinde, işyerlerinde kendisini güvende hissetmemesi, karanlık kişilerin, suç odaklarının tehdidinde olması katlanılacak bir durum değildir.

YORUM EKLE