Politik kargaşanın gölgesinde, zamlar ve geçim mücadelesi

   Ünlü Rus yazar Çehov’un tiyatro oyununda, ilk perdede duvarda asılı bir tabanca varsa, o tabanca oyunun son perdesinde mutlaka patlar. Bu durum bana, UBP içinde yaşanan siyasi kaosu ve çekişmeleri anımsattı.
   Çehov’un eserindeki duvarda asılı tabanca, ilk önce UBP’ nin yapılamayan kurultayda görülmüş ve aradan geçen zaman içinde yaşanan hükümet krizlerinde devam etmiş ve en sonunda 5 gün süren Hükümette, hükümet ortaklarının 100 günlük eylem planı dayatması ve hükümetin istifası ile duvarda asılı tabanca patlamış ve Faiz Beyin dışında bir hükümet kurulmuştur.
   Bu bağlamda, 100 günlük eylem planının yeni hükümet programı içine yerleştirildiğini öğrendik. Peki hükümetin küçük ortakları, niye bu eylem planının, 5 gün süren hükümet programının içine konmasını istemediler ve ayrı bir protokol imzalanmasını talep ettiler? UBP yetkili kurulları ve organlarının, bu durumu nasıl içselleştirdikleri kamuoyu tarafından merak edilmektedir.
   Siyasette, son dönemde büyük kargaşa ve kaos yaşanırken, ekonomik tabloya bakacak olursak, asgari ücret, 4 kişilik bir ailenin gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırının oldukça altında kalmıştır. Nisan sonu itibarıyla, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 7.939 TL’ ye yükselmiştir.Ülkemizde net asgari ücret ise, 6.090 TL’dir. Sosyal yardım ve engelli maaşı alanlar ise daha da perişan vaziyettedir.
   KKTC ‘de 4 aylık enflasyon toplamı yüzde 34.20 ve geçen yıl nisandan, bu yıl nisana kadar yıllık enflasyon oranı da yüzde 88.81 olarak gerçekleşti. Halkın temel ihtiyaçları olan özellikle ilaç, akaryakıt, gaz ve elektriğe yapılan okkalı zamlar vatandaşları perişan etmiş, hayatı günden güne pahalılaştırmıştır.
   Ayrıca, zam furyasına ülkemizdeki cep telefonu firmaları da katıldı. Cep telefonu ücretlerine yüzde 22 ile 54 arasında de önemli oranlarında zam yapılmıştır. Çalışanların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin gözü, Haziran sonunda oluşacak olan hayat pahalılığı oranında yapılacak maaş artışındadır. Sakın ola, hükümet hayat pahalılığını durdurmaya kalkmasın. Aksi halde, ekonomik yıkım olur.
   Öte yandan, geçtiğimiz gün yeni Hükümet kurulduktan sonra, yetkililer, KKTC’ye TC’den 560 milyon TL aktarılacağını açıkladılar. Aslında, bu kaynağın bütçeye katkı olarak değil, Kıb-Tek’in Aksa’ ya olan borcuna ödeme yapmak için gönderildiğini, yapılan açıklamalardan öğrenmiş olduk.
   560 milyon TL’nin dışında, protokol gereği, alt yapı yatırımlarına, reel sektör desteklerine, kamu maliyesine ve savunma harcamalarına da kaynak gelmesi gerekmektedir. Bu alanlar için bugüne kadar henüz kaynak aktarılmamıştır.
   Madalyonun öbür yüzüne de bakacak olursak, Nisan 2022 sonu itibarıyla bütçe gelir- gider dengesinin artıda olduğu, Maliye Bakanlığı resmi sitesine yansımış durumdadır. Yerel gelirlerin artmasında, özellikle Güney geçişlerinden gelen gelirlerin ve artan ithalat rakamlarından elde edilen vergilerin, KDV ve fiyat istikrar fonundan gelen kaynakların büyük oranda etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
   Mayıs sonunda da, ülkemizde Kurumlar Vergisinin ilk taksit ödemeleri ile birlikte, yerel gelirlerde daha da artış olacağı ve bütçedeki rahatlığın devam edeceği öngörülmektedir.
   Bu bağlamda, geçtiğimiz ay, Maliye Bakanlığı, maaş ve piyasa ödemeleri olmak üzere, 1 milyar 160 bin TL ödemeyi, TC’ den herhangi bir kaynak gelmemesine rağmen,  kendi kaynaklarından yapmıştır. Demek ki ülkemizin yerel gelirlerinde son dönemde önemli gelişmeler olmuştur.
   Kamu Maliyesi’nin nisan ayı sonunda ödediği 1.160 milyar TL tutarındaki kaynağın içinde borçlanılan miktar yaklaşık 26 milyon TL’dir. Bu da bize yerel gelirlerin arttığını göstermektedir.Maliye’nin yaptığı bu ödemeler çoğunlukla maaş ve cari harcamalar olduğu için, yatırımlara ve diğer reel sektör desteklerine kaynak kalmamaktadır.
   Bu alanlara da kaynak yaratılması için, gelirlerin daha da artırılması gerekmektedir. Bu ülkede böyle bir potansiyel vardır. Bu çerçevede, eksik olan yasalar süratle tamamlanmalı ve kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilmelidir.
   Asgari ücretliler, haziran sonunda oluşacak hayat pahalılığı oranında, asgari ücretin artırılmasını beklemektedir. Son günlerde, Ülkede aç kalan insanların marketlerden hırsızlık yapmaya başladığı sıkça haberlere yansımaktadır. Bu durum, insanların çaresizliğini göstermektedir.
   Bütün bu sorunları çözecek olan ve sosyal devletin gereklerini yerine getirecek olan da, ülke ve halk için çalışacak bir icraat hükümetinin oluşmasıdır.
   Halkımız okkalı zamların altında ezilirken, ülkemizde bir türlü fiyat ve stok denetimleri yeterli şekilde yapılmamaktadır. Türkiye’ de ise, fiyatlarla ve stokçulukla ilgili çok sıkı denetimler yapılmakta ve caydırıcı cezalar kesilmektedir. Güney Kıbrıs’ ta ise bazı temel gıda, tüketim ürünlerinde azami kar marjı uygulaması yapılmaktadır.
   Halkımızın temel beklentisi, piyasayı ucuzlatacak tedbirlerin Hükümet tarafından acil olarak alınmasıdır. Son dönemdeki hükümetler bunu sağlayamamıştır. Hatta son yıllarda hükümetlerin icraat yapmadığı hükümet ortakları tarafından da seslendirilmektedir. Yazımızı bir atasözü ile bitirelim. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz..

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104