Purguridis: Anastasiadis 26 yıl daha kalsa, ortak zemin bulamaz

Rum Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromu ve müzakereci Andreas Mavroyannis, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler hakkında geçen gün Rum basınına bilgi vermişlerdi…

Bu bilgilendirmeden sonra, Rum meslektaşlarımızdan, ‘Politis’ gazetesi yazarlarından Hristos Purguridis, uzun bir makale yayınlamış ve diğer şeyler yanında şöyle demişti:

“Müzakerelerin bir anlamı ve perspektifi olması için, müzakere edenlerin, ortak bir temelde desteklenmeleri gerekir. Nikos Anastasiadis’in tam olarak altı yıllık Cumhurbaşkanlığının ardından, hala ortak zemin arıyoruz. Cumhurbaşkanının bu davranış şekliyle, başkanlıkta 26 yıl daha kalsa, ortak zemin bulunması söz konusu değildir.”

Daha nice gerçekler vardı söz konusu yazıda, ama biz bu kadarıyla yetiniyoruz.

Purguridis gerçekleri dile getirdi. Keşke bizim Dışişleri Bakanlığı bu yazıyı İngilizceye çevirip de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e göndermiş olsaydı. Ama gönderse de ne değişecekti? Genel Sekreter, raporunda Anastasiadis’i mi suçlayacaktı? Sıkar mıydı? Gelmiş geçmişlerde olduğu gibi, Guterres de etliye sütlüye dokunmadan bir rapor sundu.

BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, çözümün sürdürülebilir olması için kutuplaştırıcı söylemler yerine, açık ve yapıcı bir şekilde toplumların iyi bilgilendirilmesi gerektiği belirtildi. Genel Sekreter Guterres, “Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm, öncelikle tarafların elinde. Çözüm için her iki tarafın da, bütün konularda beklentilerinden daha azını kabul etmesi gerekir” dedi.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Kıbrıs Türk tarafı olarak, bölgedeki doğalgazda yüzde 30 hakkımız olmasına rağmen, Anastasiadis zırnık vermiyor. “Siyasi eşitliği tanımam” diyor. Türkiye’nin müdahalesinin kaldırılması, Türk askerinin gitmesi, Bakanlar Kurulu’nda Türk ortağın tam olarak söz hakkı olmamasını istiyor.   Daha neler istemiyor ki!

Genel Sekreter, ya da buraya gönderdiği Geçici Özel Danışmanı Lute, Anastasiadis’le ortak zemin bulunamamasının nedenlerini araştırdılar mı? Bence biliyorlar da, rapora koyamıyorlar. Koyma cesaretini gösterseler çıngar çıkacak, yer yerinden oynayacak. Mesela Anastasiadis, Türk askeri varlığına karşı çıkarken, Fransız askeri varlığına ses çıkarmıyor. İsrail askeri varlığına da! Bölgedeki birçok ülkeyle Türkiye ve KKTC karşıtı ittifaklar oluşturma varken, Guterres’in sözünü ettiği ortak zemine gelir mi Anastasiadis?

Onun derdi imanı, Türkiye’yi, edindiği dostlarla birlikte bölgede yalnızlaştırmak, kendi içine hapsetmek, böylelikle dedesinin malı (!) olan Akdeniz karasularında ve semalarında cirit atmak! Zamanında BM Güvenlik Konseyi sayesinde Türk ortağından çaldığı paya da sahip çıkarak, yoluna devam eden Anastasiadis’in yola gelmesini beklemek çölde su aramaya benzer.

Anastasiadis’in, çözüm konusunda ortak zemine yanaşmamasının, en başta gelen nedeni AB’nin, çözüm olmadan kendisini tek taraflı ve haksız yere üyeliğe almış olmasıdır. Şimdilerde de malum ülkeler tarafından daha da şımartılmasıdır. Gerek Guterres, gerekse Lute bu gerçekleri bildiği halde, raporunda vurgulayabiliyor mu? ‘Taraflar’ diyerek işi geçiştirmeye çalışıyor ve de esas zorluk çıkarana da sorumluluklarını hatırlatma gereğini duymuyor.

Aslında kapanmakta olan defteri kapanmamış gibi göstermek de, BM’nin iflas etmiş politikasının ürünüdür.

 

***

 

Debreli, Sevdalı, Ardan, Fellah

ve Yavuz ailelerinin acı günleri

 

Kıbrıs Türk halkının tanınmış simalarından, mücadele adamı ve Türk Mukavemet Teşkilatı mensuplarından Hasan Debreli’yi de kaybettik. Ailesi verdiği ‘Acı Kayıp’ ilanında, “Hayatını ailesi ve Kıbrıs Türk mücadelesine adamış iyi insan” diye bahsetti Hasan Debreli’den.

Şermende Hanımın çok kıymetli eşi Hasan Debreli, dün Lala Mustafa Paşa Camii’nde okunan öğle namazından sonra Gazimağusa Kabristanlığı’na dualarla defnedildi. Vefatı tüm sevenlerini yasa boğdu. Evlatları, torunları ve torun çocukları, acılarını tüm sevenleriyle paylaştılar.

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu ve DAÜ Rektörlüğü, üniversitenin Halkla İlişkiler ve Basın Müdürlüğü personeli Müge Debreli’nin değerli babası Hasan Debreli’ye rahmet, yaslı ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diledi.

Öte yandan aslen Piskobu’lu (Yalova) olup, Girne’de ikamet eden 1933 doğumlu Ahmet Salih Fellah bugün Karaoğlanoğlu’nda son yolculuğuna uğurlanacak. Fazile Hanımın canından çok sevdiği eşsiz insan, ailenin direği Ahmet Salih Fellah’ın altı evladı, gelin ve damatları ile torunları üzüntülerini dile getirerek, mekânının cennet olmasını dilediler.

Bu arada Lefkoşa’nın tanınmış simalarından, Sergen Ardan’ın eşi ve ailenin sevgili büyüğü Talat Ardan dün Lefkoşa’da defnedildi. Çocukları, torunları ve torun çocuğu Ayaz, büyük bir acı içinde olduklarını dile getirdiler. Meslektaşımız merhum Özer Hatay’ın eşi Müzeyyen Hanımım kardeşi olan Talat Ardan için tanınmış şirketlerden ‘Metgin’ taziye mesajında, direktörlerinden Mehmet Hatay’ın dayısı ve Finans Müdürü Savaş Hürsöz’ün kayınpederi Talat Ardan’a Allahtan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diledi.

Esat Sevdalı da dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Evlatları ve eşleri, ayrıca torunları ve torun çocukları, Sevdalı ailesinin direği, saygıdeğer iyi insan Esat Sevdalı’nın vefatından duyulan üzüntüyü ifadeyle, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Diğer yandan yine Lefkoşa’nın çınarlarından, değerli insan Şerife Yavuz da dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Evlatları ile torunları, mekânının cennet olması temennisiyle üzüntülerini tüm akraba, dost ve sevenleriyle paylaştılar.

Tümüne Tanrı’dan rahmet, yaslı aileleri ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dileriz.

 

YORUM EKLE