Ruhsuz bir hayata sürüklenmek

Ailesinin uygun gördüğü mesleği edinen bir erkek... Memuriyet hayatında yaşanan psikolojik şiddet (mobbing)... Çalışkan ve üretken bir kişilikten, umursuzluğa dönüşüm...
 

Bu yaşanmış hikayemizde iş hayatında yaşadığı psikolojik şiddeti (mobbing) bizimle paylaşan direnişçi bir erkek var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Hasan” olarak bahsedeceğiz…
   Eğitim hayatına kendi istediği, yeteneği olduğu konuda değil, ailesinin istediği alanda devam eden ve onların beklentisine göre meslek edinen Hasan, özel sektörde bir süre çalıştıktan sonra memuriyet hayatına başlar. İlk başlarda hayatından memnun olan Hasan, yöneticisinin değişmesi ile bir kabusun içine düşer. İş arkadaşı ve onun olumsuz etkilediği yeni yöneticisi tarafından mobbing yaşayan Hasan bu süreçte kendinden birçok şey kaybetmeye başlar.
   Gelin bu yaşanmış hikayeyi Hasan’ın ağzından dinleyelim:

 

Ailemin istekleri
 

Otoriter bir ailede, belli kuralların sınırları içinde büyüdüm. Eğitimli çekirdek ailemin benim için hep planları vardı. Bana kimse ne olmak istediğimi sormuyordu, ailem sürekli benim adıma ne olacağımı söylüyordu. İletişim ve sanatsal yönden yeteneğim vardı. Ama bu yeteneklerimle bağlantılı bir işte çalışmam hatta dile bile getirmem mümkün değildi.
   Geleceğimin şekillenmesinde ailemin istekleri ön plandaydı. Tabii gençken bunun ne anlama geldiğini, hayatım üzerindeki etkisini anlayacak durumda değildim. Benim için en iyi olduğunu düşündükleri yolda ilerlememi istiyorlar, bunu da beni çok sevdikleri ve mutluluğumu düşündükleri için yaptıklarını söylüyorlardı.

 

Memur olma şansı
 

Liseyi bitirdikten sonra yeteneklerimi ve yapmaktan zevk aldığım şeyleri unutarak, benden beklenilen alanda eğitimime devam ettim. Çalışkan bir öğrenciydim, başarım üniversitede de devam etti. Yüksek bir ortalama ile mezun oldum. Ülkeye geri döndükten sonra askerlik, farklı işlerde çalışma derken zaman geçti. Mesleğimi sevdiğimi söyleyemem ama elimde bulunan diploma ile yapabileceğim buydu. Zaten ailem mesleğimi yaptığım noktada maddi destek oluyor, bu konuda her zaman destek olacaklarını söylüyordu.
   Bir dönem ailemin desteğiyle memur olma şansı çıktı ve kabul ettim. İlk dönemler her şey güzeldi, özel sektörle karşılaştırdığımda işim rahat sayılırdı. Mesai saatleri, özlük hakları, hafta sonu çalışmama derken kendimi şanslı hissetmeye başlamıştım. Üstümle de aram iyiydi, çalışkanlığım ve fayda yaratma arzum hoşuna gidiyor, beni destekliyordu.

 

Farklı şeylerin önemi
 

Dönem değiştiğinde maalesef yöneticiler de değişiyor ve oturmuş düzende değişiklikler oluyor. Yeni gelen yöneticinin uhdesinde herşey yeniden yapılanıyordu. Kişilik yapısı ve yönetim şekli yeni dönemin nasıl olacağını da belli ediyordu. Yeni yöneticim ilk başlarda hepimize mesafeli davranıyor, ciddiyetini bozmuyordu. Her zaman için çok yoğun olduğunu, bir üst makama olan yakınlığını belli ediyordu.
   Zaman içinde ofisteki dengeler değişmeye ve bazılarımızla daha yakın olmaya başladı. Çalıştığım ofiste iş bilen kişi olarak tanınıyordum (bunu övünmek için söylemiyorum), meraklı ve çalışmayı seven bir kişi olarak öğrenmek için hep gayret gösteriyordum. Fakat zaman içinde çalışkanlığın değil, farklı şeylerin de önemli olabileceğini anladım.

 

İşin doğru yapılması isteği
 

Çalışmayı çok sevmeyen, işe gelmede düzensizlik gösteren ama ağzı iyi laf yapan bir arkadaş birden yöneticimizin gözdesi oldu. Bu süreçte benim de ofis hayatım değişmeye ve bir kabusa dönmeye başladı. Artık işe gitmek istemiyordum. Çalışkanlığın ve iş üretmenin, bilmenin dönemi bitmiş, yalakalığın dönemi başlamıştı. İlk başlarda işin doğru yapılması adına yaptığım taleplerim bana kötü bir şekilde yansımaya başladı.
   Bu sefer bu arkadaş beni düşman görmeye ve her seferinde olmadık şeylerle yöneticime beni şikayet etmeye başladı. Benimle ilgili ne söylediğini bilmiyordum ama nasıl söylüyorsa sorgusuz sualsiz olarak kendine inandırıyordu. Zaman içinde bana verilen işler azalmaya, bu arkadaşa sanki bizim üstümüz gibi davranılmaya başlandı. Beni ofis içinde izole ettirmişti. Diğer arkadaşlarım da benimle konuşmaya çekinir olmuştu.

 

Gurur kırıcı bir olaydı
 

Sürekli olarak sanki salakmışım gibi, benim hiçbir şeyden anlamadığımı ifade ediyor, işleri farklı anlatıp, sonuçta yanlış yapmama neden olacak şekilde kötülük yapıyordu. Hatta bir gün yöneticime beni şikayet edip, bana bağırıp çağırmasına neden oldu. O günü hiç unutmayacağım, çok gurur kırıcı bir olaydı. Ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. Kendimi çözümsüz hissediyordum. Haliyle psikolojik olarak çökmeye, uyku sorunu yaşamaya ve daha fazla alkol kullanmaya başladım.
   Bu süreçte kız arkadaşımla da aram bozuldu. Artık sinirli bir insandım ve yaşadıklarımın acısını ondan çıkarıyordum. Bana bağırıldıkça, aşağılandıkça, ben de kız arkadaşımdan sinirimi alıyordum. Anlayacağınız hayatım kötüye gidiyordu. Bu dönem hayatta ne istediğimi, ne yaparsam mutlu olurum diye düşünmeye başladım. Ve derinlere gizlediğim, beni gerçekte yapmaktan mutluluk duyacağım yeteneğim aklıma geldi.

 

Hayallerimi çalmışlar gibi
 

Ailemin istediği alan yerine, kendi yeteneğimin olduğu alana yönelseydim bu yaşadıklarımı deneyimlemeyeceğimi düşünmeye başladım. Bu sefer aileme karşı olumsuz bir ruh hali içine girdim. Sanki hayallerimi çalmışlar gibi gelmişti o dönem. Ruh halim giderek bozulmaya başlamıştı, farkındaydım ama profesyonel yardım almaya utanıyordum. Bir erkek olarak bunu kendime yakıştırmıyordum.
   Kız arkadaşım beni terk ettiğinde hayatım yeni bir döneme girdi. Suçlu olduğumu biliyordum ama kabul etmek istemiyordum. Bir süre bu duyguyla savaştıktan sonra profesyonel yardım almaya karar verdim. Kız arkadaşımı seviyordum ve iş hayatımda yaşadıklarımdan dolayı onu sonsuza kadar kaybetmek istemiyordum. Sonuç olarak sinirlerimi kontrol etmeye, daha az alkol kullanmaya ve işte yaşadıklarımı fazla ciddiye almadan, umursamadan yaşamayı öğrenmeye başladım.

 

Köhne bir yapı
Kız arkadaşımla barıştım, işte daha rahattım artık. Dönem değiştikçe yöneticiler değiştikçe her şeyin değişeceğini anladım. İş konusunda öne çıkmadan, yalnızca verilen görevleri yaparak, çok düşünmeden, üretmeden yaşamaya alıştım. Ruhsal sağlığım için mecbur kaldım. Yaşadığım mobbing üretmeyen, ruhsuz ve verimsiz bir kişi olarak iş hayatına devam etmeme neden oldu.
   Bu durumun değişmesi gerek, çünkü benzer şeyleri yalnızca ben yaşamıyorum. Bu da genel olarak verim düşüklüğüne, herkesin şikayet ettiği köhne bir yapının oluşmasına neden oluyor. Mobbing şiddetini önleyici bir ortamın yaratılması ve yasalarla desteklenmesi hem kamusal, hem de özel sektörde verimi arttıracaktır diye düşünüyorum. Bu sistemi insanlar yaratıyor, haliyle düzeltecek olanlar da bizleriz ve daha geç olmadan bu konuda çalışma yapılmalı.

 

*

ÖNERİ KÖŞESİ
Mobbing yaşayanlar ne yapmalı?
 

İş yerinde psikolojik şiddete (mobbing) maruz kalan Hasan’ın yaşadıklarıyla ilgili olarak, KKTC Mobbing İle Mücadele Derneği Başkanı Dr. Türel Özer Öksüzoğlu, mobbing yaşanması halinde yapılması gerekenler ile ilgili bilgi veriyor:
   “Mobbing; işyerinde bir kişinin veya birkaç kişinin, istenmeyen kişi olarak ilan ettikleri bir kişiyi, dışlayarak, sözlü ya da fiziksel tacizde bulunarak mutlak itaate zorlaması, yıldırması ve bezdirmesidir.
   İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) mağdur kişiye çeşitli stratejiler aracılığıyla uygulanır. Bu stratejiler genel olarak; örgütsel düzenlemeler, sosyal soyutlama, sözle saldırı, özel yaşama saldırı, söylenti yayma ve fiziksel saldırı olmak üzere altı kategoride olabilmektedir.
   Sosyal soyutlama, birey orda yokmuş gibi davranılması. Söylenti yayma, birey hakkında gerçekte olmayan bir durumun varmış gibi gösterilmesi ve insanlara aksettirilmesi. Sözle saldırıda bulunma, kişinin sürekli olarak aşağılayıcı sözlere, eleştirilere ve hatta küfürlere maruz bırakılması. Kişinin işini kaybedeceği, ayağının kaydırılacağı, hakkında soruşturma başlatılacağı gibi tehditlere maruz kalması. Fiziksel saldırı gerçekleştirmeye ilişkin tehditlerin yapılması, üzerine yürüme gibi davranışlar iş yerinde yaşanan psikolojik şiddet örneklerindendir.
   Örgüt de çalışanlarının bu durumundan etkilenir ve kurum içinde genel verim düşer, iş gücü ve ekonomik kayıplar başlar. İş stresi, tükenmişlik, bağlılıkta azalma, tatminsizlik ve performans düşüklüğüne kadar giden sorunlar oluşur.

 

Peki mağdur kişi bu durumda ne yapabilir?
  
Ülkemizde mobbingin tanımlanması konusunda çok ciddi eksiklikler ve yasal boşluklar olmasıyla birlikte, varlığının tespit edilmesi de çok zordur. Bu nedenle mobbing yaşanması halinde izlenmesi gereken adımları şu şekilde sıralayabiliriz:
   1-KKTC’de 2017 yılında kurulan Mobbingle Mücadele Derneği ile irtibata geçilerek yaşanan olayın gerçekten mobbing olup olmadığı konusunda uzman görüşü alınmalıdır.
   2- Üyesi olunan sendika ile yaşanan sorunlar paylaşılmalı ve destek talep edilmelidir.
   3-Sendika ve Mobbingle Mücadele Derneği işbirliği içinde ve güç birliği içinde oldukları için baskı unsuru olmaları söz konusudur.
   4-Mobbinge maruz kalan üyelerinin, arabuluculuğa rağmen, adil bir çözüme ulaşamadıkları takdirde şikayetlerinin yargıya taşımaları konusunda Sendikalar ve Mobbingle Mücadele Derneği öncülük yapar ve hukuksal danışmanlık, davaların takibi ve sonuçlanması konusunda destek sağlar.
   5- Özellikle bize ulaşan mağdurların emsal teşkil edilecek davaların kamuoyuna duyurulması, Mobbing vakalarının görsel ve yazılı basında yer almasını sağlayarak toplumsal desteğin oluşturulması, baskı gruplarının yaratılması ve zorbaların deşifre edilmesi başlıca yapmamız gerekenlerdir”.

 

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108