Rum tarafı sanki de çözüme hazırmış gibi kendi kendimize gelin-güveyi olmayalım!

   Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu biter bitmez yorumlar, değerlendirmeler alabildiğine sürüyor. Öyle de olması gerek. İlk turda elenen 11 adaydan bir kısmı rahat ise de, bir kısmı rahat değildir! İkinci turda partililerini nasıl yönlendirecekleri sancısı içinde olanlar vardır. Hangi siyasiler olduğunu burada tekrarlamaya gerek yok herhalde. Bu günlerde öyle ince hesaplar yapılıyor ki, daha önceki seçimlerde de aynı hesapları görmüştük.

   “Hangi parti, hangi adaya kayar?” sorusuna kesin yanıt verilebilir mi? Verilse de fire olmaz mı? Çünkü sandığa giden seçmen tamamen özgürdür ve bu özgür iradesini sandığa yansıtmak istemektedir. “Partim öyle istedi diye, ben onun direktifine uyacak değilim. Önce kendi vicdanıma danışırım” düşüncesinde olan seçmen sayısı az değildir.

   Finale kalan Ersin Tatar ve Mustafa Akıncı, siyasi partilerle temaslarını yoğun bir şekilde sürdüredursun, katılımın azlığını sadece Covid-19 olayına bağlamak da doğru değildir ve haklı bir gerekçe de olamaz. Uzun uzadıya burada yinelemeye gerek yok, ancak geçim derdinin en başta gelen husus olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii ki, bu her ne kadar cumhurbaşkanlığı seçimi ise de, ülkede siyasetin puan kaybettiği ve güvenin azalmakta olduğuna dair bir işarettir de! Bu noktada hasar gören güveni yeniden itibarlı duruma yükseltmek de siyasetçilerin, sağcısıyla solcusuyla tüm siyasi partilerin görevidir. Bunun başka nedenleri varsa da iyice araştırılmalı, kendilerini siyasi parti yerine koyup da, siyasi partilerin faaliyetlerini, topluma hizmet vermelerini kösteklemeye çalışanlar da konuşulmalıdır.

   Bu arada Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı’nın haklı eleştirilerine de kulak vermeden geçemeyiz. Esendağlı, “Yargının sistematik olarak ‘belli kesimlerce’ yıpratıldığı bir süreç izledik, buna rağmen sandıktan ufak bir farkla ‘hayır’ çıktı. Bu, yapılan saldırıların çok da büyük bir yankı bulmadığını gösteriyor. Siyasiler, referanduma giden süreçte bizi yalnız bıraktı. Propagandalarında referanduma yer vermediler. ‘Hayır’ diyen taraf ciddi şekilde örgütlendi ve buna izin verildi. Sebepleri irdelenmeli. Şunu iddia ederim, beş yıl sonra ‘hayır’ oyu verenler pişman olacak” şeklinde konuştu.

   Söz konusu kesimler, Esendağlı tarafından da, siyasiler tarafından da bilinmektedir. Bu kesimler konuya önyargılı yaklaşmakta ve bir yerde mahkemelerin çalışmasının tıkanmasından belki de medet ummaktadırlar. Bu da tabii ki onların düşünceleri…

   Gelelim tekrar 2’nci tura… Herhalde bu kez katılım daha yüksek olur diye düşünüyoruz. Seçmen iki aday arasında tercih yapacak. Sandıklardan gelen oylar sayılırken kuşkusuz nefesler tutulacak. Ancak her şeye karşın siyasi partilerin değerlendirmeleriyle birlikte, yaşanan hayal kırıklıklarının da uzun süreli olmaması en büyük dileğimiz. Örneğin Sayın Kudret Özersay deneyimli, bilgi dağarcığı dolu bir değerli şahsiyet olmasına rağmen, hükümetten çekilme kararının aceleye getirildiği üzerinde birçokları gibi, biz de aynı görüşteyiz. Çünkü iç ve dış gelişmeler, KKTC’de iş yapabilen istikrarlı bir hükümete ihtiyaç duyulduğunu işaret etmektedir.

   Bir de şu ‘Federal’ mı olsun, ‘Konfederal’ mı; ‘İki devletli’ mi, yoksa başka bir şey mi gibi sorularla vatandaşın, daha doğrusu seçmenin aklını karıştırmaya ne gerek var? Sanki de Rum tarafı, bizim istediğimiz, arzu ettiğimiz adil, kalıcı ve barışçı bir çözüm şekline hazırmış gibi bir hava estirilmek isteniyor ki, bu da toplumda algı operasyonu yaratmaktan başka bir şey değildir. Rum tarafı hiçbir şeye ne hazırdır, ne de razıdır!   Geride kalan 52 yıldan da mı ders alınmadı? Annan Planı referandumunda yenilen kazık mı unutuldu veya Crans Montana’da yapılan son toplantıdan mı hala ders çıkarılmadı? Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye heyeti yoğun bir çalışma içindeyken, Rum ve Yunan heyetlerinin uçak biletlerini çoktan kestikleri ve otelde valizlerini topladıkları bizzat açıklanmadı mıydı? Bu gerçekler ne çabuk unutulabilir? ‘Bıçak sırtında’ bir seçime giderken, vazgeçelim kendi kendimizi kandırmaktan ve kendi kendimize gelin-güveyi olmaktan!   

                                                                                 ***

İkinci tur sonucunu göremediler

   Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur sonucunu göremeden hayatını kaybedenlerden biri de, Lapta’nın sevilen simalarından, iyi insan Seyfi Şensoy idi. Dün Lapta’da sonsuz yolculuğuna uğurlandı. Evlatları Yalçın-Münüre Şensoy, Aysel-İbrahim Yaman, Nursel-Zeki Gürel, Birsel Şensoy, Cansel-Olgun Durak, torunları Yaşar, Hakan, Birtek, Arzu Nur, Yaren, Seyfi, Ayşe, Çise, Türker, Burçak, Baran ve Özgür, “Acımız sonsuzdur. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

   Bu arada Onbaşıoğulları’nın çınarı, merhum Talat Onbaşıoğulları’nın eşi, aileye şarkılar söyleyen, neşe dolu, lacivert gözlü kıymetli insan Havva Onbaşıoğulları dün sabah Yuvacık’ta defnedildi. Çok sayıda torun sahibi olan Havva hanımın evlatları Emine-Atıf Güven, Saadet Hassan, Sema, Semra ve Ercan Onbaşıoğulları, Ersoy-Sevcan Onbaşıoğulları, Sıtkıye-Sevgün Tekhanlı, “Acımız büyük, sevgimiz sonsuzdur” dediler ve tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntüyle duyururken, nur içinde yatmasını ve mekânının cennet olmasını dilediler.

   Öte yandan Salih Fevzioğluları’nın kayınbiraderi ve eşi Osman-Gülcan Ersoy ile yeğenleri Bayar ve Ömer Ersoy, Salih Fevzioğluları’na Allah’tan rahmet, değerli ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı temennisinde bulundular. Şehit Hasan Cafer İlkokulu Ailesi ve Okul Aile Birliği de, okulun müdüresi Kumru Sezen Kiremitçioğlu’nun değerli annesi Havva Sezen’e Tanrı’dan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı temenni etti. Muhaceret Dairesi Müdür ve Personeli adına yayınlanan taziye mesajında da, değerli mesai arkadaşları İlkin Bardak’ın sevgili babası Talat Güler’e rahmet, yaslı ailesine başsağlığı dileğinde bulunuldu.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75